Dubai efsanesi biterken

Hiçbir şey kalıcı değil. Üzerinde güneş batmayan Britanya İmparatorluğu bile tarihten silinip gitti. Ama bugün varlıklı, hareket kabiliyeti yüksek dar bir kesim, kendi hayatlarının üzerinde güneş batmayan bir düzen kurabileceğine inandı.

DOÇ. DR. EFE SIVIŞ - Kış aylarında 28-30 derecede denize girilen, sabah beach club’da kahve içilen, akşam şaşalı restoranlarda yemek yenilen, vergisiz gelirle cilalanmış bu hayatın başkenti uzun süre Dubai’ydi. Öyle ya… Nikki Beach’in, Nobu’nun, Loro Piana’nın olduğu bir yerde ne ters gidebilirdi?Haberin DevamıHaberin DevamıCevap uzun süre “hiçbir şey” oldu.Çünkü Dubai kendini modern çağın en büyük çelişkisi olarak sattı: Savaş ve kırılganlık coğrafyasının ortasında bir kapitalizm vahası. Cam kuleler çölden yükseldi, lüks markalar kusursuz bulvarlara dizildi, jet-set topluluk buraya akın etti. Herkes aynı şeye inanıyordu: Servet burada, Orta Doğu istikrarsızlığına bulaşmadan büyüyebilirdi. Ta ki 28 Şubat akşam yemeği saati sonrası Amerikalıların “Good morning after supper” (akşam yemeğinden sonra günaydın) sözüne uygun bir zamanda, İran saldırıları başlayana kadar…Haberin DevamıDubai’de nüfusun yüzde 90’ı yabancı. İnsanlar buraya ait değil, yalnızca burada bulunuyorlar. Vatandaşlık ihtimali yok, hayat kontratlara ve yatırımlara bağlı. Bu model istikrar varken kusursuz çalışıyordu ama güven sarsıldığında zafiyete dönüştü. Çünkü Dubai, sadakat üretememişti. “Gemiyi ilk fareler terk eder” sözü burada işlemedi. Dubai’yi bir hafta içinde sadece fareler değil herkes terk etti. Çünkü insanlar burada kök salmamıştı, geçici bir konfor satın almıştı. Elbet bir gün bitecekti. Yabancı çalışanlar için bir emeklilik sistemi dahi yoktu. Geçiciliğin daha net bir göstergesi olabilir miydi? İşte füze saldırıları bu geçiciliği görünür kıldı ve geri dönüşü öne çekti.Haberin DevamıHaberin DevamıBugün Dubai artık “Oasis of Certainty” değil; yeniden fiyatlanan bir risk alanı. Artık burada yaşamanın bedeline kiralar ve lüks tüketim masrafları kadar füze riski, aksayan uçuşlar, Hürmüz’ün güvenliği ve psikolojik baskı da eklendi. Dubai Premium artık daha yüksek bir risk primi gerektiriyor. Yatırımcılar bu riskleri üstlenip Dubai’de bulunmaya devam edecekler mi? Bu sorunun cevabı savaş bittiğinde verilecek.Haberin DevamıDubai’nin ekonomisi üretimden çok akışa dayanıyordu; insan, uçuş ve para akışı. Bu zincir aynı anda kırıldı. Hava bağlantıları aksadı, güvenlik riski seyahat planlarını değiştirdi, cruise şirketleri rotalarını Akdeniz’e ve Karayipler’e kaydırdı.Haberin DevamıLüks tüketimdeki sert düşüş bu kırılmayı görünür kıldı. Yatırımcılar kimsenin gözünün yaşına bakmaz. Amazon Dubai ve Abu Dabi ofislerini savaşın ilk günlerinde kapadı. Louis Vuitton Körfez satışlarının yaklaşık yüzde 50 düştüğünü açıkladı. Alışveriş merkezlerindeki yavaşlama ve duty-free gelirlerinin daralması, sistemin vitrininin çöktüğünü gösteriyor. Vitrin boşaldığında yalnızca ekonomi değil, hikâye de çöktü. İkonik Burj Al Arab otelinin tam bu dönemde uzun süreli renovasyona girmesi de simgesel… Efsaneler bazen yıkılarak değil, ışıkları kısılarak yavaş yavaş biter.Haberin DevamıDevletin açıkladığı milyar dolarlık destek paketleri, çöküşün dolaylı kabulü. Kusursuz işleyen bir model, acil destek ihtiyacı doğurmaz. Sigorta ve sağlık sektöründeki kontratlarda “savaş riski”, tahliye planları ve psikolojik destek gibi başlıkların ortaya çıkması, “consequence-free” Dubai döneminin kapandığını gösteriyor.Daha çarpıcı olansa güvenlik krizine verilen siyasi tepki. Dubai uzun süre “liberal” ve “sorunsuz” bir yaşam sahnesi gibi pazarlanmıştı. Influencer ekonomisi ve sosyal medya bu imajı besledi. Ancak savaşla birlikte farklı bir yüz ortaya çıktı. Saldırı görüntülerini paylaşanların gözaltına alınması, gazetecilere baskı, bilginin kontrol altına alınması... Güvenlik sarsılırken özgürlük alanının da daralması, efsanenin ikinci ayağını kırdı. Sorun sadece saldırılar değil, o saldırıların nasıl yönetildiği oldu.Haberin DevamıBu noktada Dubai’nin tamamen bittiğini söylemek kolaycılık olur. Şehir geçmişte de krizlerden çıktı ve hâlâ güçlü bir altyapıya, marka değerine ve sermaye çekim gücüne sahip. Bazıları için hâlâ cazip bir seçenek olabilir. Ama mesele zaten Dubai’nin yok olması değil; onu efsane yapan şeyin ortadan kalkması.Biten gökdelenler değil. Biten, servetin coğrafyadan bağımsız yaşayabileceği fikri. Biten, para akışının savaşın sesini bastırabileceği inancı. Biten, risksiz küreselleşme hayali.Dubai hâlâ ayakta. Kuleleri yerinde, vitrinleri parlak, sonsuzluk havuzlu otelleri açık ama artık aynı hikâyeyi anlatmıyor.