49,8320$%0,08
55,4149€%-0,11
66,2757£%-0,12
6.481,74%-0,29
4.045,15%-0,36
%
05:57
İklim değişikliğine karşı yeşil bir ekonomi amaçlanırken ‘adil geçişin’ de merkezde olması bekleniyor. Bu kapsamda COP31’de yalnızca çevresel konular ve sürdürülebilir kalkınma değil, emeğin ve kırılgan grupların korunması için planlamalar yapılması öngörülüyorHaberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Değişen iklim yalnızca çevreyi ve ekonomiyi etkilemiyor; insan haklarını ve cinsiyet eşitsizliğini kötüleştiriyor. Kadın ve kız çocuklarının yaşam biçimleri, geçim kaynakları, sağlık, güvenlik ve emniyetleri için özel riskler oluşturuyor. İklim değişikliğinin çocuklar ve kadınlar üzerinde daha ağır sonuçlarının olması beklenirken, BM’nin çeşitli raporlarına göre iklim krizinin 158 milyon kadın ve kız çocuğunu aşırı yoksulluğa itebileceği tahmin ediliyor. 236 milyon daha fazla kadın ve kız çocuğunun gıda güvensizliği yaşaması bekleniyor. İklim değişikliği nedeniyle yerinden edilen insanların yüzde 80’inin kadın olduğu belirtiliyor. İklim felaketi sebebiyle göç etmek zorunda kalan kadınlar ve kız çocukları şiddete ve cinsel istismara maruz kalma tehlikesiyle karşı karşıya. Birçok bölgede kadınlar, aileleri için yiyecek, su ve yakacak temin etme konusunda orantısız bir sorumluluk üstlenirken, iklim değişikliği nedeniyle bu kaynaklar kıtlaştığında, kadınlar daha çok çalışmak ve daha uzak mesafelere gitmek zorunda kalıyor. Bu durum, bazen annelerine artan yükü yönetmede yardımcı olmak için okulu bırakmak zorunda kalan kız çocukları üzerinde de ek baskı oluşturuyor.Kadın çiftçilerDünya Sağlık Örgütü’nün iklim krizinin sonuçlarını kadın sağlığı üzerinden değerlendirdiği çalışmalarında da kadınların biyolojik özelliklerinden dolayı suya ihtiyaçlarının daha yüksek olduğu vurgulanarak, yetersiz su sebebiyle kişisel hijyenlerini sağlayamadıklarına ve enfeksiyon bazlı hastalıklardan daha fazla etkilendiklerine dikkat çekiliyor. Öte yandan gelişmekte olan ülkelerde gıda üretiminin yüzde 45-80’ini kadın çiftçiler gerçekleştirirken, yaşanan iklim olayları özellikle üretim tarafında da kadın çiftçileri ve kadın tarım işçilerini olumsuz etkiliyor.Gençlik girişimiCOP31’de, gıda, su ve iklim politikalarının birbirinden kopuk değil bütüncül bir sistem olarak ele alınması hedeflenirken, Başkanlık, kaynak verimliliğini artıran ve iklim şoklarına karşı sektörler arası dayanıklılığı güçlendiren entegre yaklaşımları teşvik etmeyi amaçlıyor. Kadın çiftçiler, gıda üretiminin en önemli emekçileri olmasına rağmen iklim finansmanına erişimde zorluklar, engeller yaşıyor. COP31’de, bu engelleri azaltan ve kadınların dayanıklılığını güçlendirmeyi hedefleyen finansman araçlarının önünü açacak uygulamalar da görüşülecek.Gıda ve İklim Aksiyonu için Gençlik girişimi aracılığıyla COP31, genç kuşakları sürdürülebilir gıda sistemlerinin merkezine yerleştirmeyi hedefliyor. Bu kapsamda da tarımda yeşil istihdam, beceri gelişimi ve genç liderliği desteklenecek.COP31, üreticileri kuraklık, sel ve değişen iklim koşullarına karşı koruyan dayanıklı tarım sistemlerinin kurulmasını önceliklendirecek. Başkanlık, uyum odaklı uygulamaların ve dayanıklı teknolojilerin yaygınlaştırılmasını destekleyecek uygulamaları gündeme getirecek.Eğitim ve farkındalıkİklim değişikliğinden en az sorumlu olan çocuklar ve gençler, iklim krizinin yıkıcı sonuçlarından ise en çok etkilenecek olanlar. UNICEF’e göre yalnızca 2024’te iklim kaynaklı şoklar, 85 ülkede en az 242 milyon öğrencinin eğitimini kesintiye uğrattı. Türkiye COP31’de öncelikli alanlarından bir olan “gençlik ve eğitim” ile bugünün ve geleceğin kuşaklarını, iklim eylemini yürütmek ve adil, dayanıklı ve kalıcı bir dönüşümü desteklemek için gereken bilgi, beceri ve fırsatlarla donatmayı amaçlıyor. 10-24 yaş arası 1,8 milyar insanıyla gençler, iklim etkilerini en uzun süre yaşayacak nesli temsil ediyor; ancak karar alma süreçlerine anlamlı katılımları sınırlı kalıyor. Çocuklar ve gençler, iklim değişikliğinin etkilerine karşı en kırılgan kesimler arasında yer alırken aynı zamanda iklime dayanıklı ve düşük karbonlu bir geleceğe geçişi yürütecek kuşağı temsil ediyor. Sürdürülebilir ekonomilere geçiş, iklim bilgisi ve yeşil beceriler gerektiriyor. 2035’e kadar herkes için iklim eylemi eğitiminin sağlanması; iklim okuryazarlığını, uyum kapasitesini ve bilinçli karar almayı güçlendirirken gelecek kuşakları yeşil ekonomiye hazırlayan açık bir uygulama kilometre taşı sunuyor. Evrensel iklim eğitimi, farkındalık oluşturmanın ötesinde; iklim hedeflerini kalıcı uygulamaya ve uzun vadeli dayanıklılığa dönüştürmek için gereken nitelikli iş gücünün, bilinçli yurttaşların ve kurumsal kapasitenin oluşmasına yardımcı olacak.İklim elçileri hazırÇevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalara katkı veren Türkiye’nin İklim Elçileri de COP31’i heyecanla bekliyor. Üniversiteli genç iklim elçileri, iklim değişikliğiyle mücadelenin gerçek gücünün, kağıt üzerindeki hedeflerin sahada uygulanabilirliği ile ortaya çıkacağını dile getirdi. “Sonuçlarla biz yüzleşeceğiz, o yüzden masada biz de olmalıyız. Kaybedecek vaktimiz yok; enerjimizi ve sahadaki birikimimizi devletimizin gücüyle birleştirerek, kağıt üzerindeki planları gerçeğe dönüştürmeye hazırız. COP31 hayati bir fırsat” diyen elçiler, dünyanın dört bir yanından gelecek akranlarıyla kuracakları küresel bağlarla, mücadeleye omuz vermeye kararlı.Özel finansmanÇevre, Şehircilik ve İklim Değişikli Bakanlığı’nın ‘Sürdürülebilir Yeşil Büyüme ve İklim Politikaları Çalıştayı Sonuç Raporu’nda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın adil geçiş sürecindeki rolüne işaret edildi. Kayıt dışı istihdamın, sosyal yardımlarla toplanan veriler ve kadınların sosyal konumlarıyla birlikte ele alınması gerektiği belirtildi. Kadınların eğitime, finansmana erişimde özel bir yer verilmesinin önemine dikkat çekilirken, bunun yalnızca ulusal politikalarla sınırlı değil, şirketlerin kendi iç politikalarında da adil geçiş planlarına yansıması gerektiği ifade edildi. Adil geçişin finansmanı için İklim Kanunu kapsamında gelirlerin yüzde 10’una kadar kısmının adil geçiş faaliyetlerine yönlendirilebileceği belirtildi.
Kırılgan ülkeler için uygulama köprüsü
1
Avrupa’da en ucuz tatil Türkiye’de
335 kez okundu
2
Türkiye Petrolleri Kerkük’te! Tarihi adım: Günde 1 milyon varil petrol ve doğal gaz
292 kez okundu
3
“Hatay Deklarasyonu COP31 sürecinde küresel ölçekte yön belirleyen bir adım olacak”
237 kez okundu
4
‘Yapı’da COP31 gündemi
233 kez okundu
5
Bakan Bayraktar: Yenilenebilir enerjide yeni bir yatırım dönemine kapı aralıyoruz
228 kez okundu