49,7292$%0,17
55,7044€%-0,16
66,5363£%-0,15
6.393,86%-0,48
4.000,98%-0,59
%
05:52
23 Ekim 2026 Cuma
TBMM Genel Kurulu’nda yaklaşık 455 bin yatırımcıyı ilgilendiren ‘Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi’ dün kabul edilerek yasalaştı.Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin MEHTAP GÖKDEMİR / ANKARA – Koşulları sağlayan yatırımcılara 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme yapılabilecek. Fon pay sahiplerine, ilgili sınırları aşmamak üzere, net yatırım tutarı 1 milyon TL’nin altında ise bu tutarda; 1 milyon TL ve üzerinde ise en fazla 1 milyon TL ara ödeme yapılabilecek. Tasfiye sürecinde Hazine kaynağı veya bütçe imkanı kullanılmayacak. Ödemeler, fonların yanlızca kendi mal varlığından, hukuka aykırı fiilleri gerçekleştiren gerçek ve tüzel kişilerden tahsil edilen tutarlardan karşılanacak. Fatura zararı oluşturan sorumlulara ödetilecek.
Kütahya’da Hekim Sinan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 19 öğrenci, karın ağrısı ve gıda zehirlenmesi şüphesiyle hastaneye başvurdu. Öğrencilerin, öğle arasında ikram edilen tavuklu pilav ve ekmek sonrası rahatsızlandığı öğrenildi.Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Edinilen bilgiye göre, okulun dışında öğle arasında bir iş yeri tarafından öğrencilere tavuklu pilav ve ekmek ikram edildi. Yaklaşık 60 öğrenciye dağıtıldığı öğrenilen yemek ikramının ardından bazı öğrenciler karın ağrısı şikayeti yaşadı. Rahatsızlanan öğrenciler, velileriyle birlikte Kütahya Şehir Hastanesi’ne başvurdu. Hastaneye gelen 19 öğrencinin sağlık ekiplerince kontrol ve tetkikleri yapıldı.Olayla ilgili gıda zehirlenmesi şüphesi üzerinde durulurken, öğrencilerin rahatsızlanmasına ikram edilen yemeklerin neden olup olmadığına ilişkin kesin bir bilgi paylaşılmadı.
İstanbul’da, yurt içinde ve yurt dışında kurulan şirketler aracılığıyla kaynağı belirsiz yüksek miktarda paranın aklandığı iddialarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 5 şüpheliden 3’ü tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, yurt içinde ve yurt dışında kurulan şirketler aracılığıyla kaynağı belirsiz yüksek miktarda paranın aklanmasına yönelik işlemler gerçekleştirildiği, bu paranın yatırım sözleşmelerine uygun kullanılmadığı ve suç gelirlerine yasal görünüm kazandırıldığı iddialarına ilişkin başlatılan soruşturma sürüyor.Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 5 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı. Şüpheliler sağlık kontrolünün ardından Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne getirildi. Savcılıkta ifade veren şüphelilerden Cihan Tunç, Ümit İlker Avcı ve Çağlar Sezgin tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Şüpheliler Beşir Ömer Demir ve Atakan Eren hakkında ise “konutu terk etmeme” şeklindeki adli kontrol tedbiri talep edildi.SORUŞTURMAİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada, Alman vatandaşı K.P. ve M.B’nin, yurt içi ve yurt dışında kurulan şirketler aracılığıyla kaynağı belirsiz yüksek miktarda paranın aklanmasına yönelik işlemler gerçekleştirildiği iddiası üzerine soruşturma başlatıldığı belirtilmişti.Açıklamada, müştekilerin, “80 milyon avro tutarında sözleşme düzenlendiği”, “100 milyon avroluk havale işlemi gerçekleştirildiği”, “1 milyar avroluk fonun kamu gücü ve nüfuzu kullanılarak kredi yoluyla yurt dışına çıkarılmasının vadedildiği” ve “1,5 milyon avro tutarında tekne satışı yapıldığı” yönünde iddialarda bulundukları ifade edilmişti. Ayrıca müştekilerin konuya ilişkin bilgi ve belgeleri Murat Ağırel’e ilettiklerini, söz konusu bilgi ve belgelerin ilgili kişilere aktarılmasının ardından tehdit edildiklerini öne sürdükleri vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedilmişti:”Müşteki ifadeleri, sundukları ses ve görüntü kayıtları ile soruşturma kapsamında elde edilen delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda Emir Sarıgül, Ömer Sarıgül, Aylin Kotil, Volkan Aslanbaş, Cavidan Tanrah Artuner ve Murat Ağırel hakkında gözaltı kararı verildi. TBMM 28. Dönem Milletvekili Mustafa Sarıgül hakkındaki iddialar, ayrı değerlendirilmek üzere Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilecektir. Soruşturma işlemleri devam etmektedir.”Bu kapsamda, İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekiplerince, Ömer Sarıgül, Kotil, Aslanbaş, Artuner ve Ağırel gözaltına alınmıştı. Çalışmaların devamında ise Caner Baş, Cihan Durak, Zekai Erdem, Cihat Salman, Selim Daşdemir, Özgür Bölükbaşı, Bayram Özata, Cemil Vasken Barın, Zekeriya Yasemin, Mehmet Ali Aslan, Sadullah Ergün ve Uğur Kurtulan da yakalanmıştı. İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden Cemil Vasken Barın ile Uğur Kurtulan adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakılmış, diğer 15 zanlı tutuklanmıştı.Şüpheli Emir Sarıgül de dün çıkarıldığı sulh ceza hakimliğince tutuklanmıştı. Soruşturma kapsamında düzenlenen başka bir operasyonda Mustafa Sarıgül’ün koruması Beşir Ömer Demir ile Çağlar Sezgin, Cihan Tunç, Atakan Eren ve Ümit İlker Avcı gözaltına alınmıştı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, R4 (Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan) ile İtalya’nın da katılımıyla gerçekleştirilen R4+E3 (İngiltere, Almanya ve Fransa) Dışişleri Bakanları Toplantıları kapsamında Türkiye’ye gelen dışişleri bakanlarını kabul etti.Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, R4 (Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan) ile İtalya’nın da katılımıyla gerçekleştirilen R4+E3 (İngiltere, Almanya ve Fransa) Dışişleri Bakanları Toplantıları kapsamında Türkiye’ye gelen dışişleri bakanlarını kabul etti. Kabulde, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammad Ishaq Dar, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan yer aldı.
Tutuklanmasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde kendi şirketine ait aracı başkanlık makam aracı olarak kullanıp masraflarını belediyeye karşılattığı iddiasıyla açılan davada, 12 sanığın yargılanmasına devam edildi.Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Büyükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesince Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, “İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü” davası kapsamında tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş ile 4 tutuksuz sanık ve avukatları katıldı.Duruşmada, İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu, oğlu Mehmet Selim İmamoğlu ve sanıkların yakınları ile bazı partililer de izleyici olarak yer aldı.Sanık İmamoğlu, savunmasında, son 2 yılda hakkında 20’ye yakın dava açıldığını söyledi. Küçüklüğünden beri esnaflığı öğrenerek büyüdüğünü, kar-zarar, gelir-gider tablosunu iyi bildiğini savunan İmamoğlu, “İddia makamının önünüze koyduğu defterin sadece tek bir sütunu vardır. Bu sütun, sadece giderler yazılan sütundur. Mazot, bakım, lastik, toplam 122 bin 325 lira.” dedi. İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı seçilmesinden birkaç ay sonra, belediye başkanına hizmet aracı olarak tahsis edilmesi planlanan bir aracın aylık 7 bin 200 liraya kiralanmasının söz konusu olduğunu, bu bedeli o dönem hem resmi evrakta gördüğünü hem de kendisine gösterilen aracın aylık kira ücretinin aynı şekilde ifade edildiğini kaydetti.Söz konusu aracın aylık kira bedelinin bugünün koşullarında 250-300 bin liraya karşılık geldiğini belirten İmamoğlu, bu durumu kabul etmediğini söyledi. İmamoğlu, kendisine ait aracı bulunduğu için belediyenin kaynaklarını harcamak istemediğini ve araç kiralanmasına karşı çıktığını savunarak, şu beyanda bulundu: “Araç 4 yıl 2 ay, yani 50 ay boyunca belediyenin hizmetinde kaldı, neyle? Sıfır liralık kira bedeliyle, yani ücretsiz tahsisle. Yani bugünün parasıyla yaklaşık 15 milyon lira o dönem Beylikdüzü Belediyesinin cebinde kaldı, kamunun kasasında kaldı. Kamunun lehine, çok özenli, çok güçlü, çok gerekli bir adım atıldı. Araç kiralansaydı mazotunu yine belediye ödeyecekti. Yani mazot her halükarda ödenecekti. Bakım ve lastik giderini dahi kira tutarından düşseniz, yine milyonlarca lira kamunun kasasında kalmış oldu.”İmamoğlu, “Kendi aracımı kamunun parasını korumak için kullanmışım. Bugün ise o arabanın mazotunun hesabını veriyorum. Kaldı ki parayı da faiziyle birlikte ödemişim. Dekontları da sizin dosyanızda var. Yanılmıyorsam tam bir yıl önce, bu mahkeme açılmadan ödemişim. Bu hikayenin Allah aşkına neresinde kamu zararı var? Ben bulamadım.” ifadelerini kullandı. Kendisine ait aracı Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde 4 yıl 2 ay boyunca ilçedeki hizmetlerinde kullandığını belirten İmamoğlu, aracın yüz binlerce kilometreye ulaşarak eskimesinin ardından şirketinin ikinci bir araç aldığını anlattı.İmamoğlu, İBB Başkanlığı döneminde de 6 yıl boyunca bu aracı yakıt ve diğer giderlerini karşılayarak hizmetlerinde kullanmaya devam ettiğini kaydetti.”KAMUYU ZARARA UĞRATMADAN, KAMU YARARI SAĞLAMA GAYESİYLE BU KARARI ALDIK”Sanık Fatih Keleş de savunmasında, 2014 yerel seçimlerinde ilk kez belediye meclis üyeliğine seçildiğini ve bu sıfatla bir yıl boyunca belediye encümeninde görev yaptığını söyledi.Belediyede bunun dışında herhangi bir kadroda bulunmadığını savunan Keleş, şu beyanda bulundu: “Belediye o yıllarda makam ve hizmet araçlarını ihale ile kiralıyordu. Bir önceki dönemde aynı makamda kullanılan araç için aylık 7 bin 200 lira civarında kira ödenmişti. Önümüze gelen talepte ise belediye kira ödemeyecek, yalnızca kendi hizmetinde kullandığı aracın yakıtını ve bakımını karşılayacaktı. Bu karşılanacak masraflar zaten araç hangi yolla temin edilirse edilsin belediyenin üzerinde kalan giderlerdir. Bu kararda belediyeye bir yük bindirdiğimizi değil, onu uzun yıllara yayılacak bir kira yükünden kurtardığımızı düşündük. Yani aslında kamuyu zarara uğratmadan, kamu yararı sağlama gayesiyle bu kararı aldık.”Keleş, 11-12 yıl önce belediyenin yararına olduğuna inandığı bir konuda kurul halinde alınan karara katıldığını belirterek, söz konusu karardaki imzası dışında kendisine yüklenebilecek herhangi bir fiil bulunmadığını savundu. Duruşmada görüşü sorulan Cumhuriyet savcısı, ek bilirkişi raporu alınmasını talep etti. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla 3 kişilik bilirkişi heyetinden yeni rapor alınmasına hükmederek, duruşmayı 12 Şubat 2027’ye erteledi.İDDİANAMEDENBüyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, Ekrem İmamoğlu, Bülent Arslaner, Fatih Keleş, Fatma Hoşgöz Açıkgöz, İlyas Yılmaz, Mehmet Zeki Çanakçi, Mülayim Demirtaş, Nuray Köker, Orhan Yılmaz, Selçuk Altun, Üzeyir Çöl ve Ercan Doğan “sanık” olarak yer alıyor.İddianamede, İmamoğlu İnşaat’ın 4 Şubat 2015’te Beylikdüzü Belediyesine bir dilekçe verdiği, dilekçede şirketin mülkiyetindeki 34 LN 4472 plakalı Mercedes Vito aracın, bakım, yakıt ve diğer tüm masraflarının belediye tarafından karşılanmak üzere, dönemin belediye başkanının görev süresi boyunca bedelsiz olarak Belediye Başkanlığı hizmetinde kullanılmasının teklif edildiği aktarılıyor.Söz konusu dilekçenin 9 Şubat 2015’te Ekrem İmamoğlu’nun oluruyla Belediye Encümenine sevk edildiği anlatılan iddianamede, encümenin bu talebi, aracın başkanlık makam otosu olarak kullanılması, bakım ve yakıt masraflarının belediye tarafından karşılanmak üzere bedel ödenmeksizin kabulüne uygun gördüğü bilgisine yer veriliyor.İddianamede, Belediye Kanunu’nun ilgili maddesine göre encümenin görev ve yetkilerinin sınırlandırıldığı, özel mülkiyetteki bir aracın belediye başkanına makam aracı olarak tahsis edilmesi ve bu aracın tüm masraflarının belediye bütçesinden karşılanmasına karar verme yetkisi bulunmadığı ifade ediliyor.Ayrıca iddianamede, bu nedenlerle Belediye Kanunu’nda sayılan görev ve yetkileri arasında olmamasına ve Taşıt Kanunu’na aykırı olmasına rağmen, özel mülkiyetteki bir aracın giderlerinin belediye bütçesinden karşılanması yönünde karar alan encümen üyeleri Çanakçi, Demirtaş, Keleş, Köker, Altun, İlyas Yılmaz ve Orhan Yılmaz ile encümen kararına dayanarak aracın bakım, onarım, lastik ve akaryakıt alımı harcamalarını gerçekleştirmek ve ödemeleri yapmakla görevlerinin gereğine aykırı davranan dönemin Beylikdüzü Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürü Üzeyir Çöl ile Destek Hizmetleri personeli Bülent Arslaner’in sorumlu olduğu kaydediliyor.BELEDİYE İHALESİNDE USULSÜZLÜKİddianamede, Beylikdüzü Belediyesi Gençlik ve Spor İşleri Müdürlüğünce 25 Aralık 2018’de 65 bin 600 lira bedelli “Eğitmen Çalıştırılması ve Spor Organizasyonları Malzemesi Alım İşi” ile 15 Ocak 2019’da 65 bin 800 lira bedelli iki ayrı “Eğitmen Çalıştırılması ve Spor Organizasyonları İşi” için temin alımı yapıldığı anlatılıyor.Kamu İhale Kanunu’na göre büyükşehir belediye sınırları içerisindeki idareler için doğrudan temin parasal limitinin KDV hariç 67 bin 613 lira olduğu hatırlatılan iddianamede, belediyenin iki ayrı doğrudan temin alımı yaptığı bildiriliyor.İddianamede, her iki alımın bedelinin de tek başına 67 bin 613 liralık doğrudan temin limitinin altında kaldığı ancak her iki işin de aynı nitelikte olduğu belirtilerek, “Kamu İhale Kanunu’nun 5’inci maddesine aykırı olarak rekabet, eşitlik ve kaynakların etkin kullanılması ilkeleri ihlal edilerek doğrudan temin sınırının altında kalmak amacıyla aynı nitelikteki eğitmen çalıştırılması hizmeti işinin 2 kısma bölünerek doğrudan temin usulü ile alımların gerçekleştirildiği sabittir.” ifadesine yer veriliyor.CEZA İSTEMLERİİddianamede, sanıklar Ekrem İmamoğlu, Bülent Arslaner, Fatih Keleş, İlyas Yılmaz, Mehmet Zeki Çanakçi, Mülayim Demirtaş, Nuray Köker, Orhan Yılmaz, Selçuk Altun, Üzeyir Çöl ve Fatma Hoşgöz Açıkgöz’ün “görevi kötüye kullanma” suçundan 6 aydan ikişer yıla kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyor.Sanık Ercan Doğan’ın “görevi kötüye kullanmaya yardım” suçundan 3 aydan 1 yıla kadar hapsinin istendiği iddianamede sanık Mehmet Zeki Çanakçi’nin ayrıca daha önce aldığı bir cezadan dolayı denetim süreci içindeyken yeni bir suç işleyerek denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davrandığı belirtiliyor.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.