49,8218$%0,07
55,4172€%-0,12
66,2754£%-0,12
6.511,77%0,17
4.057,05%-0,07
%
05:57
28 Ekim 2026 Çarşamba
Dünya iklim değişikliğinin yarattığı sorunlarla yüzleşirken Türkiye, iklim diplomasisi ve uluslararası organizasyonlar tarihinin en büyük etkinliklerinden biri olan COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 9-20 Kasım’da Antalya’da yapılacak zirvede Türkiye, ‘artık söz değil eylem zamanı’ vurgusunu yapacakHaberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Meltem Güneş / İklim değişikliği, sınır tanımayan ve gelişmişlik düzeyinden bağımsız tüm ülkeleri etkileyen ve günümüzün en önemli küresel krizlerinin başında geliyor. Sıcaklık artışı, kuraklık, sel, orman yangınları, biyolojik çeşitlilik kaybı, aşırı hava olaylarının sıklığı ve şiddetinin artması, deniz seviyesinin yükselmesi, buzulların erimesi, gıda güvensizliği ve sağlık risklerinin artması gibi sürdürülebilir kalkınmayı doğrudan etkileyen iklim değişikliğinin olumsuz etkileri Türkiye’de ve dünyada giderek artıyor.Dünya iklim değişikliğinin yarattığı sorunlara çözüm ararken Türkiye, iklim diplomasisi ve uluslararası organizasyonlar tarihinin en büyük etkinliklerinden birine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 9-20 Kasım’da Antalya’da yapılacak olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) 1 milyonu aşkın ziyaretçinin geleceğinin öngörülürken organizasyon kapsamında 11-12 Kasım tarihlerinde düzenlenecek Liderler Zirvesi’ne 100’e yakın ülke liderinin ve 300’e yakın bakanın katılması bekleniyor.COP nedir?Conference of the Parties (COP) (Taraflar Konferansı), 1992’de kabul edilen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında her yıl düzenlenen en üst düzey küresel iklim zirvesi. Dünyanın dört bir yanından devlet ve hükümet başkanları, bakanlar, bilim insanları, iş dünyası liderleri ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getiren COP, iklim değişikliğiyle mücadelede ortak eylemi müzakere etmek ve ilerletmek için birincil platform niteliğini taşıyor. COP’lar, Tarafların (hükümetlerin) küresel ısınmayı sanayi öncesi seviyelerin 1,5°C üzerinde mümkün olduğunca sınırlama yönündeki temel Paris Anlaşması hedefine ulaşmak için küresel çabaları değerlendirdiği yerler.Taraflar, sera gazı emisyonlarını azaltma ve iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlama yolları, Kayıp ve Hasar (sel, kuraklık ve diğer iklim felaketlerinden ağır şekilde etkilenen savunmasız ülkeler için fonlama anlamına gelir) ve ülkelerin ekonomilerini yeşillendirmelerine ve iklim değişikliğine karşı direnç oluşturmalarına yardımcı olacak araçlar (finansman, teknoloji ve kapasite geliştirme) konusunda kararlar alırlar. İlk COP, 1995’te Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlendi. Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31 bu küresel sürecin 31. oturumunu ifade ediyor.Adım adım COP31İklim değişikliğiyle mücadelede COP’lar çok önemli. Hükümetlerin bir araya gelerek ilerlemeyi ölçtüğü ve birbirlerinin koşullarını dikkate alarak iklim değişikliğiyle mücadele etmenin en iyi yollarını müzakere ettiği bu toplantılar, iklim değişikliği tehdidine dikkat çekme fırsatı sunuyor. Özel sektör, sivil toplum, sanayi ve bireylerin katılımı olmadan dünyanın iklim kriziyle yeterince mücadele edemeyeceği hatırlatılırken, iklim değişikliği tehdidine olan ilgiyi artırma fırsatı da sunuyor.1992: UNFCCC’nin kabulü ile Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Rio de Janerio’daki Dünya Zirvesi’nde kabul edilerek uluslararası iklim iş birlğinin temelleri atıldı.1995: İlk Taraflar Konferansı topnarak sözleşme çerçevesinde hükümetlerarası müzakereler başladı.1997: Kyoto Protokolü kabul edilerek gelişmiş ülkeler için yasal olarak bağlayıcı emisyon azaltım hedefleri getirildi.2009: Kopenhag’da iklim değişikliği en yüksek siyasi düzeyde tartışıldı.2015: Paris Anlaşması kabul edildi ve tüm tarfalar küresel sıcaklık artışını 2 derecenin altında tutmayı ve 1,5 derece yolunda çaba göstermeyi kabul etti2023: Taraflar enerji sistemlerinde fosil yakıtlardan geçiş yapmayı ve kürelsel enerji dönüşümünü hızlandırmayı kabul etti2024: Bakü’de Taraflar 100 milyar taahhüdünün ötesinde yeni bir toplu nicel iklim finansı hedefi belirlemeye odaklandı.2026: COP31’de finansman, teknoloji vedayanıklılık alanlarında uygulamayı ilerletmek, iş birliğini güçlendirmek ve sonuç teslimatını hızlandırmak üzerine toplanıyor.Nihai amaca ilerlemeCOP’un temel işlevlerinden biri, taraflarca sunulan ulusal bildirimleri ve sera gazı envanterlerini incelemek.COP; ülkelerin aldığı önlemlerin etkisi, sözleşmenin nihai amacına doğru ilerleme ve iklim iddiasının ve uygulamanın güçlendirilmesi gibi konuları değerlendirir.BM İklim Değişikliği Sekreterliği’nin rolü nedir?Sekreterya, BM iklim değişikliği sürecinin koruyucusu olarak görev yapıyor. Sekreteryanın COP’lar sırasındaki temel görevi, delegelerin doğru yerde, doğru zamanda, gerekli belgelerle ve ihtiyaç duydukları tüm olanaklarla donatılmış olarak bulunmalarını sağlamak için müzakereleri verimli bir şekilde yönetmek. Sekreteryanın bir diğer önemli rolü ise, COP’lar sırasında taraf olmayan aktörleri resmi çalışma programlarına dahil ederek ve çok paydaşlı diyalogları düzenleyerek sürece katmak. Bu aktörler arasında şehirlerin, bölgelerin, işletmelerin, yatırımcıların ve sivil toplum gruplarının temsilcileri yer alıyor.Ev sahibi ülke nasıl seçiliyor?COP’ların en önemli süreçlerden biri konferansa hangi ülkenin ev sahipliği yapacağı. Bu kapsamda, bölgesel grup üyeleri, bölgelerinden hangi ülkenin konferansa ev sahipliği yapma teklifinde bulunacağına karar vermek için istişarelerde bulunuyorlar. COP’un ev sahibi ülkesi normalde beş Birleşmiş Milletler bölgesel grubu (Afrika Grubu, Asya-Pasifik Grubu, Doğu Avrupa Grubu, Latin Amerika ve Karayip Grubu (GRULAC) ve Batı Avrupa ve Diğerleri Grubu (WEOG)) arasında dönüşümlü olarak belirleniyor. Anlaşmaya varıldıktan sonra, bölgesel grup tarafından konferansa ev sahipliği yapmak üzere seçilen ülke, bölgesel grubu aracılığıyla teklifini resmen UNFCCC sekreterliğine gönderiyor. COP, teklifleri değerlendirir ve genellikle “Gelecek Oturumların Tarihleri ve Mekanları” başlıklı bir karar alarak teklifi kabul eder. Ardından sekreterlik, “oturumların düzenlenmesi için gerekli tüm lojistik, teknik ve mali unsurların mevcut olup olmadığını” belirlemek üzere potansiyel ev sahibi ülkeye bir araştırma gezisi düzenliyor ve yılın başlarında Büro’ya rapor veriyor.Ev sahibi ülke gündem belirleme ve küresel anlaşmalar için gerekli diplomatik süreci yönetme imkânının yanı sıra iklim dışındaki konularda da diplomatik ağırlık kazanıyor. Genellikle COP Başkanlığını yürüten ülke konferansa da ev sahipliği yapıyor. Ancak, ev sahipliği teklifi gelmezse, varsayılan yer Almanya’nın Bonn kentindeki sekreterya merkezi kabul ediliyor.Türkiye’nin ev sahipliği süreciTürkiye’nin ev sahipliği, ülkenin hem Avrupa hem Asya hem de Orta Doğu iklim diplomasisi bağlantılarını bir araya getiren coğrafi konumu ve artan yenilenebilir enerji/döngüsel ekonomi taahhütleriyle ilişkilendiriliyor. Geçen yıl Brezilya’nın Belem kentinde düzenlenen COP30’da, COP31’e ev sahipliği yapmak için aday olan Türkiye ve Avustralyaarasındaki müzakerelerde sıcak günler yaşandı. Avustralya Başbakanı Anthony Albanese ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan mektuplaştı ancak iki ülke de adaylığından geri adım atmadı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Başkanı Murat Kurum, Tükiye’nin Avustralya ile ortak COP31’e ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu belirtti.Avustralya çekildiTürkiye ile Avustralya arasında devam eden müzakereler 20 Kasım’da Avustralya’nın adaylıktan çekilmesiyle sonuçlandı. COP31’in başkanı da ev sahibi de Türkiye oldu. İki ülke arasındaki anlaşmaya göre, Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen ise “Müzakereler Başkanı” olarak Türkiye’deki görüşmeleri yönetmek için görevlendirildi. Kurum, Resmi Gazete yayımlananCumhurbaşkanlığı genelgesiyle COP31 Başkanı olarak görevlendirildi. Avustralya temsilcisi Bowen, ayrıca COP31 boyunca COP Başkan Yardımcısı oldu. Türkiye COP31’de ev sahibi ülke olarak tüm lojistik ve operasyonel sorumlulukları üstlendi. Türkiye ve Avustralya, birbirleriyle istişare ederek süreci devam ettiriyor. Görüş ayrılığı olursa, anlaşma sağlanana kadar istişareler sürdürülüyor.Zirve’nin kalbi EXPO’da atacakCOP31’in yaklaşık 197 ülkeyi bir araya getirmesi bekleniyor. Zirveye 1 milyondan fazla ziyaretçi beklenirken, dev organizasyonun oturumları, Antalya EXPO Fuar Alanı’nda oluşturulan ‘mavi’ ve ‘yeşil’ bölgelerde gerçekleştirilecek. Mavi bölge, Birleşmiş Milletler yetkisi altında yönetilen resmi müzakere alanı olacak. Yeşil bölge ise Türkiye’nin koordinasyonunda iklim çözümlerinin, yenilikçi projelerin, toplumsal girişimlerin ve farkındalık çalışmalarının sergilendiği daha geniş katılımlı bir yer olacak. Konferans kapsamında 11-12 Kasım tarihlerinde Dünya Liderler Zirvesi gerçekleştirilecek. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “COP31, Antalya’da yaklaşık 2 milyar dolarlık doğrudan ekonomik hareketlilik oluşturacak. Dahası, çarpan etkisiyle toplam katma değerinin 3-4 milyar dolara ulaşmasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.Söz değil eylem zamanıMedeniyetin başladığı bir toprağın mirasından ilham alan Türkiye; iş birliğine dayalı, adil ve sürdürülebilir küresel iklim geleceği için çağrıda bulunuyorGezegen için dönüm noktasıDünya iklim değişikliğinin yarattığı sorunlarla yüzleşirken Türkiye, iklim diplomasisi ve uluslararası organizasyonlar tarihinin en büyük etkinliklerinden biri olan COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 9-20 Kasım’da Antalya’da yapılacak zirvede Türkiye, ‘artık söz değil eylem zamanı’ vurgusu yapacak.Geleceğin COP’u olacakCOP31, küresel iklim krizinin derinleşen etkileri ve jeopolitik belirsizliklerin gölgesinde, insanlığın ortak geleceğini güvence altına alacak en somut adımların merkezi olacak. Türkiye’nin ‘Geleceğin COP’u olarak şekillendirdiği bu vizyon; iklim eylemini soyut vaatlerden ve kağıt üzerindeki taahhütlerden kurtararak, sahada doğrulanabilir, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir uygulama dönemine taşıması bakımından gezegen için tarihi dönüm noktası olarak görülüyor.Türkiye’nin hikâyesiMedeniyetleri kucaklayan Anadolu’nun insan ile doğa arasındaki beraberliğe ev sahipliği, binlerce yıl öncesine dayanıyor. Doğanın şifasına ve şefkatine daima inanan Anadolu insanı bugün sürdürülebilir bir gelecek için öncü oluyor.Hangi temalar öncelikli olacak?COP31 sürecini ‘diyalog, uzlaşı ve aksiyon’ olarak yürütecek olan Türkiye, bu kapsamda, Sıfır Atık, Okyanuslar ve Denizler, Gıda Güvenliği, İklim Dirençli Şehirler, İklim Aksiyonunu Güçlendirmek, Gençlik ve Eğitim, Yeşil Sanayileşme, Temiz Enerji Dönüşümü, Rio Sinerjisi ve Dinamik ve Dayanıklı Sağlık Sistemleri gibi öncelikli temalar belirledi.
Türkiye’nin küresel teknoloji markası Togg, COP31’in ‘Mobilite Sektör Ortağı’ oldu. Togg, elektrikli akıllı cihazları, temiz enerji çözümleri ve dijital deneyim platformuyla iklim hedeflerine sunduğu katkıyı zirvede paylaşacak. Start-up Zone ana sahne sponsorluğuyla da bu katkıyı büyütecek teknoloji ve iş birliklerinin geliştirilmesine destek verecek.Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Togg Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, COP31 iş birliğiyle ilgili şöyle konuştu: “Bu önemli buluşma, Türkiye’nin üretim yetkinliklerini, teknoloji geliştirme kapasitesini ve yeşil dönüşüm hedeflerini uluslararası ölçekte ortaya koyması açısından da önemli bir fırsat sunuyor. Togg, bu anlayışın ülkemizde hayat bulmuş en güçlü örneklerinden biri. Doğuştan elektrikli akıllı cihazlarımızdan şarj altyapımıza, Gemlik’teki üretim tesisimizden geliştirdiğimiz teknolojilere kadar tüm çalışmalarımızı bu bütüncül yaklaşımla sürdürüyoruz. COP31’de Türkiye’nin mobilite ortağı olarak, kendi teknolojisini geliştiren, katma değerli üretim yapan ve sürdürülebilirlik hedeflerini somut adımlarla destekleyen Türkiye vizyonunun parçası olacağız.”Avrupa’nın en temiz tesislerinden biriTogg CEO’su M. Gürcan Karakaş ise şu değerlendirmelerde bulundu: “COP31’de, mobilitenin dönüşümünün iklim hedeflerine nasıl katkı sağladığını geliştirdiğimiz çözümler ve elde ettiğimiz sonuçlarla paylaşmak istiyoruz. Kuruluşumuzdan bu yana dünyanın sayılı, Avrupa’nın en temiz tesislerinden biri olan Gemlik Teknoloji Kampüsü’nde kendi bataryamızı üretiyor, doğuştan elektrikli akıllı cihazlarımızı, temiz enerji çözümlerimiz ve dijital deneyim platformumuzla birlikte geliştiriyoruz. Bugün yollardaki 130 bin adete yaklaşmış akıllı cihazımızla 600 bin tona varan CO2 emisyonunun önüne geçilmiş olması, bu yaklaşımın somut sonuçlarından biri. Türkiye’nin en büyük ultra hızlı şarj ağı Trugo ile yüzde 100 yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanan enerjiyi 81 ilde kullanıcılarla buluşturuyor, Gemlik’te üretimin çevresel etkisini azaltmaya yönelik uygulamalarımızı geliştiriyoruz.”
İklim değişikliğiyle mücadelede ulaşımın çevresel etkilerini azaltmaya yönelik çalışmalar sürerken, İDO’nun Yalova Hızlı Feribot İskelesi Yeşil Liman Sertifikası almaya hak kazandı. Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Ocak ayında başlayan süreçte enerji verimliliği, çevre yönetimi, deniz kirliliğinin önlenmesi ve kaynakların etkin kullanımı alanlarında çalışmalar yürütüldü. Denetimlerin ardından sertifika, 28 Ağustos’ta Yenikapı’da düzenlenen törenle teslim edildi. Törene Denizcilik Genel Müdürü Ünal Baylan, İDO Genel Müdürü Dr. Murat Orhan ve liman başkanları katıldı. Orhan, 17 Eylül’de Yalova’da belgeyi Terminal Şefi Fatih Özkurt’a takdim etti. 35 iskele, 49 gemi ve 1.300 çalışanla hizmet veren İDO, denizlerin korunmasına yönelik çevreci uygulamalarını yaygınlaştırmayı hedefliyor.
COP31’e ev sahipliği yapacak Antalya’da mutfak hazırlıkları da tam gaz sürüyor. Antalya’nın yerel lezzetleri ‘Atıksız Mutfak’ adı altında yer alırken; şiş köfte, piyaz, kabak tatlısı misafirlere sunulacakHaberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin COP31’e ev sahipliği yapacak Antalya’da konaklama, ikramlar, sergilerin ve konferansların yapılacağı alanlarla ilgili hazırlık çalışmaları devam ediyor Katılımcılara ikram edilecek şiş köfte, piyaz, kabak tatlısı turunç reçelleri gibi yöresel lezzetler de olacak.Liderler ve üst düzey katılımcıların yer alacağı ‘Mavi Bölge’ ile sivil katılımcılara açık olacak ‘Yeşil Bölge’ olarak ikiye ayrılan 1200 dönümlük alanda Antalya’nın tanıtımına yönelik özel planlamalar yapılıyor. Bu kapsamda ‘Yeşil Bölge’de kentin yöresel mutfağının ve coğrafi işaretli ürünlerinin tanıtımının yapılacağı Antalya Evi oluşturuluyor. Zirve boyunca dünyanın dört bir yanından gelecek devlet ve hükümet başkanları, diplomatlar, kurum ve kuruluşların temsilcilerine yörenin coğrafi işaretli ürünleri ile yerel mutfağı bu evde tanıtılacak. Ayrıca ‘Mavi Bölge’ alanında da liderlere ve üst düzey katılımcılara öne çıkan lezzetlerden şiş köfte, piyaz, kabak tatlısı, turunç reçelleri, balık çeşitleri servis edilecek.Tescilli ürünlerYöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretler Türkiye Araştırma Ağı Başkanı Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu, COP31 alanında hazırlanacak Antalya Evi’nde gastronomi alanında tanıtımlar yapılacağını söyledi. Özellikle coğrafi işaret tescilli ürünlerin, lezzetlerin yer alacağını ve kendilerinin de bu çalışmada yer aldıklarını dile getiren Tekelioğlu, “Antalya’nın coğrafi işaretle tescillenmiş ürünleri ya da tescillenmemiş yöresel lezzetleri Antalya Evi’nde, devlet başkanlarına, devlet adamlarına, sivil toplum örgüt temsilcilerine yaklaşık 200 ülkeden gelecek misafirlere tanıtılacak” dedi.Yöresel ürünlerin tescillenmesi konusunda önemli çalışmalar yaptıklarını anlatan Tekelioğlu, bu tür organizasyonlarda özellikle kente özgü lezzetlerin sergilenmesinin yurt dışı tescil çalışmalarına önemli katkı sunacağını kaydetti.Tekelioğlu, lezzetleri sunacak firmaların da belirlendiğini, bunların hazırlık çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti.Gastronomi turizmiLiderler ve üst düzey katılımcıların olacağı alanda yer alacak firmalardan birinin üçüncü kuşak temsilcisi ve yönetim kurulu başkanı Cem Yıldırım da COP31’i gastronomi turizmi açısından da önemli bir fırsat olarak gördüklerini söyledi. Yıldırım, “Antalya’nın tanıtımı için şiş köfte, piyaz ve kabak tatlısı ile orada olacağız. Bu fırsatı güzel şekilde değerlendirmeye çalışacağız” diye konuştu.Atıksız mutfakDünyanın dört bir yanından 100-150 bin arasında ziyaretçi ile 100’ün üzerinde devlet ve hükümet başkanının katılımının beklenirken Antalya’nın yerel lezzetleri de “Atıksız Mutfak” adı altında yer alacak. Atıksız Mutfak Şefi Özge Şahin, atıksız mutfağın önemine işaret ederek, “Masaya onlarca ürün koyup yarısını çöpe göndermek artık sürdürülebilir değil. Bir sebzenin kabuğunu değerlendirmek, ekmeği dönüştürmek, porsiyonu doğru planlamak karbon ayak izini doğrudan azaltır. Atıksız mutfak geleceğin tercihi değil; bugünün zorunluluğudur” ifadelerini kullandı.İNGİLİZCE ŞARKI BESTELENDİ ‘Les’s COP’ ile eylem çağrısıTürkiye’nin ilk kez ev sahipliğini yapacağı COP31 için özel şarkı bestelendi. ‘Let’s COP’ isimli İngilizce şarkı; dünyayı iklim için farkındalığa ve eyleme çağıracak. Türkiye’nin doğal güzelliklerinin yer aldığı video klibi paylaşan COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “Tek dünya, tek çağrı, Let’s COP…” mesajını verdi.
Türkiye COP31’den düşük karbonlu yapı ve altyapı çağrısı yapacak. Eylem gündeminin önemli bir gündem başlığını oluşturan ‘Dirençli Şehirler’ için enerji yoğunluğunu azaltacak hedeflere dikkat çekilecekHaberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Duygu Erdoğan – Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31, küresel arenada bir “uygulama COP’u” yaklaşımıyla ele alınması açısından oldukça değerli bulunuyor. Bu kapsamda pek çok alanda somut adımların atılacağı öngörülüyor. Bu ana başlıklardan birini de iklime dirençli şehirler ile 2035 yılına kadar bina sektöründe enerji yoğunluğunun en az yüzde 25 azaltılması hedefi oluşturuyor.Türkiye’nin COP31 ‘Aksiyon Ajandası’nda ‘İklim Dirençli Şehirler’ önemli bir gündem maddesi olarak ele alınacak. Binalar ve şehirler, iklim değişikliğiyle mücadelede aslında daha geri planda sayılan alanlar iken, artık çözümün merkezinde yer almaları gerektiği anlaşılmış oldu.Büyükşehirlerin ‘riski’Küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 70’inden sorumlu olan şehirler, iklim değişikliğinin etkilerini de en ağır hisseden yerleşimler arasında. COP31 Aksiyon Ajandası, binaların emisyonlarının azaltılmasını, yeşil bina standartlarının yaygınlaştırılmasını ve kentlerin iklim yatırımları için finansmana erişiminin güçlendirilmesini gündeme taşıyor.İklim değişikliğiyle mücadelede şehirlerin ve yapı sektörünün rolü giderek büyüyor. Dünya genelindeki sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 70’ini üreten şehirler, aynı zamanda sel, kuraklık ve aşırı hava olayları gibi iklim riskleriyle karşı karşıya. Büyük şehirlerin yaklaşık yüzde 15’i hem aşırı sel hem de kuraklık riski altında bulunuyor. Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31’in Aksiyon Ajandası’nda yer alan “İklim Dirençli Şehirler” başlığı, kentlerin bu risklere karşı hazırlanmasını ve düşük karbonlu dönüşümün hızlandırılmasını hedefliyor.3 temel alan varCOP31’in yaklaşımında binalar, altyapı ve finansman birbirini tamamlayan üç temel alan olarak öne çıkıyor. Yapı sektöründe emisyonların azaltılması için binaların yalnızca kullanım sırasındaki enerji tüketiminin değil, tasarımından inşaatına, kullanımından yıkımına kadar tüm yaşam döngüsünün dikkate alınması planlanıyor. Düşük karbonlu yapı malzemeleri, enerji verimli tasarımlar ve üretim sürecinde ortaya çıkan gömülü karbonun azaltılması bu dönüşümün başlıca araçları arasında yer alıyor.Aksiyon Ajandası’nın öne çıkardığı bir diğer konu, yeşil bina sertifikasyon sistemlerinin yaygınlaştırılması. Şeffaf ve karşılaştırılabilir standartlarla sürdürülebilir binaların daha görünür hale gelmesi, yüksek çevresel performans gösteren yapıların piyasada öne çıkması amaçlanıyor.Bu yaklaşım, gayrimenkul ve inşaat sektöründe enerji verimliliği, malzeme seçimi ve çevresel performansın yatırım kararlarındaki önemini de artırıyor. Binaların karbon ayak izinin düşürülmesi, iklim hedeflerinin yanı sıra yapıların uzun vadeli performansı ve kaynak kullanımı açısından da önem taşıyor.‘Görüşe açacağız’‘Aksiyon Ajandası’nı açıklarken ‘dirençli şehirler’ konusunda önemli bir başlık açtıklarını hatırlatan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, şu ifadeleri kullandı:“Dirençli Şehirler, Eylem Gündemi’mizin önemle üzerinde durduğu başlıklardandır. Bu başlığın çok sayıda alt boyutu bulunmaktadır. Ancak bu aşamada sizlerle özellikle binalarda emisyon azaltımı hedefimizi paylaşmak istiyorum. Binalarda emisyonların azaltılması ve enerji verimliliğinin artırılması, şehirlerin iklim direnci açısından kritik önemdedir. Bu kapsamda, 2035 yılına kadar bina sektöründe enerji kullanım yoğunluğunun en az yüzde 25 azaltması hedefini tarafların görüşüne açmak istiyoruz.”Finansman sınavıİklim dirençli şehirlerin kurulmasında en kritik başlıklardan biri yatırım ihtiyacı. Yerel yönetimlerin düşük karbonlu altyapı projelerini hayata geçirebilmesi için sürdürülebilir ve ölçeklenebilir finansman mekanizmalarına erişmesi gerekiyor. COP31 Aksiyon Ajandası, kamu ve özel sektör sermayesinin harekete geçirilmesini ve belediyelerin iklim yatırımları için finansman kapasitesinin güçlendirilmesini hedefliyor.Gündemin diğer ayağını, aşırı hava olaylarına ve uzun vadeli iklim risklerine dayanıklı altyapı ile bina standartlarının yaygınlaştırılması oluşturuyor. Böylece kentlerin iklim değişikliğine karşı korunması, afet risklerinin azaltılması ve gelecekteki ihtiyaçlara uygun kentsel sistemlerin geliştirilmesi amaçlanıyor.COP31’in İklim Dirençli Şehirler gündemi, iklim hedeflerinin somut yatırımlara dönüştürülmesi gerektiğine işaret ediyor. Binaların emisyonlarının azaltılması, ortak çevresel standartların benimsenmesi ve yerel yönetimlerin finansmana erişimi, daha yaşanabilir ve iklim risklerine karşı dayanıklı şehirler için belirleyici başlıklar olarak öne çıkıyor.