49,6261$%0,14
55,8051€%0,16
66,5904£%0,23
6.523,13%-1,15
4.086,04%-1,33
%
12:54
22 Ekim 2026 Perşembe
Galatasaray, UEFA Şampiyonlar Ligi lig aşamasının üçüncü haftasında konuk olduğu Lille’i 4-2 mağlup etti. Pierre Mauroy Stadı’nda 2-1 geriye düşmesine rağmen karşılaşmayı kazanan sarı-kırmızılılar, organizasyondaki ilk galibiyetini aldı.GALİBİYETİN KARŞILIĞI 2,1 MİLYON EUROOkan Buruk yönetimindeki Galatasaray, Fransa deplasmanındaki galibiyetle UEFA’nın maç kazanma primine hak kazandı. Şampiyonlar Ligi lig aşamasında her galibiyet için verilen 2,1 milyon euro, sarı-kırmızılıların bu sezonki ilk maç sonucu geliri oldu. Galatasaray, ilk iki haftada Sporting ve Barcelona karşılaşmalarından puansız ayrılmıştı.KATILIM PAYIYLA BİRLİKTE 20,72 MİLYON EUROSüper Lig’de 2025-2026 sezonunu şampiyon tamamlayarak Şampiyonlar Ligi’ne doğrudan katılan Galatasaray, 18,62 milyon euroluk katılım payına hak kazanmıştı. Lille karşısında elde edilen 2,1 milyon euroluk primle birlikte bu iki kalemdeki toplam gelir 20,72 milyon euroya yükseldi.DİĞER GELİRLER HESABA DAHİL DEĞİL20,72 milyon euroluk tutar, yalnızca katılım payı ve galibiyet primini kapsıyor. Yayın ve ticari değer üzerinden dağıtılan paylar ile lig aşaması sıralamasına bağlı ödemeler bu hesaba dahil değil. Galatasaray’ın organizasyondaki kazancı, kalan maçlarda alacağı sonuçlara ve ilerleyeceği turlara göre artabilecek.İlgili Haberler Galatasaray kazandı, ülke puanı yükseldi! İşte Türkiye’nin yeri Galatasaray’dan tokat! Fransızlar Lille’in mağlubiyeti sonrası çılgına döndü Osimhen Fransa’da füzeyi yolladı, sonrasını herkes ayakta alkışladı Bu halini unutun! Eren Elmalı’nın yeni imajını görenler milli yıldızı tanıyamadı Osimhen’den Fenerbahçe derbisi öncesi mesaj Alper Kızıltepe Haberler.com
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ve NUN Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Esra Albayrak, Özbekistan’ın Semerkant şehrinde özel gereksinimli çocuklara yönelik hizmet veren İMKON Rehabilitasyon Merkezi ve Çok Amaçlı Özel Okul Öncesi Eğitim Kurumunun beşinci merkezinin açılışına katıldı. Özbekistan Cumhurbaşkanı’nın eşi Ziroat Mirziyoyeva ve farklı ülkelerden lider eşlerinin de yer aldığı törende kurdele kesildi. Emine Erdoğan, merkezi gezerek çocuklarla ve öğretmenlerle yakından ilgilendi.Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Semerkant’taki İMKON Rehabilitasyon Merkezi ve Çok Amaçlı Özel Okul Öncesi Eğitim Kurumunun açılışına katıldı. Özbekistan’ın Semerkant şehrinde gerçekleştirilen “Çocukların Refahına Yatırım Yapmak: Gelecek Nesillerin Sürdürülebilir ve Adil Kalkınmasına Giden Yol Dünya Zirvesi”nde bir konuşma yapan Emine Erdoğan, programın ardından İMKON Rehabilitasyon Merkezi ve Çok Amaçlı Özel Okul Öncesi Eğitim Kurumunun 5’incisinin açılış törenine iştirak etti.Programda Emine Erdoğan, Özbekistan Cumhurbaşkanı’nın eşi Ziroat Mirziyoyeva ile kızı Özbekistan Ulusal Sosyal Koruma Ajansı Birinci Başkan Yardımcısı Shakhnoza Shavkatovna Mirziyoyeva, Lübnan Cumhurbaşkanı’nın eşi Nimet Avn, Zimbabve Cumhuriyeti liderinin eşi Auxillia Mnangagwa, Kırgızistan Cumhurbaşkanı’nın eşi Aygül Caparova, Başkurdistan Cumhuriyeti Başkanı’nın eşi Karine Habirova, Eski Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic’in eşi Tamara Vucic, Azerbaycan Cumhurbaşkanı’nın kızı Leyla Aliyeva ve Pakistan Cumhurbaşkanı’nın kızı Asıfa Butto Zerdari’yle birlikte kurdele kesti.Açılış programında okul öncesi eğitimi ve kapsamlı çocuk rehabilitasyonunu bir araya getiren İMKON merkezleri ağına ilişkin video gösterimi yapılarak, merkezin temel faaliyet alanları, eğitim ve rehabilitasyon koşulları, ebeveynlerin sürece katılımı ve elde edilen sonuçlara ilişkin bilgi paylaşıldı.2-18 yaş aralığındaki 100’den fazla çocuğa hizmet sunulan rehabilitasyon bölümünün gezildiği programda, özel gelişim ihtiyaçları bulunan çocuklara yönelik kapsamlı rehabilitasyon sistemi, uzmanların çalışmaları ve merkezin teknik donanımı tanıtıldı.Programda, bu bölümde yer alan masal terapisi odası, ince motor becerileri geliştirme odası, sosyal uyum odası, sanat terapisi odası, fizyoterapi odası, duyusal bütünleme odası ve parafin terapisi odası gibi alanlar ziyaret edilerek, burada eğitim alan özel gereksinimli bireylerle görüşüldü.GRUP EĞİTİMİNDEN KISA BİR BÖLÜM SUNULDU 2-7 yaş aralığında 150 çocuğa hizmet verecek kapasiteye sahip okul öncesi eğitim bölümünün de tanıtımının yapıldığı programda, “Benim Anaokulum” temalı bir tasarım ve yapılandırma etkinliği gerçekleştirildi.Çocukların bireysel gelişim hedefleri doğrultusunda seçilen materyallerin ve görevlerin kullanıldığı, gelişimi destekleyici ve düzeltici nitelikte bir grup eğitiminden de kısa bir bölüm sunulan programda, eğitimcilerin desteğiyle çocuklar tarafından hazırlanan hatıra eserleri misafirlere takdim edildi. Lider eşleri, programda yemekhaneyi ziyaret ederken, özel gereksinimli çocuklar için hazırlanan yemekleri inceledi.Yemek tariflerinin yer aldığı kitaplar katılımcılara hediye olarak takdim edilirken, bu sırada Emine Erdoğan’ın öncülüğünde Cumhurbaşkanlığının himayesinde yayımlanan “Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı” kitabına da atıfta bulunuldu.Ayrıca programda Ziroat ile Shakhnoza Shavkatovna Mirziyoyeva, Emine Erdoğan ve NUN Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Esra Albayrak’a gezi sırasında eşlik ederek merkez hakkında bilgi verdi.Öğrenciler ve öğretmenlerle sohbet eden Emine Erdoğan, öğrencilerle yakından ilgilenerek hatıra fotoğrafı da çektirdi.EMİNE ERDOĞAN’IN SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMI Emine Erdoğan, programa ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Semerkant’ta kıymetli lider eşleriyle birlikte açılış kurdelesini kestikleri rehabilitasyon merkezli “İMKON” Özel Okul Öncesi Eğitim Kurumunun hayırlı olması dileğinde bulunarak, şunları kaydetti:”Merkezin eğitim ve rehabilitasyon alanlarını gezerek özel gereksinimli çocuklarımıza sunulan imkanları yerinde inceledik. Burada her çocuğun gelişimi kendi ihtiyaçları doğrultusunda destekleniyor ve ona yeni becerilerle beraber hayata daha güçlü katılma fırsatı sunuluyor. Kardeş Özbekistan’ın evlatlarının geleceğine umut, anne babalarının yüreğine güç veren bu anlamlı girişimde emeği bulunan herkesi gönülden tebrik ediyorum.”EMİNE ERDOĞAN, ‘ÖZBEKİSTAN’DA BEŞERİ SERMAYENİN GELİŞTİRİLMESİNE YÖNELİK REFORMLAR’ KONULU SERGİYİ ZİYARET ETTİ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, sanal medya hesabından yaptığı bir diğer paylaşımda, “Değerli lider eşleriyle birlikte ‘Özbekistan’da Beşeri Sermayenin Geliştirilmesine Yönelik Reformlar’ konulu sergiyi ziyaret ettik. Anne ve çocuk sağlığından eğitime, sosyal korumadan aile desteklerine uzanan alanlarda hayata geçirilen reformları ve bunların günlük yaşama yansımalarını inceledik.Bu kapsamlı ve anlamlı sergide, çocukların gelişimini destekleyen ve toplumsal hayata katılımlarını güçlendiren çalışmaların somut sonuçlarını görmek memnuniyet vericiydi” ifadelerini kullandı.ESRA ALBAYRAK: BİZDEN ALİ KUŞÇU’NUN CESARETİNİ BEKLİYOR DÜNYA ÇOCUKLARI Öte yandan NUN Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Esra Albayrak, “Yapay zeka çağının apaçık sayılan kabullerini sorgulamak ve insanın en çok da lehine kararlar almak cesaretini göstermek zorundayız. Yapay zeka algoritmaları neyi başarıyor? Kimin diliyle, kimin verisiyle düşünüyor? Bunları sormak zorundayız.” dedi.Albayrak, Özbekistan’ın Semerkant şehrinde Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu Başkanı Khalilur Rahman, Lübnan Cumhurbaşkanı’nın eşi Nimet Avn, Zimbabve Cumhuriyeti liderinin eşi Auxillia Mnangagwa, Kırgızistan Cumhurbaşkanı’nın eşi Aygül Caparova ve eski Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic’in eşi Tamara Vucic’in de katılımıyla düzenlenen “Çocukların Refahına Yatırım Yapmak: Gelecek Nesillerin Sürdürülebilir ve Adil Kalkınmasına Giden Yol Dünya Zirvesi” kapsamında gerçekleştirilen “Çocuklara Büyük Ölçekte Yatırım” başlıklı oturumda konuşma yaptı.Zirvenin tüm dünya çocuklarına fayda sağlamasını dileyen Albayrak, Özbekistan Ulusal Sosyal Koruma Ajansı Birinci Başkan Yardımcısı Shakhnoza Shavkatovna Mirziyoyeva ve ekibine teşekkür etti.Albayrak, İstanbul’dan Hive’ye, Hive’den Buhara’ya, Buhara’dan Semerkant’a uzanan ilim koridorunun yüzyıllar boyunca medeniyetin belki de en güçlü fikri damarlarından biri olduğunu belirterek, kendilerine düşen görevin bu koridoru hayırla ve gururla yad etmek kadar bugünün meseleleri etrafında yeniden hareketlendirmek olduğunu söyledi.Semerkant’ın ilim mirasını düşündüğü zaman kendisine en çok ilham olan isimlerden birinin de Uluğ Bey’in öğrencisi Ali Kuşçu olduğunu dile getiren Albayrak, şöyle konuştu:”Ali Kuşçu’nun hikayesinden neden ilham aldığıma gelince, onun çağında biliyorsunuz Aristo felsefesinden gelen bir yaklaşım vardı, dünyanın hareketsiz olduğuna inanılırdı. Bu tartışılmaz bir kabuldü aslında bilimsel çalışmalarda fakat Ali Kuşçu bu kabulü sorguladı. Sorgulayarak şunu söyledi: ‘Deney ve gözlem, dünyanın hareketsiz olduğunu kanıtlamaya yeterli değildir ve dünyanın hareket ediyor olduğunu kabullenmek de bilim dışı olmak zorunda değildir.’ Dolayısıyla sadece ön kabulleri sorgulayarak aslında astronomi biliminin önünü açmıştır Ali Kuşçu.”Albayrak, bir sosyal bilimci olarak bunu neden önemsediğini vurgulamak istediğini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Demek ki herkesin apaçık saydığı sonuçlar, bazen sorgulanması gereken ön kabulleri barındırıyor olabilir. Sosyal bilimlerde de gördüğümüz sonuçlarla onu üreten mekanizmayı sürekli çek etmek gerekir. Aynı sınıfın içinde 3 çocuk hayal edebilirsiniz. Bu 3 çocuğun da içine kapanıklık durumu yaşadığını görebilirsiniz ama biri akran zorbalığına uğramış olabilir, diğeri ekrana maruz kalmıştır kontrolsüz bir şekilde bundandır. Bir başkası geçim sıkıntısı yaşıyordur, bir başkası şiddete maruz kalmıştır. Dolayısıyla her 3’ü için de politikayı konuşurken farklı mekanizmaları işletmek zorundasınızdır. Çözümde farklı olmak zorundadır. İşte ben Semerkant’ın fikri mirasının bunu bize hatırlattığını görüyorum ve sosyal bilimciler olarak hazır cevaplardan önce doğru soruları sormayı, tekil açıklamalardan önce çoğul nedenselliklere odaklanmayı ve kabullerden önce tahkiki öncelememiz gerektiğini düşünüyorum.””BİZİM DÜŞÜNCE GELENEĞİMİZ BUNA FITRAT DİYOR” Bugün sorulması gereken doğru sorunun “Bir çocuğu belirsizlikler ve hız karşısında bugün nasıl daha dayanıklı yetiştirebiliriz?” olduğunu düşündüğünü ifade eden Albayrak, “Bu soruyu hem 4 evlat annesi olarak hem bir sosyal bilimci ve eğitimci olarak soruyorum. Farklı ekollerin farklı cevaplar verdiğini de biliyorum. Modern pedagojiyi uzun yıllar meşgul eden bir yaklaşım vardı. Mesela ön kabuller dedik. Ön kabullerden bir tanesi çocuğun zihninin boş bir levha olduğunu uzun yıllar bize anlattı. Oysa gelişim bilimi bugün artık bunun doğru olmadığını, yeni doğan bir bebeğin annesinin sesini tanıyabildiğini, hatta ana dilinin ritmini ayırt edebildiğini bize gösteriyor. Bizim düşünce geleneğimiz buna fıtrat diyor. Fıtrat kavramı şunu söylüyor, insan bir fıtratla doğar ve hayat da bu fıtratı bozmadan tekamüle erdirme yolculuğudur.” değerlendirmesinde bulundu.Albayrak, “Çocuğun iyi oluşunun bedenen, zihnen, ruhen ve ahlaken gelişimini kuşatması gerektiğini, ailesiyle, toplumla ve belki daha önemlisi bunlardan ve bunlarla beraber ancak gerçekleşecek bir şey, yaratılış gayesiyle barışık bir ilişki içinde olması gerektiğini düşünüyorum. Bu ilişkiyi kuramayan çocukların da iyi oluş hallerinin bir şekilde sekteye uğradığını görüyoruz. Ne var ki bugünün dünyasında da şunları gözlemlemek mümkün, bu ilişkilere meydan okuyan bir dalgayla karşı karşıyayız.” diye konuştu.”ŞİMDİ İKİNCİ EVREDE YAPAY ZEKAYI KONUŞUYORUZ” “Çocuklarımızın iyi oluş hallerini tehdit eden algoritmalar maalesef insanın ihtiyacına değil, insanın odağına ve verisine talip bir şekilde çalışıyor. Dolayısıyla dikkatimizi esir alırken irade gücümüzü de zayıflatıyor.” diyen Albayrak, şunları kaydetti:”Dalganın ilk evresinde sosyal medya gerçek bağları taklit eden bir bağlılık illüzyonu oluşturarak çocuklarımızı bağımlı hale getirdi ve çocuğun düşünce, dil ve duygu bütünlüğünü besleyen gerçek ilişkilerini maalesef zayıflattı. Şimdi ikinci evrede yapay zekayı konuşuyoruz. Aslında bu mecrada çocuklarımızın güvenliğini yeniden düşünmemiz gerektiğine inanıyorum. Bu çağda çocuklarımızı korumak, onları her riskten uzak tutmak anlamına elbette gelmiyor ancak onları dayanıklı yetiştirmekle mümkün olabileceğine inanıyorum.”Albayrak, çocukların yaşadıkları çağın edilgen değil, aktif birer öznesi olmaları isteniyorsa erken dönem çocukluğa yatırım yapılmasının zorunlu olduğunu ifade ederek, “Bunun da bana göre en önemli kollarından bir tanesi sistematik düşünce eğitimi. Zira düşünme kapasitesine sahip olmak onu iyi kullanmayı garanti etmiyor. Çocuk önce kavramlarla çalışmayı, karşılaştırmayı, sınıflandırmayı, gerekçe göstermeyi ve doğru sorular sormayı öğrenmelidir.” diye konuştu.Ali Kuşçu’nun, herkesin durduğuna inandığı dünyanın dönebileceğini düşünmeyi cesaret ettiğini belirten Albayrak, şöyle devam etti: “Bugün bizden istenen de benzer bir cesaret sanıyorum. Yapay zeka çağının apaçık sayılan kabullerini sorgulamak ve insanın en çok da lehine kararlar almak cesaretini göstermek zorundayız. Yapay zeka algoritmaları neyi başarıyor? Kimin diliyle, kimin verisiyle düşünüyor? Bunları sormak zorundayız. Aslında burada şunu vurgulamak isterim, öğretmekten çok korumaktan söz ediyorum. Kabulleri sorgulama kabiliyetine en çok da çocuklar sahiptir. Çocuk fıtratı gereği sürekli ‘Neden?’ diye sorar. Bu kabiliyeti zamanla gölgeleyen biz yetişkinleriz çoğu zaman.”Albayrak, arzularının bu fıtri merakı korumak olduğunu ve bu soruları bütün çocukların lehine sorabilmeyi ümit ettiğini kaydederek, “Bugün Gazze’nin, Lübnan’ın, Myanmar’ın çocukları bence bizden tam olarak bunu bekliyor. İnsanın insanla göz hizasında buluşmasını engelleyen, gücün adaletsiz kullanımını meşrulaştıran korkunç kabulleri hep beraber sorgulamamızı bekliyor. Bizden Ali Kuşçu’nun cesaretini bekliyor dünya çocukları.” dedi.BM Genel Sekreteri’nin Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilcisi Dr. Najat Maalla M’jid’in moderatörlüğünü yaptığı programda, Albayrak’ın yanı sıra Sri Lanka Kadın ve Çocuk İşleri Bakan Yardımcısı Namal Sudarshana, Dünya Bankası Orta Asya Bölge Direktörü Najy Benhassine, Çocukluktan Sorumlu Yüksek Komiseri Sarah El Hairy, World Vision International’da Kamu Politikası ve Etkiden Sorumlu Kıdemli Direktör Tamara Tutnjevic ve Pakistan’daki Oasis Otizm Vakfı Kurucusu ve İcra Kurulu Başkanı Ayesha Haroon’un aralarında bulunduğu konuşmacılar yer aldı.Oturumda, Nijerya Kadın İşleri ve Sosyal Kalkınma Bakanı İmaan Sulaiman İbrahim’in video mesajı izletildi.
Edirne’de Instagram üzerinden karakalem çalışması sipariş etmek isteyen H.C.D., WhatsApp aracılığıyla iletişim kurduğu kişiye farklı zamanlarda toplam 84 bin lira gönderdi. Sipariş sürecinde dolandırıldığını iddia eden vatandaş, polise başvurdu.Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Edinilen bilgiye göre, Instagram’da gördüğü karakalem çalışmaları sayfasından sipariş vermek isteyen H.C.D., WhatsApp üzerinden iletişime geçtiği kişiye farklı zamanlarda parça parça para gönderdi. Toplamda 84 bin lira ödeme yaptığını belirten H.C.D., dolandırıldığını öne sürerek polis merkezine başvurdu.Olayla ilgili şikâyet polis kayıtlarına geçti.
Türkiye Futbol Federasyonu, Vincenzo Montella’nın ardından A Milli Futbol Takımı’nın teknik direktörlüğüne Sergen Yalçın’ı getirdi. Ay-yıldızlılarda yeni bir dönemin başlamasıyla birlikte Yalçın’ın birlikte çalışacağı yardımcıları da merak konusu oldu. TFF, deneyimli teknik adamla dört yıllık sözleşme imzalanacağını duyurdu.YARDIMCISI İÇİN VETO İDDİASIGazeteci Tahir Kum’un aktardığına göre Sergen Yalçın, Milli Takım’da görev yapmasını istediği teknik ekip listesini federasyona sundu. Ancak listede yardımcıları arasında bulunan Ozan Köprülü’ye TFF’den onay çıkmadığı iddia edildi.GEREKÇE OLARAK BAHİS CEZASI GÖSTERİLDİKum’un haberinde, Köprülü’nün veto edilmesinin gerekçesi olarak bahis nedeniyle aldığı 12 aylık hak mahrumiyeti cezası gösterildi. Yalçın’ın ekibine dahil etmek istediği antrenörün, bu ceza nedeniyle Milli Takım’da görev almasına karşı çıkıldığı öne sürüldü.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, 118 hektarlık Burdur Batı ve 38 hektarlık Amasya Gümüşhacıköy organize sanayi bölgelerini (OSB) bugün itibarıyla ilan ettiklerini belirterek “Ülkemize toplam 156 hektarlık yeni planlı sanayi alanı kazandırmış olduk. Böylelikle OSB’lerimizin sayısını 374’e yükselttik.” dedi.Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Metalürji sektörünün uluslararası etkinlikleri arasında yer alan 17. Uluslararası Demir-Çelik, Döküm, Demir Dışı Metalürji Teknolojileri, Makina ve Ürünleri İhtisas Fuarı (ANKIROS 2026) İstanbul Fuar Merkezi’nde başladı.Sektördeki üreticiler, teknoloji sağlayıcıları, yatırımcılar, satın alma profesyonelleri, mühendisler ve akademisyenleri buluşturan fuar ile eş zamanlı olarak 23. Uluslararası Metalurji ve Malzeme Kongresi de düzenleniyor.Fuarın açılışında konuşan Bakan Kacır, 1100’ü aşkın yerli ve yabancı firmanın katılımıyla 3 gün boyunca metal sanayisinin nabzının atacağı bu önemli buluşmanın yeni işbirliklerine, ticari ortaklıklara ve yatırımlara vesile olacağını söyledi.Daha fazla yatırım, istihdam, üretim ve ihracat için hayata geçirdikleri reformlar, teşvikler ve altyapı yatırımlarıyla sanayinin üretim kapasitesini büyüttüklerini, rekabet gücünü ve katma değer üretme kabiliyetini ileri taşıdıklarını anlatan Kacır, güçlü ve rekabetçi üretim altyapısı, AR-GE ve inovasyon ekosistemi, girişimcilik kültürü ve nitelikli insan kaynağıyla Türkiye’yi küresel üretim ve teknoloji geliştirme üssü konumuna ulaştırdıklarını vurguladı.”AVRUPA’NIN EN BÜYÜK ÇELİK ÜRETİCİSİ KONUMUNDAYIZ”Bakan Kacır, otomotivden savunma sanayisine, enerjiden inşaata, gemi sanayisinden beyaz eşyaya kadar Türk sanayisinin pek çok koluna nitelikli girdi sağlayan metal sektörünün, Türkiye’nin kalkınma sürecinde önemli bir yere sahip olduğunu belirtti.Türk demir-çelik sektörünün yıllık 62 milyon ton üretim kapasitesiyle geniş ürün grubu ve çevreci üretim altyapısıyla küresel tedarik zincirlerinde kritik rol üstlendiğini dile getiren Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:”Küresel talepteki zayıflık ve ticarette artan korumacı tedbirler nedeniyle dünya ham çelik üretiminin yüzde 2 daraldığı geçtiğimiz yılda, sektörümüz değişen piyasa koşullarına hızla uyum sağlama kabiliyeti sayesinde küresel eğilimden pozitif yönde ayrıştı. Bugün Avrupa’nın en büyük, dünyanın 7’nci büyük çelik üreticisi konumundayız. Geçtiğimiz yıl 8 milyar avroya yakın ciroya ve 6 milyar avronun üzerinde doğrudan ihracata ulaşan döküm sanayimiz de metal sektörümüzün göğsümüzü kabartan bir diğer koludur. Sektörümüzün üretim kapasitesini besleyen, teknolojik kapasitesini artıran adımlarla bugün döküm sanayisinde Avrupa’nın ikinci, dünyanın ise 7’nci büyük üreticisi konumuna ulaştık.””(HIT-30 DESTEKLERİ) TÜRKİYE’Yİ KÜRESEL İNOVASYON LİGİNDE ÜST SIRALARA TAŞIYACAK”Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, sektörün yeşil ve dijital dönüşümünü hızlandıracak, uluslararası rekabet gücünü ileri taşıyacak teşvik ve finansman mekanizmalarımızı kararlılıkla hayata geçirdiklerini kaydederek bu alanda verilen desteklere ilişkin bilgiler paylaştı.Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programı ile HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı kapsamında sunulan desteklerden bahseden Kacır, şu değerlendirmelerde bulundu:”(HIT-30 kapsamında) 2030 yılına dek 30 milyar dolar devlet desteğiyle hayata geçirmeyi hedeflediğimiz yatırımlar, Türkiye’yi küresel inovasyon liginde üst sıralara taşıyacak. Yüksek üretim kapasitesi ve katma değerli üretim kabiliyetiyle öne çıkan metal sanayimiz için de bu yatırımlar yeni fırsatların kapısını aralayacak. Elektrikli araçlardan rüzgar türbinlerine, endüstriyel robotlardan savunma teknolojilerine geniş bir yelpazede ihtiyaç duyulacak nitelikli metal ürünlerine yönelik talep, sektörümüzün yeni nesil üretim teknolojilerine uyumunu hızlandıracak.Demir-çelik, döküm ve demir dışı metallerde daha yüksek katma değerli ürünlerin geliştirilmesine, yerli tedarik zincirlerimizin derinleşmesine ve sanayimizin rekabet gücünün artmasına hız kazandıracak.””osb’lerimizin sayısını 374’e yükselttik”Bakan Kacır, önceliklerinin çevreye duyarlı, kaynakları verimli kullanan ve sürdürülebilir bir üretim yapısını tesis etmek olduğunu belirterek bu konuda hayata geçirdikleri projeleri anlattı.Lokomotif sektörlere girdi tedariki sağlayan alüminyum, çelik, gübre ve çimento sektörleri için “düşük karbonlu yol haritalarını” hazırladıklarını anımsatan Kacır, “Döküm sanayimizde yeşil üretimi kalıcı kılacak adımlarımızı tayin edecek sektörel düşük karbonlu yol haritası için de çalışmalarımıza başladık.” dedi.Türkiye Sanayi Karbonsuzlaştırma Yatırım Platformu ile sanayinin yeşil dönüşüm yatırımlarına 2030’a kadar 5 milyar avroluk uluslararası finansman sağlamak üzere adım attıklarını anımsatan Kacır, şöyle devam etti:”İstihdam sağlayan, üreten, ihraç eden ve bu ülke için elini taşın altına koymaktan çekinmeyenin yanında, yakınında olmayı sürdüreceğiz. Bu anlayışla, yatırımcılara çevre dostu, maliyet etkin sanayi alanları sunan organize sanayi bölgelerimizin hem niteliklerini hem de niceliklerini daha ileri taşımaya devam edeceğiz. Bu vesileyle sanayicilerimiz adına yeni bir haberi de sizlerle paylaşmak istiyorum. 118 hektarlık Burdur Batı ve 38 hektarlık Amasya Gümüşhacıköy organize sanayi bölgelerini bugün itibarıyla ilan ederek ülkemize toplam 156 hektarlık yeni planlı sanayi alanı kazandırmış olduk. Böylelikle OSB’lerimizin sayısını 374’e yükselttik. Yeni yatırımlara, üretime ve istihdama kapı aralayacak organize sanayi bölgelerimizin şehirlerimize, sanayicilerimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.””AB’NİN TÜRKİYE’Yİ RAKİP DEĞİL PAYDAŞ GÖRMESİ KENDİLERİ İÇİN EN DOĞRU TERCİH OLACAKTIR”Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, dünyanın uzun bir zaman sonra kural bazlı serbest ticaretin ve küreselleşmenin terk edildiği bir döneme girdiğini belirterek şu değerlendirmelerde bulundu:”Gümrük vergileri, tarife engelleri, ithalat kotaları, teknik düzenlemeler gibi farklı yöntemlerle geliştirilen korumacılık yaklaşımları hızla tüm dünyaya yayılıyor. Şüphesiz çelik sektörümüz de bu korumacılık tedbirlerinden etkileniyor. Yoğun ihracat yaptığımız Avrupa Birliği, çelik ithalatında küresel düzeyde kısıtlayıcı tedbirler aldı. Bu süreçte, her ne kadar Gümrük Birliği ortağı olarak ülkemize ayrıcalıklı kotalar tanınmış olsa da AB pazarına çelik ihracatımız maalesef etkilendi. Açık konuşmak gerekirse en büyük ticaret ortağımız olan AB’nin son dönemde küresel rekabette yaşadığı güçlükler ve jeostratejik sorunlar nedeniyle almaya çalıştığı önlemlerde Türkiye’yi rakip değil, paydaş ülke görmesi ve Türkiye’nin üretim gücünden istifade etmesi kendileri için de en doğru tercih olacaktır.””AVRUPA, AR-GE VE İNOVASYON KAPASİTESİNİ ARTIRMAK İÇİN TÜRKİYE İLE İŞBİRLİĞİNİ GÜÇLENDİRMELİ”Bakan Kacır, Avrupa’nın AR-GE ve inovasyon kapasitesini, rekabet gücünü ve stratejik etkinliğini artırması için Türkiye ile işbirliğini güçlendirmesi gerektiğini söyledi.Sanayicileri desteklemeyi sürdüreceklerini ifade eden Kacır, daha yüksek katma değerli üretime geçişi hızlandıracaklarını, yeşil dönüşüm yatırımlarıyla karbon emisyonlarını azaltacaklarını, ihracat pazarlarını çeşitlendireceklerini ve uygun koşullu finansman imkanları sağlayacaklarını kaydetti.Açılış konuşmalarının ardından Bakan Kacır’a günün anısına hediye takdiminde bulunuldu.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.