‘Karadeniz yeni bir çatışma cephesine dönüşmemeli’

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Macaristan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Anita Orban ile Ankara’da bir araya geldi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Macaristan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Anita Orban ile Ankara’da bir araya geldi. Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Asena Yatağan - Görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Fidan, özetle şunları söyledi:AVRUPA GÜVENLİĞİ TÜRKİYE’DEN BAĞIMSIZ DÜŞÜNÜLEMEZ: Türkiye-AB ilişkilerinin iç siyasi tartışmalara kurban edilmemesi gerektiğini vurguluyoruz. Macaristan’ın Türkiye’ye verdiği desteği kıymetli buluyoruz. Avrupa’nın güvenliğinin Türkiye’nin güvenliğinden ve imkanlarından bağımsız düşünülemeyeceğini de özellikle belirtmek isterim.TÜRK GEMİLERİ SALDIRILARDAN ETKİLENİYOR: Rusya-Ukrayna savaşının Karadeniz’e sirayet etmemesi için başından bu yana çok çalıştık. Montrö Sözleşmesi’ni titizlikle uygulamamız ve Karadeniz Tahıl Girişimi bu yaklaşımımızın örnekleridir. Ancak bugün savaşın Karadeniz’e yayıldığını görüyoruz. Sivil gemilere yönelik artan saldırılar can, mal, seyir ve çevre güvenliği açısından ciddi tehdit oluşturuyor. Karadeniz’in yeni bir çatışma cephesine dönüşmesine izin vermememiz gerekiyor. Uyarılarımızı ve çözüm önerilerimizi her iki tarafa da iletiyoruz. Özellikle Türk bayraklı, Türk sahipli ve Türk personelli gemilerin de bu saldırılardan etkilendiğini görüyoruz. Gemilerin taşıdığı tahılın uluslararası piyasalara ulaşmaması da ciddi bir gıda güvenliği sorunu oluşturabilir. Bunu önlememiz gerekiyor.‘Mekke bir savunma anlaşması’MEKKE SALDIRI ANLAŞMASI DEĞİL: Pakistan ve Suudi Arabistan’dan muhataplarımızın katılımıyla siyasi ve askerî komite toplantımızı gerçekleştirdik. Yemen’den gelebilecek saldırılara karşı savunma alanında ne tür yardımlar yapılabileceğine ilişkin askeri yetkililerimiz çalışmalarını sürdürüyor. Özellikle hava savunması, elektronik sistemler ve diğer teknik alanlarda nasıl destek verilebileceğini değerlendiriyoruz. Suudi Arabistan’ın desteklediği yerel hükümet güçleri sahada mücadelelerini sürdürüyor. Biz de olayın barışçıl şekilde çözümlenmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Bu bir savunma anlaşması, saldırı anlaşması değil. Kararımız, anlaşmayı en kısa sürede Meclis’e sevk etmek yönünde.‘Entegrasyon güçleniyor, güvenlik problemleri sürüyor’Ümran Stratejik Araştırmalar Merkezi Temmuz-Eylül 2026 dönemini kapsayan “Suriye Üç Aylık Değerlendirme Raporu” yayınladı. Raporda; SDG’nin feshi ve entegrasyonuyla merkezi yönetim güçlenirken, ABD ve Avrupa ile ilişkiler ve uluslararası meşruiyet alanında önemli ilerlemeler kaydedildiği belirtildi. Buna karşın İsrail’in askeri müdahaleleri ve ekonomik/enerji krizi, hükümetin karşı karşıya olduğu başlıca dış ve iç sorunlar olarak öne çıkarıldı.Raporda, SDG’nin feshi, Suriye’deki en önemli ayrılıkçı yapının sona ermesi ve Şam’ın ülke genelindeki egemenliğinin güçlenmesi olarak değerlendirildi. Bu, Şam’ın entegrasyon sürecinde inisiyatifi elinde tuttuğunun bir göstergesi olarak yorumlandı. Eski SDG liderlerinin artık Şam karşıtı aktörler yerine Suriye devletinin temsilcileri haline gelmesi ise önemli bir yapısal dönüşüm olarak belirtildi. Rapora göre, Abdi ve Ahmed’in daha düşük profilli devlet görevlerine atanması ise merkezi yönetimin karar alma gücünün arttığının göstergesi.Enerji KriziRaporda, yeni hükümetin karşılaştığı ilk büyük iç toplumsal sınav akaryakıt krizi olarak tanımlandı. Enerji fiyatlarındaki artışın doğrudan halkın yaşam maliyetini yükselttiği belirtildi. Sübvansiyonların kaldırılması ve neoliberal ekonomik politikalar ve küresel enerji fiyatlarındaki artışın toplumsal huzursuzluğu artırdığı vurgulandı. Raporda, ekonomik sorunların ve eğitim/dil tartışmalarının ise kısa vadede siyasi ve toplumsal gerilim üretmeye devam edeceği yorumu yapıldı.Türkiye’nin  ağırlığı artacakRaporda, SDG’nin feshi ve Suriye devletine entegrasyonu, Türkiye’nin ulusal güvenliği ve “Terörsüz Türkiye/Bölge” hedefleri açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirildi. Sürecin Türk-Kürt-Arap kardeşliğini güçlendirmesi, Türkiye’nin Suriye vizyonunun bölgedeki ağırlığını arttırabileceği vurgulandı. Rapora göre, İsrail’in Suriye’deki askeri faaliyetleri, Türkiye-İsrail arasındaki bölgesel rekabetin önemli bir boyutu haline geldi. Ebu Zuhur Hava Üssü saldırısı Türkiye açısından bir meydan okuma olarak değerlendirildi.