47,0327$% -0.01
53,8124€% 0.17
63,5244£% 0.85
6.124,93%-0,04
4.048,49%-0,08
14.079,97%-0,09
20:43
Meclis’te 15 Temmuz Anma Töreni’nde açıklamalarda bulunan TBMM Başkanı Kurtulmuş, “Darbeler zincirine milletimiz, 15 Temmuz gecesinin sabahı damga vurmuş ve artık darbeler geleneğini tarihin çöplüğüne atmıştır.” dedi.TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Meclis’te 15 Temmuz Anma Töreni’nde açıklamalarda bulundu. İşte TBMM Başkanı Kurtulmuş’un açıklamalarından öne çıkan satır başları: Sözlerimin başında 15 Temmuz günü kaybettiğimiz aziz şehitlerimizin hepsini rahmetle anıyorum. Açılışta Kur’an-ı Kerim okunurken hocamızın da okuduğu ayet-i kerimelerde ifade edildiği gibi Cenab-ı Allah şehitlerimizin durumunu bize şöyle bildiriyor. “Onlara sakın ha ölüler demeyiniz. Onlar Rableri katında sınırsız nimetlerle rızıklandırılırlar. Nimetlere mazhar olurlar. Onlar diridirler.” Şehitlerimizin ruhaniyetinin aramızda olduğu bilinciyle bu 10. yıl anmasını hep birlikte gerçekleştiriyoruz.”O GECENİN BİZE BIRAKTIĞI EN BÜYÜK MİRAS DEMOKRASİ VE MİLLÎ İRADENİN ZAFERİDİR” Sayın Cumhurbaşkanım, değerli misafirler. O gece aslında Türk tarihinin en önemli gecelerinden birisiydi. Bir tarafta cesaretin yer aldığı, bir tarafta kahramanlığın fevkalade yüksek derecede ortaya konulduğu, diğer tarafta da herhâlde bu toprakların tarihi boyunca gördüğü en büyük hainliğin sergilendiği bir geceydi. O gece tankların önüne çıkarak çıplak elleriyle tankları durdurmaya çalışanlarla, o gece milletin kendilerine verdiği silahların arkasına sığınanlar arasında bir mücadele oldu. O gece inançları, değerleri ve vatanına sahip çıkmak için tereddütsüz canını feda edenlerle emperyalistlerin kuklası, uşakları ve piyonları arasında büyük bir mücadeleye sahne oldu. O gecenin her bir dakikası fevkalade önemli hatıralarla doludur. Ama sonuç itibarıyla o gecenin bize bıraktığı en büyük miras demokrasi ve millî iradenin zaferidir.5 ÖNEMLİ GÜÇ Esasında Osmanlı’nın son döneminden itibaren Cumhuriyet tarihimiz boyunca da devam eden ve özellikle çok partili siyasi hayatımızda çok sıkça gördüğümüz, 30 Mayıs 1876’da Sultan Abdülaziz Han’a karşı yapılan darbenin bir nevi devamı olan darbeler zincirine milletimiz, 15 Temmuz gecesinin sabahı damga vurmuş ve artık darbeler geleneğini tarihin çöplüğüne atmıştır. 15 Temmuz’un en büyük kazanımlarından birisi buydu. 15 Temmuz’un ortaya çıkmasında, bu kahramanlık destanının yazılmasında da hiç şüphesiz çok fazla şey söylenebilir. Ama müsaadenizle beş önemli gücün altını çizmek isterim.Bu beş güç bir araya geldiği için böylesine büyük, destansı bir mücadele ortaya çıktı. Her şeyden evvel birinci önemli gücümüz siyasi liderliğin gücüydü. Sayın Cumhurbaşkanımız, darbenin en zor, en karanlık saatlerinde, az evvel de izlediğimiz gibi milletimizi bir televizyon kanalına bağlanarak “Ben buradayım. Siz de sokaklara çıkın. Direnin ve bu adamlara haddini bildirin.” mesajını vermesiyle birlikte milyonlar sokaklara döküldü. O akşam belki sadece Türkiye tarihi için değil, dünya demokrasi tarihi içinde de siyasi liderlikle halk arasında kurulabilecek sıcak mesajların hangi önemli sonuçları doğurabileceği çok net bir şekilde ortaya konuldu. Ben bir kere daha Sayın Cumhurbaşkanımıza, kendi huzurunda milletimiz adına şükranlarımı ifade ediyorum. O sadece bir telefon görüşmesi değil, zalimlerin ve hainlerin ayarını bozan, milleti cesaretlendiren önemli bir mesajdı. Vaktinizi almamak için kısa geçiyorum.Hiç şüphesiz o gecenin ikinci büyük gücü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gücüydü. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin o dönemki Başkanı olan İsmail Kahraman Bey, tereddütsüz bir şekilde Meclisi toplantıya çağırarak, Meclisteki bütün siyasi partilerin bu çağrıya uymasıyla birlikte büyük bir demokratik direnişin de ortaya konulmasını sağlamış oldu. Baktığınızda milletvekili arkadaşlarımız ulaşabildikleri yerden hızla Meclise gelerek Meclisin oturumunu başlattılar ve Meclis oturum hâlindeyken hainler bombaları atmak mecburiyetinde kaldılar. Ama Meclisin toplanmış olması, kot pantolonlarıyla ve spor kıyafetleriyle milletvekillerimizin demokrasiye sahip çıkması, inanın ki hem bu adamların, bu maşaların hem de efendilerinin ayarını bozdu. Milletin ve demokrasinin gücünü ortaya koymuş oldu.Üçüncü büyük gücümüz, artık millet yavaş yavaş sokağa çıkmaya başlarken camilerin minarelerinden yükselen sela sesleriydi. Sela seslerinin o diriltici nefesiyle birlikte milletimiz yeniden o çok sağlam köklerini hatırladı. İmanını tazeledi. Tabir caizse bir tecdid-i imanla sokaklara çıkarak “Ya Allah, bismillah.” diyerek bu hainlerin karşısına dikildi. Minarelerden yükselen sadece sela sesleri değildi. Minarelerden yükselen, bu milletin maneviyatının verdiği komutlar, bu milletin güçlü imanının ortaya koymuş olduğu büyük cesaret örneğiydi.Dördüncü büyük gücümüz ise hiç şüphesiz bütün bu süreç içerisinde tereddütsüz ailesini, çoluğunu, çocuğunu bir tarafa bırakarak, hiç tereddüt etmeden ölümü göze alıp sokağa çıkan milletimizin gücüydü. Kalabalıkların gücüydü. Milletimiz aslında sokağa çıkmasıyla birlikte sadece bir kalabalık olmadığını, millet olma bilincini yeniden sahiplendiğini de ortaya koydu ve Allah’ın izniyle bu hadsizlere haddini en güçlü şekilde bildirmiş olduk.O gecenin ihmal edilmemesi gereken bir diğer gücünün de medya olduğunu düşünüyorum. Hemen hemen tamamına yakını, kahir ekseriyeti Türk medyasının o gece bu sınavdan başarıyla geçti. Neredeyse tamamına yakını darbenin karşısında durdu ve elindeki imkânları kullanarak birçok devlet yetkilisinin televizyon kanallarına bağlanmasını temin etti. Milletin moralini artırmaya vesile oldu.””DERSLER ÇIKARARAK YOLUMUZA DEVAM EDECEĞİZ” Sayın Cumhurbaşkanım, değerli misafirler. 10. yılda daha serinkanlı bir değerlendirme yapmak durumundayız. Acımızı diri tutacağız. Öfkemizi asla dindirmeyeceğiz. Ama ülkemizin hiçbir zaman böylesine yanlış yollara sapmasına müsaade etmeyecek dersler çıkararak yolumuza devam edeceğiz. Herhâlde çok sayıda çıkardığımız dersin en başında gelen, devletin herhangi bir grubun veya herhangi bir zümrenin nüfuz alanı olmadığı ve olmaması gerektiği gerçeğidir. Devlet kimsenin babasının malı değildir. Devlet 76 milyonun hepimizin ortak şemsiyesi, hepimizin manevi gücü, hepimizin sığınağıdır. Bu çerçevede Türkiye’nin çok partili siyasi hayatında çoğu zaman şahit olduğumuz darbe teşebbüslerinde de gördüğümüz gibi devlet, şu ya da bu grubun ele geçireceği bir yer değildir. Devlet, millete Allah rızası için, milletin verdiği oylarla hizmet edilecek bir makamdır. Hiç şüphesiz aldığımız derslerden birisi de milletimizin aydınlık geleceğinin açıklık, şeffaflık, kurumlara bağlı sistem anlayışı ve güçlü kurumların varlığından geçtiğidir. Türk Silahlı Kuvvetlerini bu FETÖ’cü hainlerin nasıl zayıflattığını, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz bu hainlerden temizlendikten sonra çok daha iyi şekilde anlıyoruz. Dolayısıyla kurumların gücü, şeffaflık, açıklık ve kurala bağlı bir sistem anlayışından geçmektedir. Yine aynı şekilde güçlü devlet anlayışı, derin demokrasi geleneği ve hukukun üstünlüğüyle taçlanabilecek bir alandır. Dayanışmamız, millî bekamızın temel şartıdır. Eğer o akşam tereddütsüz siyasi farklılıkları bir tarafa bırakarak milletimiz millî dayanışma bilinciyle sokaklara çıkmamış olsaydı, belki sonuç farklı olacaktı.”TERÖRSÜZ TÜRKİYE’Yİ MİLLÎ BEKAMIZIN EN ÖNEMLİ UNSURLARINDAN BİRİSİ OLARAK İNŞA EDECEĞİZ” Sözlerimi tamamlarken Türkiye’nin bundan sonraki yolunun, bu ve benzeri çıkardığımız dersleri çok iyi çalışarak, daha da güçlendirerek yolumuza devam etmekten geçtiğini düşünüyorum. Bizim yolumuz kardeşliği büyüten bir yoldur. Bizim yolumuz adaleti tahkim eden bir yoldur. Bizim yolumuz meşru siyaseti zenginleştiren, genişleten bir yoldur. Ve bizim yolumuz, millî iradeyi her şeyin üstünde tutan, onu merkeze alan bir yoldur. Bu çerçevede, bu istikamette yürürken yolumuzu daha hızlı ve daha güçlü yürümek maksadıyla iki önemli ödevin de önümüzde durduğunu ifade etmek isterim. Bunlardan birisi, Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde, Sayın Devlet Bahçeli’nin fevkalade yol göstericiliğiyle başladığımız Terörsüz Türkiye sürecini Allah’ın izniyle başarıya ulaştırmak ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde gerekli yasaları hazırlayarak son noktaya ulaşabilmektir. Böylece 50 yılımızı kaybettiğimiz terörün karşısında, bir daha hiçbir şekilde bu ülkenin tek bir evladının eline silah almayacağı bir ortamı hazırlayacağız ve tam manasıyla Terörsüz Türkiye’yi millî bekamızın en önemli unsurlarından birisi olarak inşa edeceğiz. Hiç şüphesiz bu yolda yürürken ikinci büyük ödevimiz ise Türkiye’nin bu millete yaraşır yeni ve güçlü bir anayasaya olan ihtiyacının karşılanmasıdır. Yıllarca konuştuğumuz bu mesele, çağdaş, demokratik, katılımcı, kapsayıcı ve millî bir anayasa anlayışıyla ele alınmalı ve ümit ederim ki Terörsüz Türkiye ile ilgili işlerimizi Türkiye Büyük Millet Meclisinde tamamladıktan sonra bütün siyasi partilerin ortak çabasıyla yeni bir anayasa yapma sürecini de en kısa süre içerisinde başlatmalıyız. Tekrar bu töreni teşrif ettiğiniz için başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere bütün misafirlerimize Türkiye Büyük Millet Meclisi adına teşekkürlerimi ve şükranlarımı ifade ediyorum. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. İnşallah bu millet kıyamete kadar başı dik, kıyamete kadar kardeşçe birlik ve beraberlik içerisinde, hiçbir emperyalist gücün sözüne kulak asmadan güçlü bir Türkiye olarak yoluna devam edecektir. Allah milletimizi payidar kılsın. Devletimizi payidar kılsın. Hepinize selam ve saygılarımı sunuyorum.
Son dakika… Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner görevden uzaklaştırıldı
1
SGK’yı dolandıran sağlık ağı çökertildi! Hastalar üzerinden büyük oyun
1281 kez okundu
2
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İspanya Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Huertas'ı kabul etti
939 kez okundu
3
Komadan çıkan kadın konuştu: Beni eşim etti!
911 kez okundu
4
Personel servisi tankere çarptı! Otoyolda can pazarı
838 kez okundu
5
Antalya'da sır ölüm! 58 yaşındaki adam pansiyonda ölü bulundu
551 kez okundu