DOLAR

47,3690$% 0.06

EURO

54,0742% 0.36

STERLİN

63,3242£% 0.48

GRAM ALTIN

6.231,27%1,02

ONS

4.089,74%0,91

BİST100

13.943,87%-0,95

Sabah Vakti a 02:00
İstanbul AÇIK 25°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

27 Temmuz 2026 Pazartesi

DİĞER YAZARLARIMIZ

KAAN’ın en kritik bileşenlerinden biri! Yerli uçak için renyum tesisi gerekli mi? Alternatifi yok 9 ülke yükü sırtlıyor

KAAN’ın en kritik bileşenlerinden biri! Yerli uçak için renyum tesisi gerekli mi? Alternatifi yok 9 ülke yükü sırtlıyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Uçaklar oldukça maliyetli bir üretim aşaması sonucunda herkesin yapmayı başaramadığı birer araçtır. Gökyüzüne hükmeden binlerce kanat arasında sivil ve askeri sınıf ayrımı, tüm üretim aşamasında kuralları yeniden yazıyor. Yerli uçağımız KAAN için sıklıkla konuşulan ‘motor üretimi ya da alımı’ için şifrelerden biri de ‘renyum!’ bu maden bir uçağın havada kalabilmesi için olmazsa olmaz bir malzeme. Üstelik de doğada bulunan haliyle kullanılamıyor ve onu kullanılabilir hale getirmek için tesisi olan yalnızca 9 ülke var! Peki yerli uçağını yapmak isteyen bir ülke için renyum ve renyum tesisi nasıl bir rol oynuyor?Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – Ticari uçaklar ve savaş uçakları birbirinden çok farklı teknolojik gelişimler ve becerilerle donatılmış olsa da üretim aşamalarında pek çok malzeme benzer şekilde kullanılır. Bunların en önemlilerinden biri olan ‘renyum’ devasa motorların sınırları zorlayan güçlerde çalışırken oluşturduğu sıcaklıklara meydan okuyor. Jet motorlarının türbin bıçaklarının yüksek sıcaklıklara dayanabilmesi için gereken koruma kalkanını kilosu binlerce lirayı bulan, doğada kullanılabilir şekilde bulunmayan ve yalnızca 5 ülkede üretilen ‘renyum’ sağlıyor. Öyle ki pek çok hurda uçağın motorlarının sökülüp gövdelerinin son derece değersiz bulunmasının nedeni de renyum! Çünkü çok büyük miktarda, yani 1 tonluk bakır zenginleştirilmesinden yalnızca 3 kiloya kadar renyum elde edilebiliyor ve bir yolcu uçağı için 25 ila 50, savaş uçağı içinse 8 ila 10 kilo renyum gerekiyor. Motorlar hurda uçakların gövdelerinden sökülüp ‘renyum geri kazanım tesislerine’ gönderiliyor ve burada bir miktar kayıpla da olsa geri kazanılıyor. Ancak renyum geri kazanım tesisi, renyum üretim tesisi ile aynı işi yapmıyor. Çünkü renyumun kullanılabilir ve işe yarar bir yapıtaşı olması için saflaştırılması ve zorlu işlemlerden geçmesi gerekiyor. Bu sistemler ise dünyada yalnızca 5 ülkenin sahip olduğu önemli bir yatırımın parçası. Yerli ve milli savaş uçakları, helikopterler ve füzeler inşa edilirken en önemli eksiklerin başında gelen ‘motor’ için de renyum kritik rol oynuyor. Tartışma konusu olan 5. Nesil Savaş Uçağı KAAN’ın motoru için de renyum olmazsa olmaz bir bileşen. Peki ama yerli uçak üretmek isteyen bir ülke için renyum ve renyum üretim tesisi olmazsa olmaz mı? Bu madenin uçak üretimindeki kritik rolünü ve önemini Karadeniz Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve KTÜ-TUSAŞ İHATERM Laboratuvarı Koordinatörü Prof. Dr. Ömer Necati Cora Milliyet.com.tr’ye anlattı.RENYUM’UN UÇAK ÜRETİMİNDEKİ KRİTİK ROLÜ! 1 UÇAKTA YÜZ BİNLERCE DOLAR Ticari uçakların jet motorları 1800 dereceye kadar ısınırken F-35 uçaklarında bu sıcaklığın 2000 dereceye dayandığı ölçülmüştü. Ancak bu değerlerin uçağa ve motora zarar vermemesi için bazı soğutma sistemleri ve üretim aşamasında önemli malzemeler bulunur. Jet motorunun en sıcak bölgesi olan yanma odası ve türbin kanatçıklarında nikel bazlı süper alaşımlar kullanılır. Renyum da tam olarak burada devreye girer. Qantas’ın 32 ve 72 (2008) sefer sayılı uçuşları, LOT Polish Airlines’ın 007 (1980) ve 5055 sefer sayılı uçuşları ve British Airways’in 2276 (2015) sayılı uçuşunda türbin bıçaklarının yeterinde soğutulamaması veya çeşitli nedenlerle fazla ısınması nedeniyle tarihe geçen kazalar yaşanmıştı. Bu olaylardan çıkarılan dersle artık uçaklarda yüzde 3 renyum kullanılması yerine yüzde 6 kullanılması kararlaştırılmıştı. Bu sayede metalin sıcakta uzaması minimuma indirildi. Ayrıca bu değişiklikler motorun itki gücünü ve verimliliğini de artırmıştı. F-35’lerde kullanılan Pratt & Whitney F135 motorları ve F-22’lerin motorları tamamen renyumlu alaşımlarla üretilir. Yani renyum, havacılıkta ve savuma sanayiinde kritik rol oynar. Üstelik yalnızca bir uçakta 25 ila 50 kilo renyum kullanıldığı göz önünde bulundurulduğunda uçak başına 375 bin dolar maliyet çıkıyor. Prof. Dr. Ömer Necati Cora renyumun uçaklardaki kritik görevlerini şöyle anlattı: “Bir jet motorunun 25 bin ila 45 bin parçası vardır. Bu parçaların tamamı zorlu şartlarda çalışmak için tasarlanmış ve çok hassas (mikron boyutunda) toleranslara sahip olacak şekilde üretim gerektirir. Sadece uçağın değil, uçağı meydana getiren bileşenlerin de, hammadde temini, üretim, kalite kontrol, servis (bakım, onarım) süreçlerinin sertifikasyonu söz konusudur. Bunların yanında, tedarik zincirini kurmak, gerekli finansman ve pazarlamayı sağlamak da gerekir. Bu süreçlerin hepsi hem zaman alıcıdır hem de büyük yatırımlar gerektirir. Aksi takdirde, başarılı bir jet motorundan bahsetmek mümkün olmaz. Bir jet motoru üretimindeki zorluklar 4 ana gruba ayrılabilir: Çalışma koşullarına uygun malzeme seçimi, mikron hassasiyetinde üretim toleransı, kırılgan tedarik zinciri, uzun vadeli finansal güçlü yapı. İlk maddenin renyum ile ilişkili olduğunu söyleyebiliriz. Şöyle ki, Renyum (Re), en yüksek ergime sıcaklığına sahip 3’üncü elementtir. Öyle ki ergime derecesi 3146 derece olup, sadece karbon ve tungstenin ergime sıcaklıkları renyumunkinden yüksektir. Bu da renyumu yüksek sıcaklık ve çevresel gerilmeler altında çalışan jet motoru kanatçıkları için kritik bir malzeme haline getirir. Türbin kanatçıklarında kullanılan nikel esaslı tek kristalli süper alaşımlara yüzde 3-6 arasında renyum ilavesi, söz konusu kanatçıkların sünme mukavemetini önemli ölçüde arttırır. Bu sayede türbin kanatçıkları, 40 bin d/dk dönüş hızında ve 1700 derece çalışma sıcaklıklarına dayanabilir.”YERLİ UÇAK YERLİ HELİKOPTER VE FÜZELERDE İZİ VAR! ADI: KRİSTAL PROJESİYerli uçak, helikopter ve füzeler için gereken motorları üretmek için zengin nadir toprak elementlerine sahiptik. Ancak işlemek için bazı birikim ve gelişimlere ihtiyaç vardı. 2015’te Savunma Sanayii Başkanlığı liderliğinde TEI, TÜBİTAK MAM ve Gür Metal ortaklığıyla başlatılan KRİSTAL Projesi, jet motorlarının en zorlu parçası olan Tek-Kristal Türbin Kanatçığı döküm ve imalat teknolojisini geliştirmek için yürütüldü. Bu önemli adım geçmişte kendi uçaklarını ve füzelerini I. Dünya Savaşı’ndan yoklukla çıkıp üretmeyi başaran Türkleri özüne döndürebilirdi. Bir kez yapmıştık, neden bir kez daha yapamayalım ki? Tek-kristal döküm teknolojisinde kullanılan yüksek sıcaklık nikel-bazlı süper alaşımların kimyasal formülünde ağırlıkça yüzde 3 oranında renyum bulunuyordu. Proje kapsamında dökülen ve TS1400, yani Gökbey motoru ile TF6000/TF10000 projelerinde kullanılan kanatçıklar renyum içeren bu alaşımlardan yapılmıştı. İşte bu motorlar ve havacılıkta ülkemizi adım adım göklere çıkarıyordu. Tabii tamamen yerli ve milli olması beklenen bir motor için yeterli hammadde bu topraklarda saklıydı ve değerlendirilmeliydi. Bunun için KRİSTAL Projesi’nde döküm ve işleme teknolojisi kazanıldıktan sonra, bu dökümde kullanılan renyumlu nikel bazlı süper alaşımların ham maddesini yerlileştirmek için 2021 yılında CEVHER Projesi başlatılmıştı.TF6000 ve TF10000 motorları, TF35000 veya F110 gibi devasa uçak motorlarına kıyasla daha küçük ve orta ölçekli turbofan sınıfındaydı. Yani motor başına düşen renyum hammadde maliyeti daha düşük ve ortalama 10 bin ila 20 bin dolar seviyesindeydi. TF35000 ise sınıfı itibarıyla F-22’de kullanılan Pratt & Whitney F119 veya F-35’in F135 motorlarıyla benzer boyut ve performans değerlerine sahipti. Motor başına renyum miktarı da farklıydı. TF35000 motorunun tek birinde kullanılan yüksek basınç türbin kanatçıkları ve yönlendirici vanalarda net olarak yaklaşık 5 ila 8 kg saf renyum yer alması öngörülüyordu. Bu durumda çift motorlu uçağımız KAAN için bu değerler yükseliyordu. TF35000 entegrasyonu tamamlandığında tek bir KAAN savaş uçağında toplam 10 ila 16 kilo civarında renyum bulunacaktı. Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Ar-Ge Merkezi tarafından geliştirilen ve 42.000 lbf itki sınıfıyla tanıtılan GÜÇHAN motoru da, 5. ve 6. nesil askeri jet motoru teknolojilerine hitap eden yüksek performanslı bir proje olarak öne çıkıyordu ve MSB’nin açıklamalarına göre GÜÇHAN motorunun yüksek basınç türbininde tek-kristal döküm malzemeler kullanılmıştı. Jet motoru literatüründe 1700 derece civarındaki türbin içi sıcaklıklara ve yüksek basınca dayanabilen tek-kristal nikel bazlı süper alaşımlar, yapısal olarak yüzde 3 ila 6 oranında renyum içermek zorundaydı. GÜÇHAN gibi ultra yüksek itkili motorlarda türbin kanatçıklarının aşırı sıcaklık ve merkezkaç kuvveti altında biçim değiştirmesini engelleyebilecek renyum dışında bir alternatif de yoktu.Peki renyum olmadan yüksek performanslı bir motorun yapılamayacağı bilinirken bunun için bir alternatif bulunabilir mi? Prof. Dr. Ömer Necati Cora şöyle açıkladı: “Renyumun yüksek ergime sıcaklığı nedeniyle malzemelerin yüksek sıcaklık performansına katkı yaptığını daha önce belirtmiştik. Savaş uçakları, sivil havacılık uçaklarına göre çok daha yüksek manevra kabiliyetine sahip olmak zorunda olduklarından bu uçaklarda kullanılan malzeme ve teknolojiler daha üst düzeydedir. Bu nedenle, hem renyuma bir alternatif oluşturmak hem de daha yüksek sıcaklıklara dayanıklı malzeme geliştirmek adına, seramik matrisli kompozit türbin kanatçıklarının (bıçakları) imalatına yönelik çalışmalar yapılıyor. Renyum katkılı türbin kanatçığı üretimi, bir uçak üretiminin kritik bileşenlerinden biridir ama bunun gibi kritik onlarca, yüzlerce bileşen vardır. Örneğin, sadece pilotların çevreyi görmelerini sağlayan aerodinamik şekilli ve saydam bir parça olan kanopi ve bunun üzerine uygulanan kaplama bile önemli bir teknolojik bilgi birikimi gerektiriyor. Bu nedenle ülkemizde birçok firma ve üniversitede bu ‘Öncelikli Teknolojik Alan’ konularında araştırma-geliştirme faaliyetlerine devam ediyor.”RENYUM TESİSİ KURMAK AVANTAJ SAĞLAR MI? ’17.5 TON RENYUM REZERVİ ÖNGÖRÜLÜYOR’ Prof. Dr. Ömer Necati Cora’ya göre, “Renyum rezervinin olması/bulunması halinde bu tür bir tesisin kurulması anlamlı olur. MTA verilerine göre, ülkemizde Bilecik’in Bozüyük ilçesindeki Muratdere sahasında gümüş ve molibdeniz yanısıra 17.5 ton da renyum rezervi olduğu öngörülüyor. Ancak bildiğimiz kadarıyla ülkemizde hâlihazırda renyum madenciliği yoktur.” Ancak kendi uçağını üretmese ya da güçlü bir savunma sanayiine sahip olmasa da renyum tesisi olan bazı ülkeler bu alanda dünyadaki egemen güçlerdir. Şili, ABD, Polonya, Özbekistan, Kazakistan, Çin, Ermenistan ve Rusya renyum saflaştırabilen ülkelerdendir. Öyle ki Şili dünyanın en büyük renyum tesisi işleyicisidir. Almanya, Fransa ve İngiltere’de ise saflaştırma yerine geri dönüşüm tesisleri bulunur. Tesis sahibi ülkelerin tamamının kendi savunma sanayiini kurmuş veya bu yönde kritik adımlar atmış olduğu göz önünde bulundurulduğunda güçlü bir savunma sanayii için emin adımlarla ilerleyen Türkiye için de bu tesis önemlidir. ABD, Çin, Rusya, İngiltere, Fransa ve Polonya renyumu kendi jet motoru ve füze programlarında doğrudan ‘stratejik bağımsızlık’ unsuru olarak kullanan en gelişmiş küresel aktörler arasındadır. Şili, Kazakistan ve Özbekistan ise güçlü ordulara sahip olsalar da ürettikleri renyumu çoğunlukla bu işleme teknolojisine sahip gelişmiş devletlerin savunma devlerine ihraç ediyor. Ayrıca tüm bu oranların dikkat çekici yanını da dünyadaki toplam renyum tüketiminin yüzde 80’e yakınının havacılık ve savunma sanayiinde kullanılıyor olması oluşturuyor. Dünyada yıllık toplam renyum üretimi sadece 50-60 ton civarındadır. Bu nedenle renyum tesisi barındırmak stratejik bir güçtür. Peki Türkiye renyum için hangi aşamada veya neler yapılmalı? Bir tesis kurmanın maliyeti ise 15 ile 100 milyon dolar olabiliyor. Yılda 6.5 milyon dolara kadar kazanç sağlayabilecek olan bu tesis Türkiye’ye de kurulabilir mi? Prof. Dr. Ömer Necati Cora sözlerini bunları da anlatarak noktaladı. “Renyum rezervlerinin en çok bulunduğu ülkeler Şili, ABD, Peru, Ermenistan, Kanada ve Çin şeklinde sıralanmaktadır. Tek başına renyum tesisinden ziyade, farklı elementlerin cevherden zenginleştirilmesine yönelik ihtisaslaşmış tesislerin kurulması önemlidir. Ülkemizde bu anlamda, son dönemde Eskişehir Beylikova’da dünyanın 2. en büyük nadir toprak elementi rezervinin değerlendirilmesine yönelik tesis yatırımlar yapılmış ve faaliyetler başlamıştır. Benzer bir tesis renyum için de pekâlâ kurulabilir. Ancak hammadde temini, teknolojik bilgi birikimi, finansman ve pazarlama sacayaklarının birlikte düşünülmesi gerekir. Renyumun nadir metallerden biri olması nedeniyle, geri dönüşümü de önem arz ediyor. Bu amaçla, dünyanın önde gelen uçak motoru üreticilerinden General Electric firmasının 2008 yılında Türk Hava Yolları ve diğer bazı havayolu şirketleriyle servis ömrü tamamlanan uçaklardan renyumun geri kazanılmasına dair bir işbirliğine gittiğini biliyoruz. Bir hava aracında en ileri malzeme ve üretim teknolojileri kullanılır. Kullanılan her bir parça ve üretim yöntemi sertifikasyona tabidir. Ülkemizin öncelikli teknolojik alanlarından olan savunma ve havacılıkta dışa bağımlılığı ve muhtemel ambargoları kırmak için araştırma-geliştirme faaliyetine ve teknoloji yarışında rekabete devam etmesi gerekir.” – Prof. Dr. Ömer Necati Cora

Devamını Oku

Peynirde Listeria alarmı

Peynirde Listeria alarmı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye genelinde satılan bir beyaz peynir partisinde “listeria” bakterisi bulunması üzerine gıda uzmanları, bu bakteriyi yiyeceklerden uzak tutmanın yöntemlerini Milliyet’e açıkladıHaberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Tahsildaroğlu beyaz peynirlerinin bir partisinde “Listeria monocytogenes” bakterisi tespit edilmesi üzerine Tarım ve Orman Bakanlığı, söz konusu ürünlerin piyasadan toplatıldığını ve üretici firmaya para cezası uygulandığını açıkladı. Gıda Güvenliği ve Beslenme Uzmanı Rümeysa Kayıran ise Listeria bakterisinin özellikle hamileler, yaşlılar, bebekler ve bağışıklık sistemi zayıf kişiler için ciddi sağlık riski oluşturduğunu belirterek, “Mikrobiyolojik Kriterler Yönetmeliği’nde tüketime hazır gıdalarda Listeria için sıfır tolerans uygulanıyor. Bu nedenle ilgili parti numarasına sahip ürün tüketilmemeli” dedi.‘Hijyen eksikliği’Kayıran, Listeria’nın her peynirde görülmediğini belirterek, “Beyaz peynir, taze lor ve yumuşak peynirler nem oranlarının yüksek olması nedeniyle daha riskli grupta yer alırken, eski kaşar, gravyer ve parmesan gibi uzun süre olgunlaştırılmış sert peynirlerde risk daha düşüktür” bilgisini verdi.  Bu bakterinin özelliğinin buzdolabında bile çoğalabilmesi olduğunu belirten Kayıran, en sık görülen bulaşma nedeninin üretim sonrası hijyen eksiklikleri olduğunu vurguladı. Pastörizasyon işlemiyle bakterinin büyük ölçüde ortadan kaldırıldığını ifade eden Kayıran, “Ancak paketleme hatları, temizlenmeyen ekipmanlarda oluşan biyofilm tabakaları nedeniyle ürün yeniden kontamine olabiliyor” diye konuştu.Nasıl saklanmalı?Gıda Mühendisi Aydan Dalbası “Peyniri ambalajından çıkardıktan sonra mutlaka kendi  kutusunda kapağı kapalı olarak ya da cam kaplarda muhafaza etmeliyiz. Listeria veya diğer patojen bakteriler kapalı ambalajın içine kendiliğinden giremez. Ancak buzdolabı raflarının temizliği, bakterinin peynire taşınmasını önlemek açısından önemli” dedi.Tüketicilere uyarılarAlışveriş sırasında ürünlerin soğuk zincirinin korunmuş olmasına dikkat edilmeli, ambalajı şişmiş, sızıntı yapan ya da vakumu bozulmuş peynirler satın alınmamalı.Peynir alışverişten sonra uzun süre araçta bekletilmemeli ve en kısa sürede buzdolabına ulaştırılmalı.Resmi makamların duyurduğu parti numarasına sahip ürünlerle karşılaşan tüketicilerin ürünü tüketmeyerek satın aldıkları noktaya iade etmeleri veya Alo 174 Gıda Hattı’na bildirmeleri lazım.Tüketicilerin açıkta satılan, kaynağı belli olmayan süt ve süt ürünlerinden kaçınmaları önem taşır.Özellikle çiğ sütten üretilen ve yeterli ısıl işlem uygulanmayan ürünler daha yüksek risk oluşturabilir.Ürünlerin üretim ve son tüketim tarihleri kontrol edilmeli.

Devamını Oku

Semicenk sevgisi yağmur dinlemedi

Semicenk sevgisi yağmur dinlemedi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Semicenk, 23. Uluslararası Erbaa Yaprak Fest’in ikinci günü hayranlarına unutulmaz bir gece yaşattı.Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Sağanağa rağmen alanı boş bırakmayan müzikseverler, şarkıları bir ağızdan söyledi. Kısa süre önce yayımlanan ‘Karışık Kaset 2’ albümünün devamını geleceğini müjdeleyen şarkıcı, “Halkımız arabeski seviyor. Biz de efsane olmuş arabesk şarkıları yeni nesille buluşturmak istedik. Çok güzel geri dönüşler aldık” dedi. 

Devamını Oku

Demirören Medya’ya 3 ödül

Demirören Medya’ya 3 ödül
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kayseri Gazeteciler Cemiyeti (KGC) tarafından düzenlenen Erciyes Basın Ödülleri’nde Demirören Medya 3 ödüle layık görüldü. Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Demirören Medya TV Grup Başkanı Murat Yancı, CNN Türk Özel Haber Şefi Fulya Öztürk ve Demirören Haber Ajansı (DHA) Muhabiri Furkan Kavuklu, başarılı çalışmalarıyla ödül alan isimler arasında yer aldı.Kayseri’de düzenlenen ödül törenine Vali Gökmen Çiçek, Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, ilçe belediye başkanları, kamu kurumlarının temsilcileri ile yerel ve ulusal basın mensupları katıldı.Törende konuşan Vali Gökmen Çiçek, Kayseri basınının özellikle 6 Şubat depremleri ile toplumsal olaylardaki yayıncılığını överek, doğru ve hızlı haberciliğin dezenformasyonun önüne geçtiğini söyledi. Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç da ödül alan gazetecileri tebrik ederek, organizasyonda emeği geçenlere teşekkür etti. KGC Başkanı Metin Kösedağ ise törene katılanlara teşekkürlerini iletti.

Devamını Oku

Aşk rüzgârıyla sörf yaptı

Aşk rüzgârıyla sörf yaptı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

‘Arka Sokaklar’ dizi setinde başlayan aşkları dolu dizgin devam eden Sarp Levendoğlu ile Felicia Sağnak’ın, Datça tatili romantik anlara sahne oldu. Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Sezonun yorgunluğunu birlikte atan oyuncu çift, tatil karelerini takipçilerinin beğenisine sundu. Uçurtma sörfü yapan Levendoğlu’nun, sevgilisini öpücüklere boğduğu anlar dikkat çekerken, çiftin gün batımı pozları beğeni yağmuruna tutuldu. 

Devamını Oku