49,6090$%0,08
55,5785€%-0,14
66,4170£%-0,14
6.384,76%-0,62
3.995,69%-0,72
%
18:19
24 Ekim 2026 Cumartesi
Mardin’in Nusaybin ilçesinde sulama kanalına devrilen otomobildeki 4’ü çocuk 6 kişi hayatını kaybetti. Kazada ölenlerin isimleri de belli oldu. İşte detaylar…Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyinKaza, öğleden sonra Nusaybin ilçesi Cizre yolu üzerindeki kırsal Tepealtı Mahallesi mevkisinde meydana geldi. Sürücüsünün ismi henüz öğrenilemeyen 47 ADZ 606 plakalı otomobil, kontrolden çıkarak yol kenarında bulunan su kanalına uçtu. İhbar üzerine kaza yerine çok sayıda sağlık, itfaiye ve jandarma ekibi sevk edildi.Olay yerine ulaşan ekiplerin yaptığı kontrolde, araçta sıkışan Zana Öztürk (5), Mert Öztürk (5), Mehmet Şirin Öztürk (11) ve Lavin Öztürk’ün (9) yaşamını yitirdiği belirlendi.Kazada yaralanan Fikriye Öztürk (30) ve Gülcan Öztürk (28) ise ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla Nusaybin Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Tedaviye alınan 2 kadın da doktorların tüm çabasına karşın kurtarılamadı. Ölen 6 kişinin cenazeleri, otopsi için hastane morguna kaldırıldı.Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Nev adıyla bilinen Nevzat Doğansoy hayatını kaybetti. 3 Eylül’de bilinç kaybı nedeniyle hastaneye kaldırılan ve ikinci kez entübe edilen sanatçının vefat haberini menajeri İlker Ercan duyurdu.Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin HABER MERKEZİ – “Zor”, “Mühürlü Kaderim” ve “Sen Gibi” şarkılarıyla hafızalara kazınan Nev adıyla bilinen Nevzat Doğansoy’dan acı haber geldi. Bir süredir hastanede tedavi gören sanatçı 57 yaşında hayatını kaybetti.Nev, 3 Eylül’de yaşadığı bilinç kaybının ardından hastaneye kaldırılmış ve yoğun bakımda tedavi altına alınmıştı. İKİNCİ KEZ ENTÜBE EDİLMİŞTİÇoklu organ yetmezliği teşhisi konan şarkıcı, 22 Ekim’de ikinci kez entübe edilmişti. Menajeri İlker Ercan, sanatçının durumunun kritik olduğunu duyurmuş ve sevenlerinden dua istemişti.ACI HABERİ MENAJERİ DUYURDUAcı haberi duyuran menajeri İlker Ercan, “Çok üzgünüm, kaybettik” dedi. Ercan mesajının devamında şu ifadelere yer verdi:”Sevgili dostum Nev’i kaybetmenin tarifsiz acısını yaşıyorum. Hayatıma kattığın dostluğun, güzel anıların, müziğin ve o güzel kalbin bende her zaman yaşayacak. Seni sadece bir sanatçı olarak değil, çok kıymetli bir dost, güzel bir insan olarak hatırlayacağım. Yokluğuna alışmak kolay olmayacak. Hep güzel hatırlanacaksın, hep özleneceksin. Huzur içinde uyu sevgili dostum. Mekânın cennet olsun. Seni hiç unutmayacağım.”‘ALLAH TAKSİRATINI AFFETSİN’Nev’in vefatı sevenlerini yasa boğdu. Müzisyen Burak Bayrak, üzüntüsünü “Söyleyecek söz yok. Allah taksiratını affetsin, rahmeti üzerine olsun. Nevzat ağabeyi kaybettik. Çok üzgünüm” sözleriyle paylaştı. ŞARKICI NEV KİMDİR?24 Aralık 1968’de İstanbul’da dünyaya gelen Nevzat Doğansoy, müzikle çocukluk yıllarında mandolin çalarak tanıştı. Üniversite yıllarında elektro gitara yönelen sanatçı, 1995 yılında Chantage grubuyla sahne almaya başladı.2000 yılında Teoman’ın Türkiye turnesine katılan Nev, 2001 yılında yayımladığı ilk albümü Her Şeye Rağmen ile geniş kitlelerce tanındı. Sanatçı, özellikle albümde yer alan “Zor” şarkısıyla büyük bir çıkış yakaladı.”Sen Gibi”, “Işığım ve Gölgem” ve “Bir Nev-i Alaturka” gibi çalışmalara imza atan Nev, pop-rock müziği ile Türk sanat müziğini buluşturan yorumuyla müzik kariyerinde kendine özgü bir yer edindi.
İngiltere Premier Lig’in 8. haftasında Manchester City ile Aston Villa karşı karşıya geldi. Villa Park’ta oynanan mücadelede ev sahibi ekip, Nicolas Jackson’ın golleriyle sahadan 2-1 galip ayrıldı. Bu sonuçla Manchester City’nin ligdeki yenilmezlik serisi sona erdi.NICOLAS JACKSON PERDEYİ ERKEN AÇTIKarşılaşmaya hızlı başlayan Aston Villa, henüz 6. dakikada Nicolas Jackson’ın golüyle öne geçti. Erken gelen golün ardından Manchester City beraberliği yakalamaya çalışsa da ilk 45 dakikada skor değişmedi ve ev sahibi ekip soyunma odasına 1-0 üstün girdi.HAALAND ATTI AMA YETMEDİİkinci yarıya beraberlik arayışıyla çıkan Manchester City, 52. dakikada Erling Haaland’ın golüyle skoru 1-1’e getirdi. Ancak Aston Villa’nın yanıtı gecikmedi.Ev sahibi ekibin ilk golünü kaydeden Nicolas Jackson, 60. dakikada bir kez daha sahneye çıkarak takımını 2-1 öne geçirdi. Kalan dakikalarda başka gol olmayınca Aston Villa mücadeleyi kazandı.MANCHESTER CITY’NİN YENİLMEZLİK SERİSİ BİTTİBu sezon Premier Lig’de ilk kez mağlup olan Manchester City, 21 puanda kaldı. İngiliz ekibinin Villa Park’taki galibiyet hasreti de devam etti. Manchester City, Aston Villa deplasmanında üst üste 4 sezondur galibiyet elde edemiyor.ASTON VILLA’DAN ÖNEMLİ GALİBİYETPremier Lig’in ilk 4 haftasında yalnızca 1 puan toplayabilen Aston Villa, Manchester City karşısında aldığı galibiyetle puanını 11’e yükseltti. Ligin bir sonraki haftasında Manchester City, Brighton’ı konuk edecek. Aston Villa ise sahasında Fulham ile karşılaşacak. Alper Kızıltepe Haberler.com
Kocaeli’de yaşayan Nilüfer Akcoşkun Bozbağ’ın, annesinin vefatının ardından Sadrazam Melek Mehmed Paşa’nın 7. kuşak torunu olduğunu öğrenmesiyle başlayan araştırmaları, 5 yıllık miras mücadelesine dönüştü. Osmanlı arşivlerinde 120 bin metrekarelik 20 arsa tespit eden Bozbağ, Desterecizade, Ayşe Hanım Celilesi, Memiş Ağa ve Melek Mehmed Paşa vakıflarındaki haklarını almak için hukuk mücadelesini sürdürüyor.Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Kocaeli’de yaşayan Nilüfer Akcoşkun Bozbağ’ın annesinin vefatının ardından başladığı aile geçmişi araştırması, Osmanlı dönemine uzanan bir miras mücadelesine dönüştü. Sadrazam Melek Mehmed Paşa’nın 7. kuşak torunu olduğunu belirten Bozbağ, Osmanlı arşivlerinde yaptığı incelemelerde toplam 120 bin metrekarelik 20 arsa tespit etti. Çeşme’nin üçte ikisinin ailesine ait olduğunu öne süren Bozbağ, taşınmazların yanı sıra Desterecizade Vakfı ve Memiş Ağa Vakfı üzerinde de hak talep ediyor. Nakiye Hanım’a ait arsalarla ilgili davaların tamamlandığını belirten Bozbağ, Melek Mehmed Paşa ve eşi Ayşe Hanım için açtığı mirasçılık davalarının ise Kocaeli’de devam ettiğini söyledi. Mirasçılık süreçlerinin ardından vakıflarla ilgili yeniden dava açmayı planlayan Bozbağ, Osmanlı arşivlerindeki belgelerle aileden kaldığını öne sürdüğü taşınmazları geri almak için hukuk mücadelesini sürdürüyor.”KARABAĞ ADASI BİZE AİT”Annesinin 2021 yılında vefat ettikten sonra mirasını araştıran Nilüfer Akcoşkun Bozbağ, “Çeşme’nin ilk belediye başkanı İsmail Hakkı Alca’nın dedemin dedesi olduğunu öğrendim. Bunun üzerine davalar açmaya başladık. İsmail Hakkı Alca’nın aile bağlarını araştırırken Ayşe Kaynak’ın ve onun annesi Beyza Alca’nın izini sürdük. Beyza Alca’nın annesi ise Nakiye Hanım’dı. Bu arsalar Nakiye Hanım’a ait. Nakiye Hanım, dedemin büyükannesi oluyor. 2021 yılından beri Nakiye Hanım’ın mirasçılık belgesini almak için uğraştık. Mirasçılık belgesini aldıktan sonra kendisine ait arsaların bulunduğunu fark ettik ve bu arsalarla ilgili davalar açmaya başladık. Ankara’daki Osmanlı arşivlerinde araştırma yaptık. Şu ana kadar 20 arsa tespit ettik. Bu arsaların toplam alanı 120 bin metrekare. Ayrıca Limandağ’da 8,5 dönüm arazimiz var. Çeşme’ye ilk girdiğinizde sol tarafta kalan dağın bize ait olduğunu öğrendik. Karabağ Adası’nın da bize ait olduğu bilgisine ulaştık ancak henüz tapusuna ulaşamadık. Bunun için Osmanlı arşivlerinde daha fazla araştırma yapılması gerekiyor. Bu konularda bana yardımcı olacak kişilere ihtiyacım var. Bu nedenle destek arıyorum” diye konuştu.”KASIMPAŞA’DAN EDİRNEKAPI’YA KADAR UZANAN BÖLGEDE ARSALARIMIZ BULUNUYOR”Vakıflarının olduğunu ve araştırmalara başladığını söyleyen Bozbağ, “Vakıflar için de dava açtık. Özellikle Desterecizade Vakfı üzerinde duruyoruz. Kasımpaşa’dan Edirnekapı’ya kadar uzanan bölgede arsalarımız bulunuyor. Desterecizade ailesinden olduğumuzu kanıtlayan belgeleri de bulduk. Ancak Vakıflar Müdürlüğü, mahkeme sürecinde mirasçılığımızı henüz ispatlayamadığımızı ve mirasçılık belgemizi almadığımızı belirterek bu şekilde dava açamayacağımızı söyledi. Bu nedenle davalarımız kapandı ve yeniden başa döndük. Şimdi yeniden mirasçılık belgelerini çıkarmaya çalışıyoruz. Şu anda davalarımız devam ediyor. Nakiye Hanım’la ilgili belgelerimiz hazır. Mirasçılık belgelerini aldık ve 20 arsayı da tespit ettik. Ancak Osmanlı arşivlerindeki ulaşamadığımız belgelerde var ve bunların da incelenmesi gerekiyor. Bu belgeler üzerinden hareket ederek arsaları, özellikle de adayı tespit etmemiz lazım. Fakat bu taşınmazların ada, pafta ve parsel bilgileri elimizde yok. En büyük sorunlarımızdan biri de bu” şeklinde konuştu.”MELEK MEHMED PAŞA DEDEM” Soy geçmişini anlatan Bozbağ, “Dedemin dedesi İsmail Hakkı Alca’nın annesi Ayşe’yi de araştırmalarımız sonucunda tespit ettik. Ayşe, Melek Mehmed Paşa’nın ilk eşi. Melek Mehmed Paşa iki kez evlenmiş. İlk evliliğini bizim soyumuzdan gelen Ayşe ile yapmış. Daha sonra İstanbul’a gidip geldiği dönemde padişahın kız kardeşiyle evleniyor. Biz, Melek Mehmed Paşa Celilesi Ayşe Hanım Vakfı’nı vakfı da bulduk. Ayşe’nin mirasçılık belgesini de aldık. Ancak bu süreçte bize yardımcı olacak, bu işleri iyi bilen bir avukata ya da uzman bir kişiye ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.”MEMİŞ AĞA VAKFI’MIZ DA VAR” Sakız Adası’na da uzanan bir aile geçmişlerinin olduğunu ifade eden Nilüfer Akcoşkun Bozbağ, “Sakız Adası bugün Yunanistan sınırlarında bulunuyor. Orada da arazilerimiz olduğunu düşünüyoruz. Aynı zamanda Memiş Ağa Vakfı’mız da var. Bu vakıfla ilgili süreçte de mirasçılık belgelerini almaya çalışıyoruz. İhtiyacımız olan, tespit ettiğimiz arsaları bir an önce hukuki sürece dahil ederek haklarımızı alabilmek. Biz elimizden geldiğince araştırmalarımızı yaptık. Ancak Vakıflar Müdürlüğü’nün açıklamaları doğrultusunda yeniden mirasçılık belgeleri için uğraşmaya başladık. Davalarımız devam ediyor” dedi.”DAVALAR ÇEŞME’DE GÖRÜLMELİ” Davaların Çeşme yerine Kocaeli ve İstanbul’da sürdüğünü söyleyen Bozbağ, “Ben Kocaeli’den kuzenim de İstanbul’da dava açtı. Her iki şehirden de hukuki süreçleri yürütmeye çalışıyoruz. Ancak bu taşınmazların Çeşme’de bulunması nedeniyle davaların orada görülmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çeşme’de yaşamadığımız için süreçleri bulunduğumuz yerlerden yürütüyoruz ve bu durum bizi zorluyor. Hakimler de zorlanıyor; Çeşme’deki kurumlarla yazışmalar yapmak zorunda kalıyorlar” diye konuştu.”ÇEŞMENİN 3’TE İKİSİ BİZİM” Melek Mehmed Paşa’nın yedinci kuşak torunu olduğunu söyleyen Bozbağ, “Desterecizade Vakfı’nda ise 8. kuşak torun olarak geçiyorum. Desterecizade Vakfı’nın kurucusu Hacı Mehmet Ağa. Kendisi saraylarda çini işleri yapıyormuş. Ancak vakıf mazbut ilan edilmiş. Yani vakfın soyunun devam etmediği kabul edilmiş. Oysa biz vakfın soyunun devamıyız ve bu mirasın mirasçılarıyız. Bu vakfın haklarımız doğrultusunda bize verilmesini istiyoruz. Elimizden geldiğince uğraşıyoruz. Yetkililerden vakfımızın bize verilmesini talep ediyoruz. Aynı zamanda Çeşme’nin üçte ikisinin bize ait olduğunu söylüyoruz ancak bu konuda anlaşma yoluyla bir çözüme ulaşmaya da açığız” şeklinde konuştu.”AMACIMIZ, BU TAŞINMAZLARI HUKUKİ YOLLARLA BİR AN ÖNCE GERİ ALMAK” Melek Mehmed Paşa’nın padişahın kız kardeşiyle evlendikten sonra sadrazam olduğunu söyleyen Nilüfer Akcoşkun Bozbağ, “Sadrazamlığı bittikten sonra, yaşının da ilerlemesiyle uzun süre yaşamış. Daha sonra yeniden Çeşme’ye dönerek burada varlık göstermiş. Bir dönem Sakız Adası’na gitmiş ancak orada kalmayarak tekrar Çeşme’ye dönmüş. Biz, Melek Mehmed Paşa’dan kalan, eşi Ayşe’den kızı Ayşe’ye geçen mal varlıklarının mirasçılarıyız. Aynı zamanda Nakiye Hanım’ın da mal varlıkları bulunuyor. Bunların bize ait olduğunu düşünüyoruz ancak ne yazık ki şu anda elimizde değiller. Amacımız, bu taşınmazları hukuki yollarla bir an önce geri almak ve haklarımızı elde etmek. Devlet, taşınmazların tamamını vermek istemeyebilir ancak karşılığında bedel ödeyebilir ya da bazı arsaları verip diğerlerini vermeyebilir. Bu şekilde bir çözüm bulunabilir. Çeşme’nin boş kalmasının nedenlerinden biri de bu. Çünkü bizim gibi insanlar yeniden gelip dava açabilir. Biz Çeşme’deki arsalarımızı vermeye hazırız” ifadelerini kullandı.”NAKİYE HANIM’LA İLGİLİ DAVALARIMIZ TAMAMLANDI” İsmail Hakkı Alca’nın büyük annesi Nakiye Hanım’a ait arsalarla ilgili davalar bittiğini söyleyen Bozbağ, “Şu anda tapuda ada, pafta ve parsel bilgilerine ihtiyacımız var. Vakıflarla ilgili mirasçılık belgesi işlemlerimiz de devam ediyor. Vakıflar Müdürlüğü, mirasçılık belgelerini almadan vakıf davası açamayacağımızı söyledi. Biz de bu nedenle mirasçılık belgelerini almaya yöneldik. Belgeleri aldıktan sonra vakıf davalarını yeniden açacağız. Nakiye Hanım’la ilgili davalarımız tamamlandı. Şimdi Melek Mehmed Paşa ve eşi Ayşe Hanım’la ilgili davaları açacağız. Ancak öncelikle onların mirasçılık belgelerini almamız gerekiyor. İsmail Hakkı Alca’nın annesi Ayşe Hanım’ın, Melek Mehmed Paşa’nın ilk evliliğinden olan Ayşe’nin mirasçılık belgesini aldık. Şu anda Kocaeli’deki mahkemelerde hem Melek Mehmed Paşa hem de eşi Ayşe Hanım için açtığım davalar devam ediyor. Bunlar sonuçlandığında vakıf davalarını açacağız” dedi.”ŞU ANDA SÖZ KONUSU YERLER ORMAN ARAZİSİ YA DA ÇALILIK ALAN OLARAK GÖRÜNÜYOR” Nakiye Hanım’ın arsaları için toplam 43 mirasçı olduklarını dile getiren Bozbağ, “Ancak diğer taşınmazlar ve vakıflar bakımından kaç mirasçı olduğumuzu henüz bilmiyorum. Her kuşakta mirasçı sayısı değişiyor. Biz her konuda anlaşmaya hazırız. Kimsenin malına el koymaya çalışmıyoruz. Dedelerimizden bize miras kalan taşınmazları istiyoruz. Olmayan bir şeyi talep etmiyoruz. Sadece ailemizden kalan malları ve arsalarımızı almak istiyoruz. Şu anda öncelikli talebimiz bu arsalar. Şu anda söz konusu yerler orman arazisi ya da çalılık alan olarak görünüyor. Ancak Osmanlı döneminde kayıtlar tutuluyordu. Bilgisayarlar yoktu ama her şey kağıtlara yazılıyor, belgeler ve tutanaklar hazırlanıyordu. Osmanlı arşivlerinde de bunlara ilişkin belgeler bulunuyor. Eğer o taşınmazlar bize aitse hakkımızı talep ediyoruz. Oraya konut yapılması durumunda ileride çıkabilecek sorunların önüne geçmek gerekiyor. Bir gün o arazinin bize ait olduğunu ileri sürdüğümüzde, oraya yatırım yapan kişilerle hukuki sorunlar yaşanabilir. Böyle bir durumun yaşanmaması için herkesin bir araya gelmesini ve arsalarla ilgili ortak bir çözüm bulunmasını istiyorum” diye konuştu.MELEK MEHMED PAŞA KİMDİR 1719 yılında doğduğu belirtilen ve babası İzmirli Süleyman Paşa olan Melek Mehmed Paşa, III. Selim döneminde kaptan-ı deryalık, çeşitli eyaletlerde valilik ve sadrazamlık görevlerinde bulundu. Osmanlı padişahı III. Ahmed’in kızı Zeyneb Sultan ile evlenen Melek Mehmed Paşa, 19 Ekim 1794’te sadrazamlık görevinden ayrıldı. 1802 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin, “Bu bölgenin halklarını cetvelle çizilmiş sınırlarla birbirinden bölenler, Türkleri, Kürtleri, Arapları, Sünnileri, Şiileri, Marunileri, Nusayrileri birbirinden ayırt etmeye çalışanlar, artık yolun sonuna gelmişlerdir. Biz, sadece Terörsüz Türkiye meselesiyle bir örgütün silah bırakmasını değil bir asır evvel dağıtılan parçalarımızın yeniden derlenmesini, toparlanmasını sağlıyoruz yani yeniden bölge halklarının birlikte daha güçlü olmasının yolunu açıyoruz.” dedi.Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Kurtulmuş, Necmettin Erbakan Kültür Merkezi’nde düzenlenen Sultanbeyli Belediyesi Kültür-Eğitim-Sosyal Yatırımlar Toplu Açılış ve Temel Atma Töreni’nde yaptığı konuşmada, yıllar içerisinde Sultanbeyli’nin yatırımlarla, aldığı hizmetlerle çok daha ileriye gittiğini görmekten memnuniyet duyduğunu söyledi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminden itibaren özel önem verdiği ilçedeki yatırımların artırılması için her türlü öncülüğü yaparak yol gösterdiğini anlatan Kurtulmuş, Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Tombaş’ın, göreve geldiği andan itibaren arkadaşlarıyla beraber canla başla hizmete devam ettiğini dile getirdi.Kurtulmuş, ekonomiden savunma sanayisine, dış politikadan hukuk ve demokrasi alanına kadar birçok reformu gerçekleştirirken, güçlü ve büyük Türkiye idealini ortaya koyarken şehirlerin yerinde saymasının düşünülemeyeceğine dikkati çekerek, şehirlerin, Türkiye’nin gelişmesinin önemli vitrinleri olduğunu belirtti.Güçlü Sultanbeyli’nin aynı zamanda güçlü Türkiye’nin yansıması olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, “Sultanbeyli’nin her alanda güçlü bir hale getirilmesi için hem merkezi yönetimin hem de yerel yönetimin el ele, omuz omuza, iç içe geçerek çalışması her türlü takdirin üstündedir. Ümit ediyorum ki bu çalışma temposuyla Sultanbeyli, önümüzdeki dönemde de fevkalade güçlü şekilde hizmet almaya ve hizmet üretmeye devam edecektir.” diye konuştu.Açılışı yapılacak merkezlerden birisine merhum babası Dr. İsmail Niyazi Kurtulmuş’un isminin verilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Kurtulmuş, “İnsanın babası hakkında konuşması zordur. Babam ilk hocamdır, ilk yol göstericimdir. İnsanlığa dair, Müslümanlığa dair ilk bilgilerimi kendisinden hem şifahi olarak hem de tecrübe olarak öğrendim. Hayatını hayır hizmetlerine, ilme ve insanların okumasına adayan fevkalade önemli bir insandı. Hayat geliştikçe, yaşımız ilerledikçe çok insan tanıdık. İnsan tanıdıkça rahmetli babamın yerinin ne kadar doldurulmaz olduğunu çok daha iyi anladığımı itiraf etmek durumundayım. Allah ondan ve onunla birlikte bu ülkede bugünlere kadar gelmemizde emeği geçen bütün mücadele ehlinden razı olsun diyor, rahmetle, şükranla anıyorum.” ifadelerini kullandı.”DÜNYA, İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NDAN SONRAKİ EN ZOR DÖNEMLERİNDEN BİRİSİNDEDİR”Kurtulmuş, dünyanın fevkalade zor bir süreçten geçtiğine dikkati çekerek, yaşanan çatışmalar, mücadeleler ve gerilimlere değindi.”Dünya, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en zor dönemlerinden birisindedir.” diyen Kurtulmuş, yeni bir küresel sistemin kurulamamış olmasının dünyadaki bu çatışma ve gerilimleri daha fazla artırdığını söyledi.Kurtulmuş, bu gerilimlerden, çatışmalardan fazlasıyla nasibini alan bölgenin ise Türkiye’nin tam da merkezinde bulunduğu coğrafya olduğunu dile getirerek, böylesine kritik bir dönemde, böylesine zor bir coğrafyada güçlü bir şekilde ayakta durulması gerektiğini vurguladı.Türkiye’nin bölgesel çatışma ve küresel gerilimlere rağmen güvenlik ve istikrarını birinci önceliği olarak seçtiğini belirten Kurtulmuş, “Türkiye, böylesine zor bir coğrafyada Allah’ın lütfuyla, Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde tam manasıyla bir istikrar adası olmaya devam ediyor. Bu istikrar adası olma vasfımızın her türlü kazanımımızdan çok daha değerli olduğunun altını çizmek isterim. Allah bu ülkeye istikrarsızlığı, kargaşayı ve karışıklığı asla göstermesin. Bu istikrarımızın uzun yıllar, kıyamete kadar güçlenerek devam etmesini arzu ederiz.” şeklinde konuştu.Kurtulmuş, Türkiye’nin istikrarlı şekilde yoluna devam edebilmesi için küresel sistemdeki hedefinin, nerede durmak ve ne yapmak ile nasıl bir ülke olmak istediğinin özümsenmesi gerektiğini dile getirerek, gelecek dönemde Türkiye’nin önlenemez yükselişinin yaşanacağının altını çizdi.Çevredeki bütün çatışmalarda Türkiye’nin ana tercihinin, “Diplomasi yoluyla en zor sorunlar bile çözülebilir”, “müzakerenin devam etmesi” ve “masanın açık tutulması” yönünde olduğunu anlatan Kurtulmuş, bölgedeki en önemli savaşlardan Rusya-Ukrayna Savaşı’nın artık tamamıyla sonsuz yıpratma savaşına döndüğünü, Rusları da Ukraynalıları da bıktırdığını söyledi.Kurtulmuş, “Esasında söyledikleri çok yüksek perdeden sözlere rağmen her iki taraf da çoktan anlaşmaya razıdır. Dolayısıyla Türkiye olarak ilk baştan itibaren bu konudaki tezimizi tekrarlıyoruz. Bir an evvel Rusya ile Ukrayna arasında barışın sağlanması, savaşın sona erdirilmesi sadece iki ülkenin değil başta Karadeniz ve Avrupa ülkeleri olmak üzere bütün dünyanın beklentisidir.” dedi.Amerika ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın da Hürmüz Boğazı ve Babulmendeb üzerinde devam eden çatışmalarla çoktan başlangıç noktasının fersah fersah ötesine geçtiğine dikkati çeken Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:”Bu savaş, bütün dünya ekonomilerini hatta bütün dünyanın mali sistemlerini etkileyen bir yıkım savaşına dönmüştür. Bugün itibarıyla neredeyse 120 dolar seviyesine yükselen petrol fiyatları sadece İran’ı, Amerika’yı ya da bölge ülkelerini değil Türkiye dahil bütün dünya ülkelerini yakından etkilemektedir. Yine bu hafta sonu Avrupa’nın hemen hemen her şehrinde, başkentinde görülmesi muhtemel büyük sokak kavgalarının arkasında da devam eden bu bölgesel savaşların etkilerinin olduğu aşikardır. Fransa’nın, İtalya’nın ya da başka ülkelerin şehirlerinde insanların sokaklara çıkarken yakındıkları en önemli şeylerin başında gelen, petrol fiyatları olmak üzere geçim sıkıntısı ve hayat pahalılığıdır. Dolayısıyla bu savaşın da bir an evvel sona erdirilmesi için Türkiye olarak başından beri her iki tarafa da telkin ve tavsiyelerde bulunuyoruz. Bakmayın yine yüksek perdeden konuştuklarına, Amerika ve İran, arka planda birbirleriyle görüşmelerini devam ettiriyor, her iki taraf da bir çözüm, bir nihai anlaşma noktasına gelmek için gayret sarf ediyor.”İSRAİL’İN FİLİSTİN’DEKİ SOYKIRIM VE İNSAN HAKLARI İHLALLERİTBMM Başkanı Kurtulmuş, bölgedeki ve dünyadaki en önemli sorunun İsrail’in 3 yılı aşkın süredir Filistin’de gerçekleştirdiği soykırım ve insan hakları ihlalleri olduğunu vurgulayarak, bugün gelinen noktada meselenin sadece Gazze ile Hamas’ın 7 Ekim olayları olmadığının ayan beyan ortada olduğunu söyledi.Filistin meselesinde en önemli etkiyi ortaya koyan, her platformda Filistin’e sahip çıkanın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğindeki Türkiye olduğunu belirten Kurtulmuş, Filistin davası konusunda parlamenter diplomasi çerçevesinde kendisinin de yürüttüğü çalışmaları anlattı.Kurtulmuş, Türkiye’nin Filistin davasında haklılığını ortaya koyan tezlerine işaret ederek, şunları kaydetti:”Çünkü haklı olmaktan başka güçlü söz yoktur. Dünyanın en büyük medya gücüne sahip olabilirsiniz, dünyanın en büyük finans gücüne sahip olabilirsiniz, daha açık söyleyeyim, dünyanın neredeyse birçok başkentini de yönetebilirsiniz ama zalimseniz, haksızsanız sözünüzün beş para değeri yoktur ve insanlar gelir bir gün sözünüzün de sizin de değersiz insanlar olduğunuzu anlar. Bugün İsrail böyle bir noktaya doğru hızla gelmiştir. Şimdi seçimlerine birkaç gün kala her türlü melaneti işlemeleri mümkündür, her türlü zulmü işlemeleri mümkündür ama ne yaparlarsa yapsınlar, bunu size moral vermek için söylemiyorum, bugünler siyonist rejimin iyi günleridir. Önlerinde onları bekleyen çok daha zor, çok daha tehlikeli yollar olduğunu hatırlatmak isterim. Bütün insanlık, insanlığın vicdanı sokaklara çıkarak İsrail’in bu zulmüne, siyonizmin bu çılgınlığına ‘Dur’ demektedir. İnşallah bu çılgınlık durdurulacak ve Filistin sonunda özgür olacaktır.”TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİKurtulmuş, Türkiye’nin böylesi bir dönemde iç kalesini de tahkim etmesi gerektiğinin altını çizerek, terör meselesinin geride bırakılmasının Türkiye’nin iç politikada birinci önceliği olduğunu vurguladı.Terörsüz Türkiye hedefinde önemli adımların atıldığını dile getiren Kurtulmuş, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’un gereği olarak da bu konuyla ilgili adımlar atılacak ve artık Türkiye’de terör örgütü bütün silahlarını teslim ederek kendisini feshedecek ve böylece Türkiye, esenlik yurdu, barış yurdu olma noktasında önemli bir adımı daha geride bırakacaktır. Şimdiye kadar 50 yıllık terörle mücadelede kazananlar, terör ve savaş baronları oldu. Şimdi barışın, esenliğin, kardeşliğin temin edilmesiyle kazanan milletimiz olacak, 86 milyon vatandaşımız olacak. Kazanan barış ekonomisi olacaktır. Türkiye’nin her yerinde, başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu olmak üzere her tarafında halkımız alın teriyle üretecek ve helalinden kazanacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.Türkiye’nin terörü tamamıyla bitirerek bölgesinde yıldız ülke olmaya devam edeceğini söyleyen Kurtulmuş, “Terörsüz Türkiye hedefi sadece Türkiye için değil aynı zamanda bölge için de önemli bir hedeftir. Terörsüz Türkiye ile birlikte terörsüz bir bölgenin kurulduğunu da hep birlikte göreceğiz.” dedi.TBMM Başkanı Kurtulmuş, Türkiye’nin iç kalesini tahkim etmesinin ve bu alanda atacağı adımların başarıyla sonuçlanmasının aynı zamanda yaklaşık bir asırdır uygulanan bölgedeki emperyalist projeleri de sona erdireceğini belirterek, şöyle konuştu:”Bu bölgenin halklarını cetvelle çizilmiş sınırlarla birbirinden bölenler, Türkleri, Kürtleri, Arapları, Sünnileri, Şiileri, Marunileri, Nusayrileri birbirinden ayırt etmeye çalışanlar artık yolun sonuna gelmişlerdir. Güçlü Türkiye, bu bölgede halkların da toparlandığı güçlü bir merkez anlamındadır. Biz, sadece Terörsüz Türkiye meselesiyle bir örgütün silah bırakmasını değil aynı zamanda bir asır evvel dağıtılan parçalarımızın yeniden derlenmesini, toparlanmasını sağlıyoruz yani yeniden birliğin, beraberliğin, kardeşliğin ve bölge halklarının birlikte daha güçlü olmasının yolunu açıyoruz. Allah yolumuzu açık eylesin. Bu millete küçük hedefler yakışmaz. Tarih boyunca hiçbir zaman küçük hedefleri olmayan bu aziz millet, şimdi de büyük hedeflerle güçlü ve büyük Türkiye istikametinde yürüyor. İnşallah bölgedeki ve küresel gelişmeleri de en iyi şekilde takip ederek o gelişmelerin etkisinde kalmak değil tam tersine o gelişmeleri milletimizin hayrına kullanarak yolumuza devam ediyoruz.”TBMM Başkanı Kurtulmuş’un konuşmasının ardından video konferans yöntemiyle temel atma ve açılış törenleri gerçekleştirildi.Şehir Kütüphanesi, Hamidiye Gençlik Merkezi, Fetih Korusu Sosyal Tesisleri, Dr. İsmail Niyazi Kurtulmuş Şehir Düşünce Merkezi ile Aydos Kalesi Tanıtım ve Sergi Salonu’nun açılışı yapılırken Akşemsettin Gençlik Merkezi, Battalgazi ve Mimar Sinan mahallelerinde inşa edilecek 4-6 yaş Kur’an kursları, Ahmet Yesevi Anaokulu, Aydos Sosyal Tesisi Projesi ve Sultanbeyli Terminali’nin temeli atıldı.Törende AK Parti İstanbul Milletvekili Yahya Çelik ile Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Tombaş da konuşma yaptı.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.