COP31 ajandasında bir ilk: sağlık gündemi

Türkiye, ilk kez COP31 gündemine dahil ettiği sağlık başlığı altında; iklim değişikliğinin sebep olduğu sıcaklık artışları, aşırı hava olayları, hava kirliliği, temiz su ve gıda güvenliği ile bulaşıcı ve bulaşıcı olmayan hastalıkların toplum sağlığı açısından oluşturduğu risklere dikkati çekecek

Türkiye, ilk kez COP31 gündemine dahil ettiği sağlık başlığı altında; iklim değişikliğinin sebep olduğu sıcaklık artışları, aşırı hava olayları, hava kirliliği, temiz su ve gıda güvenliği ile bulaşıcı ve bulaşıcı olmayan hastalıkların toplum sağlığı açısından oluşturduğu risklere dikkati çekecekHaberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Daha önce yalnızca sağlık bakanlarının davet edilip yan etkinlikler düzenlenen COP zirvelerinde bir ilk yaşanacak. Türkiye’nin çabalarıyla sağlık ilk kez ana müzakere ajandasına taşındı. “Dinamik ve Dirençli Sağlık Sistemleri” başlığı altında Türkiye geçmişten bugüne uyguladığı tecrübeleri tüm dünyaya anlatma fırsatını elde edecek.Isıya bağlı hastalıklar ve ölümlerden, bulaşıcı hastalıkların değişen kalıplarına ve sağlık altyapısı üzerindeki artan baskıya kadar sağlık riskleri geniş bir yelpazede artıyor. Bu ortamda, sağlık sistemlerinin iklimle ilgili şokları öngörebilmelerini, absorbe edebilmelerini, uyum sağlayabilmelerini ve hızla iyileşebilmelerini sağlayacak yapısal bir dönüşüm geçirmeleri gerekiyor. “Uygulama Odaklı COP” vizyonu ve “Dinamik ve Dayanıklı Sağlık Sistemleri” temasıyla uyumlu olarak, COP31, yalnızca iklim değişikliğine dayanıklı değil, aynı zamanda düşük karbonlu, sürdürülebilir ve eşitlik odaklı sağlık sistemlerinin sistematik gelişimini de desteklemeyi hedefliyor.Erken uyarı sistemiCOP31’de, iklim değişikliğine duyarlı hastalıklar için çoklu tehlike erken uyarı ve müdahale sistemlerinin kurulmasını destekleyecek mekanizmaların gündeme gelmesi bekleniyor. Bu sistemler, salgınlara ve aşırı hava olaylarına hızlı ve koordineli müdahaleler yapılmasını sağlayacak. Tahminleme ve kanıta dayalı karar alma süreçlerini güçlendirmek için yapay zekâ ve dijital sağlık çözümlerinin kullanımının teşvik edilmesi de masaya yatırılacak konular arasında olacak.Zirvede sektörler arası koordinasyonun güçlendirilmesi ve Tek Sağlık yaklaşımının benimsenmesinin önemine dikkat çekilecek. İnsan, hayvan ve çevre sağlığına bütünleşik bir şekilde yaklaşarak, iklimle ilgili tehditlere karşı direnç artırılması için gerekenler ele alınacak.9 Kasım ‘Sağlık Günü’COP31 kapsamında, 9 Kasım “Sağlık Günü” olarak belirlendi. Türkiye, COP31’in “Uygulama COP’u” vizyonu kapsamında Antalya Dayanıklı Sağlık Sistemleri Girişimi’ni (AIR) başlatacak. Girişimle bilimsel kanıtların, uluslararası deneyimlerin ve iyi uygulamaların somut politikalara ve ölçülebilir eylemlere dönüştürülmesi, başarılı uygulamaların farklı ülkelere aktarılması ve sağlık sistemlerinin iklim risklerine karşı dayanıklılığının artırılması amaçlanıyor.Gıda güvenliği temasıİklim değişikliği artan sıcaklıklar, kuraklıklar, su kıtlığı, arazi bozulumu ve aşırı hava olayları yoluyla gıda sistemlerini giderek daha fazla tehdit ediyor, tarımsal verimliliği, tedarik zincirlerini ve kırsal geçim kaynaklarını zayıflatıyor. Zirvenin tarafları için gıda sistemlerinin dönüşümünün sağlanması da önemli bir başlık olacak. Gıda Güvenliği temasıyla, iklim şokları nedeniyle yaklaşık 318 milyon insanın karşı karşıya kaldığı akut gıda güvensizliğine çözüm bulmaya odaklanılacak. Ayrıca, küresel emisyonların üçte birinden sorumlu olan ancak iklim finansmanının yalnızca yüzde 4’ünü alan gıda sistemlerinin dönüştürülmesi amaçlanacak. Dayanıklı tarım sistemleri, daha güçlü su yönetimi ve iklim-su-gıda bağlantısı genelinde bütüncül yaklaşımlar yoluyla geçim kaynaklarını korumak üzere dayanıklı tarıma geçişin hızlandırılması için aksiyon alınacak.Halk sağlığı sorunuDünya Sağlık Örgütü (DSÖ) iklim değişikliğinin gıda güvenliği üzerinde büyük etkiler yaratmasının beklendiği uyarısında bulunuyor. DSÖ verilerine göre güvenli olmayan gıdalar her yıl yaklaşık 866 milyon hastalık vakasına ve 1,5 milyon ölüme yol açıyor. Çocuklar bu riskten en fazla etkilenen grup. Gıda kaynaklı hastalık yükünde bölgesel eşitsizlikler devam ederken, en büyük yük Afrika ile Güneydoğu Asya’da bulunuyor. Ayrıca dünya genelinde güvenli olmayan gıdalar nedeniyle her yıl 310 milyar dolar tutarında verimlilik kaybı ve sağlık harcaması meydana geliyor.Sürdürülebilirlik ofisi ile destekDünyanın karşı karşıya olduğu iklim krizi; su kaynaklarından gıda tedarikine, ekonomiden insan sağlığına kadar pek çok alanda geleceği yeniden düşünmeyi gerektiriyor. Bu kapsamda çalışmalarını hızlandıran Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi, COP31 öncesinde düzenlediği panelde sürdürülebilirlik ve iklim krizini kapsamlıca ele aldı. Panelde konuşan Doç. Dr. Buket Karatop, “İklim krizi sadece çevre değil gelecek demek. Biz gelecekten sorumluyuz” dedi. Karatop, çevre konusunun yalnızca atık yönetimiyle sınırlı algılanmaması gerektiğini söyledi. Fatih’teki tarihi yerleşkesinde yeşil alanları da barındıran üniversitede sürdürülebilirliği temel bir yaklaşım olarak ele aldıklarını belirten Karatop, “Çevre konusu, gelecek nesiller konusudur” dedi. Atık olarak görülen malzemelerin yeniden değerlendirilebileceğine dikkat çeken Karatop, “Atık diye bir şey yoktur; doğru dönüşüm yaptığınız sürece her şey değerlidir. Sürdürülebilirlik bir kaynak meselesi. Kaynakların nasıl kullanıldığı ve geleceğe nasıl aktarıldığı birlikte düşünülmeli” ifadelerini kullandı.‘Gelecek hepimizin’Bezmiâlem Vakıf Üniversitesinde YÖK’ün 2030 vizyon belgesi de dikkate alınarak Sürdürülebilirlik Ofisinin kurulduğunu aktaran Karatop, bu alandaki derslerle öğrencilerin de sürdürülebilirlik yaklaşımıyla buluştuğunu ifade etti. Buket Karatop, “Operasyonel çalışmalarımızı akademik çalışmalarla da destekliyoruz. Uluslararası bir kitap çıkaracağız. Gelecek hepimizin, doğa hepimizin” dedi.