49,8280$%0,07
55,4609€%-0,05
66,3271£%-0,04
6.522,17%0,33
4.065,50%0,14
%
05:57
28 Ekim 2026 Çarşamba
Ordu’da amatör maçta attığı golün ardından yaptığı 11 taklalı sevinçle dikkati çeken Korgan Belediyesporlu futbolcu Osman Ismak, Guinness Rekorlar Kitabı’na girmek için çalışmalarını sürdürüyor.11 TAKLALI GOL SEVİNCİ Ordu 1. Amatör Küme ekiplerinden Korgan Belediye spor’da 10 numaralı formayı giyen takım kaptanı Ismak, geçen cumartesi Dumlupınar Spor karşılaşmasında attığı golün ardından yaptığı 11 taklalı sevinçle sosyal medyada ilgi gördü. Antrenmanlarını Korgan İlçe Stadı’nda sürdüren 35 yaşındaki Ismak, AA muhabirine, devlet korumasında yetiştiğini ve Terme İlçe Müftülüğünde görev yaptığını söyledi. Judoyla da ilgilendiğini ve judo antrenörü olarak sporcular yetiştirdiğini belirten Ismak, ters takla atmayı küçük yaşlarda bu spor sayesinde öğrendiğini ifade etti.”ÇOCUKLUĞUMDAN BERİ TAKLA ATARIM”Ismak, takla atmaya çocukluk yıllarında başladığını anlatarak, “Çocukluğumdan beri takla atarım. Halen bu konuda iyi olduğumu düşünüyorum.” dedi. Gol sevincinin sosyal medyada ilgi görmesinden memnuniyet duyduğunu dile getiren Ismak, kendisi hakkında olumlu yorum yapanlara teşekkür etti.YENİ HEDEFİ GUINNESS REKORLAR KİTABIIsmak, çevresinde “Taklacı Osman” olarak tanındığını belirterek, bu durumdan rahatsız olmadığını kaydetti.Guinness Rekorlar Kitabı’nda yer alan 57 geri takla rekorunu geçmek istediğini vurgulayan Ismak, “Rekoru geçmek için çalışmalarım devam ediyor. Şu anda ters takla sayım 30-40 arasında. İnşallah kendimi daha da geliştirip rekoru kıracağımı düşünüyorum.” şeklinde konuştu.
İklim değişikliğine karşı yeşil bir ekonomi amaçlanırken ‘adil geçişin’ de merkezde olması bekleniyor. Bu kapsamda COP31’de yalnızca çevresel konular ve sürdürülebilir kalkınma değil, emeğin ve kırılgan grupların korunması için planlamalar yapılması öngörülüyorHaberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Değişen iklim yalnızca çevreyi ve ekonomiyi etkilemiyor; insan haklarını ve cinsiyet eşitsizliğini kötüleştiriyor. Kadın ve kız çocuklarının yaşam biçimleri, geçim kaynakları, sağlık, güvenlik ve emniyetleri için özel riskler oluşturuyor. İklim değişikliğinin çocuklar ve kadınlar üzerinde daha ağır sonuçlarının olması beklenirken, BM’nin çeşitli raporlarına göre iklim krizinin 158 milyon kadın ve kız çocuğunu aşırı yoksulluğa itebileceği tahmin ediliyor. 236 milyon daha fazla kadın ve kız çocuğunun gıda güvensizliği yaşaması bekleniyor. İklim değişikliği nedeniyle yerinden edilen insanların yüzde 80’inin kadın olduğu belirtiliyor. İklim felaketi sebebiyle göç etmek zorunda kalan kadınlar ve kız çocukları şiddete ve cinsel istismara maruz kalma tehlikesiyle karşı karşıya. Birçok bölgede kadınlar, aileleri için yiyecek, su ve yakacak temin etme konusunda orantısız bir sorumluluk üstlenirken, iklim değişikliği nedeniyle bu kaynaklar kıtlaştığında, kadınlar daha çok çalışmak ve daha uzak mesafelere gitmek zorunda kalıyor. Bu durum, bazen annelerine artan yükü yönetmede yardımcı olmak için okulu bırakmak zorunda kalan kız çocukları üzerinde de ek baskı oluşturuyor.Kadın çiftçilerDünya Sağlık Örgütü’nün iklim krizinin sonuçlarını kadın sağlığı üzerinden değerlendirdiği çalışmalarında da kadınların biyolojik özelliklerinden dolayı suya ihtiyaçlarının daha yüksek olduğu vurgulanarak, yetersiz su sebebiyle kişisel hijyenlerini sağlayamadıklarına ve enfeksiyon bazlı hastalıklardan daha fazla etkilendiklerine dikkat çekiliyor. Öte yandan gelişmekte olan ülkelerde gıda üretiminin yüzde 45-80’ini kadın çiftçiler gerçekleştirirken, yaşanan iklim olayları özellikle üretim tarafında da kadın çiftçileri ve kadın tarım işçilerini olumsuz etkiliyor.Gençlik girişimiCOP31’de, gıda, su ve iklim politikalarının birbirinden kopuk değil bütüncül bir sistem olarak ele alınması hedeflenirken, Başkanlık, kaynak verimliliğini artıran ve iklim şoklarına karşı sektörler arası dayanıklılığı güçlendiren entegre yaklaşımları teşvik etmeyi amaçlıyor. Kadın çiftçiler, gıda üretiminin en önemli emekçileri olmasına rağmen iklim finansmanına erişimde zorluklar, engeller yaşıyor. COP31’de, bu engelleri azaltan ve kadınların dayanıklılığını güçlendirmeyi hedefleyen finansman araçlarının önünü açacak uygulamalar da görüşülecek.Gıda ve İklim Aksiyonu için Gençlik girişimi aracılığıyla COP31, genç kuşakları sürdürülebilir gıda sistemlerinin merkezine yerleştirmeyi hedefliyor. Bu kapsamda da tarımda yeşil istihdam, beceri gelişimi ve genç liderliği desteklenecek.COP31, üreticileri kuraklık, sel ve değişen iklim koşullarına karşı koruyan dayanıklı tarım sistemlerinin kurulmasını önceliklendirecek. Başkanlık, uyum odaklı uygulamaların ve dayanıklı teknolojilerin yaygınlaştırılmasını destekleyecek uygulamaları gündeme getirecek.Eğitim ve farkındalıkİklim değişikliğinden en az sorumlu olan çocuklar ve gençler, iklim krizinin yıkıcı sonuçlarından ise en çok etkilenecek olanlar. UNICEF’e göre yalnızca 2024’te iklim kaynaklı şoklar, 85 ülkede en az 242 milyon öğrencinin eğitimini kesintiye uğrattı. Türkiye COP31’de öncelikli alanlarından bir olan “gençlik ve eğitim” ile bugünün ve geleceğin kuşaklarını, iklim eylemini yürütmek ve adil, dayanıklı ve kalıcı bir dönüşümü desteklemek için gereken bilgi, beceri ve fırsatlarla donatmayı amaçlıyor. 10-24 yaş arası 1,8 milyar insanıyla gençler, iklim etkilerini en uzun süre yaşayacak nesli temsil ediyor; ancak karar alma süreçlerine anlamlı katılımları sınırlı kalıyor. Çocuklar ve gençler, iklim değişikliğinin etkilerine karşı en kırılgan kesimler arasında yer alırken aynı zamanda iklime dayanıklı ve düşük karbonlu bir geleceğe geçişi yürütecek kuşağı temsil ediyor. Sürdürülebilir ekonomilere geçiş, iklim bilgisi ve yeşil beceriler gerektiriyor. 2035’e kadar herkes için iklim eylemi eğitiminin sağlanması; iklim okuryazarlığını, uyum kapasitesini ve bilinçli karar almayı güçlendirirken gelecek kuşakları yeşil ekonomiye hazırlayan açık bir uygulama kilometre taşı sunuyor. Evrensel iklim eğitimi, farkındalık oluşturmanın ötesinde; iklim hedeflerini kalıcı uygulamaya ve uzun vadeli dayanıklılığa dönüştürmek için gereken nitelikli iş gücünün, bilinçli yurttaşların ve kurumsal kapasitenin oluşmasına yardımcı olacak.İklim elçileri hazırÇevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalara katkı veren Türkiye’nin İklim Elçileri de COP31’i heyecanla bekliyor. Üniversiteli genç iklim elçileri, iklim değişikliğiyle mücadelenin gerçek gücünün, kağıt üzerindeki hedeflerin sahada uygulanabilirliği ile ortaya çıkacağını dile getirdi. “Sonuçlarla biz yüzleşeceğiz, o yüzden masada biz de olmalıyız. Kaybedecek vaktimiz yok; enerjimizi ve sahadaki birikimimizi devletimizin gücüyle birleştirerek, kağıt üzerindeki planları gerçeğe dönüştürmeye hazırız. COP31 hayati bir fırsat” diyen elçiler, dünyanın dört bir yanından gelecek akranlarıyla kuracakları küresel bağlarla, mücadeleye omuz vermeye kararlı.Özel finansmanÇevre, Şehircilik ve İklim Değişikli Bakanlığı’nın ‘Sürdürülebilir Yeşil Büyüme ve İklim Politikaları Çalıştayı Sonuç Raporu’nda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın adil geçiş sürecindeki rolüne işaret edildi. Kayıt dışı istihdamın, sosyal yardımlarla toplanan veriler ve kadınların sosyal konumlarıyla birlikte ele alınması gerektiği belirtildi. Kadınların eğitime, finansmana erişimde özel bir yer verilmesinin önemine dikkat çekilirken, bunun yalnızca ulusal politikalarla sınırlı değil, şirketlerin kendi iç politikalarında da adil geçiş planlarına yansıması gerektiği ifade edildi. Adil geçişin finansmanı için İklim Kanunu kapsamında gelirlerin yüzde 10’una kadar kısmının adil geçiş faaliyetlerine yönlendirilebileceği belirtildi.
COP31’de en kritik konuların başında iklim finansmanı yer alacak. Türkiye iklim finansmanının kırılgan ülkelere daha hızlı ulaştırılması, öncelikler, yatırım ve uygulama arasında bir köprü kurulması için aksiyon alacakHaberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin MELTEM GÜNEŞ – İklim finansmanı, iklim değişikliğiyle mücadele edecek azaltma ve uyum eylemlerini desteklemeyi amaçlayan, kamu, özel ve alternatif finansman kaynaklarından sağlanan yerel, ulusal veya uluslararası finansmanı ifade ediyor. BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması, daha fazla mali kaynağa sahip Taraflardan, daha az kaynaklı ve daha savunmasız olanlara mali yardım çağrısında bulunuyor. Burada ülkelerin iklim değişikliğine katkılarının ve bunu önleme ve sonuçlarıyla başa çıkma kapasitelerinin son derece farklılık gösterdiği kabul ediliyor. İklim finansmanı, emisyonları önemli ölçüde azaltmak için büyük ölçekli yatırımlar gerektiren “azaltma” için gerekli olduğu kadar, değişen iklimin olumsuz etkilerine “uyum” sağlamak için önemli mali kaynaklara ihtiyaç duyulduğu da unutulmamalı.Küresel Yeşil FonlarSözleşmede belirtilen “ortak ancak farklılaştırılmış sorumluluk ve ilgili yetenekler” ilkesine uygun olarak, gelişmiş ülke Taraflarının, gelişmekte olan ülke Taraflarına Sözleşmenin hedeflerini uygulamada yardımcı olmak için mali kaynaklar sağlaması gerekiyor. İklim finansmanının sağlanmasını kolaylaştırmak amacıyla, Sözleşme, gelişmekte olan ülke taraflarına mali kaynak sağlamak üzere bir finansman mekanizması kurdu. Küresel Çevre Fonu (GEF), Sözleşmenin 1994’te yürürlüğe girmesinden bu yana finansal mekanizmanın işletme birimi olarak hizmet veriyor. 2010’daki COP16’da Taraflar, Yeşil İklim Fonu(GCF) ve 2011 yılında da onu finansal mekanizmanın işletme birimi olarak belirledi. GEF ve GCF’ye rehberlik sağlamanın yanı sıra, Taraflar iki özel fon kurdu. Özel İklim Değişikliği Fonu (SCCF) ve En Az Gelişmiş Ülkeler Fonu (LDCF), her ikisi de GEF tarafından yönetilirken Adaptasyon Fonu (AF) da 2001 yılında Kyoto Protokolü kapsamında kuruldu.Taahhütten eylemeFinansmanın mevcut olması, her ülkenin bu kaynağa kolayca ulaşabildiği anlamına gelmiyor. Fonlarda proje hazırlama, teknik yeterlilik, başvuru süreçleri, raporlama yükümlülükleri gibi şartlar bulunabiliyor. Gelişmekte olan, sınırlı kapasiteye sahip ülkeler süreçte güçlük yaşıyor. UNFCCC’nin analizine göre, sunulan Ulusal Katkı Beyanlarının yüzde 89’u artık ekonomi geneli “azaltım” hedefleri içeriyor, yüzde 73’ü ise “uyum” bileşenlerini barındırıyor. Bu da artan hedeflerin yanı sıra uygulama desteğine yönelik talebin de büyüdüğüne işaret ediyor. Aynı zamanda birçok gelişmekte olan ülke iklim finansmanına erişimde, bankalanabilir proje hazırlamada ve kurumsal kapasiteyi güçlendirmede ciddi engellerle karşılaşıyor, bu da taahhütleri eyleme dönüştürme imkânlarını sınırlıyor.Uygulama KöprüsüÜlkeler, Ulusal Katkı Beyanları (NDC) ve Ulusal Uyum Planları (NAP) ve uzun vadeli stratejileri aracılığıyla iddialı iklim hedefleri belirlemiş olsalar da, uygulama süreci sınırlı kurumsal kapasite, parçalanmış yatırım fırsatları ve politika öncelikleri ile finansman çözümleri arasındaki yetersiz uyum gibi zorluklar yaşıyor. İklim taahhütlerinin sahada sonuca dönüşmesini hızlandırmak için COP31 Dönem Başkanlığı bünyesinde İklim Uygulama Köprüsü (CIB-BRIDGE) geliştirildi. Köprünün, ulusal iklim öncelikleri, yatırım fırsatları ve finansman ortakları arasındaki bağlantıyı güçlendirmesi hedefleniyor. Amaç iklim hedefleri ile gerçek yatırımlar arasındaki mesafeyi azaltarak, finansmanın sahaya daha hızlı, etkili, sonuç odaklı ulaşmasını sağlamak.‘Yaşayabileceğiniz bir ülkeniz yoksa…’COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, bu ayın başında Fiji’deki Pre-COP etkinliklerinde, küresel savunma harcamaları ile iklim finansmanını karşılaştıran açıklamalarda bulundu. NATO ülkelerinin savunma harcamalarını gayri safi yurt içi hasılalarının yüzde 5’ine çıkarma hedefi üzerinden yaptığı değerlendirmede Kurum, “Yaşayabileceğiniz bir ülkeniz yoksa savunmaya yüzde 5 harcamanın anlamı nedir?” dedi.Beş pilot ülkeEtiyopya, Fiji, Endonezya, Pakistan ve Özbekistan, BRIDGE’in ilk beş pilot ülkesi oldu. Bu ülkeler, kendi belirledikleri yol haritaları doğrultusunda BRIDGE ile çalışacak. İklim finansmanı, yatırım yapılabilir proje portföyleriyle buluşturulacak; ülkelerin ulusal iklim ve kalkınma hedeflerine ulaşma kapasitesi güçlendirilecek. Pilot ülkelerden alınacak geri bildirimler, uygulamayı geliştirmek için kullanılacak.COP31’in temel odakları arasında, her ülkenin ulusal koşullarına, kapasitesine ve kalkınma hedeflerine uygun, sahiplenmeyi merkeze alan çözümlerin sunulması yer alıyor. Finanse edilebilir, standartlaştırılmış ve tekrarlanabilir proje hatlarının geliştirilmesinin desteklenmesi; kamu, özel ve çok taraflı kaynakların bir araya getirilmesi, kamu kaynaklarını özel sermayeyi çekecek şekilde konumlandırarak iklim yatırımlarının ölçeğinin büyütülmesi hedefleniyor.Büyüme gerilediTürkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) COP31 Eylem Gündemi Hedefleri Sentez Raporu’nda uluslararası iklim rejiminin bir taahhüt sorunu olmadığı, bir “uygulama” sorunu olduğu vurgulandı. Küresel iklim finansmanın 2024’te ilk kez 2 trilyon doları aştığı, 2025 için tahminin 2,1 trilyon dolar olduğu aktarılan rapora göre, yıllık büyüme 2021’deki yüzde 30’dan 2024’te yüzde 6’ya, 2025’te ise tahminen yüzde 2-3’e geriledi. 2035 itibarıyla yılda en az 6,2 trilyon dolara ihtiyaç olacak.Yeşil sertifikasyonŞehirler, küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 70’ini oluştururken, aynı zamanda en şiddetli iklim etkileriyle de karşı karşıya kalıyor; büyük şehirlerin yaklaşık yüzde 15’i hem aşırı sel hem de kuraklığa maruz kalıyor. Buna karşılık, İklim Değişikliğine Dayanıklı Şehirler Eylem Gündemi, düşük karbonlu çözümleri yaygınlaştırarak, enerji performansını iyileştirerek ve dayanıklı ve geleceğe hazır kentsel sistemleri desteklemek için yatırımları harekete geçirip, sistemik dönüşümü sağlamayı hedefliyor. COP31, binaların tasarım ve inşaatından işletme ve kullanım ömrünün sonuna kadar tüm yaşam döngüsü boyunca sera gazı emisyonlarının azaltılmasına öncelik verecek. Amaç, düşük karbonlu malzemeler, enerji verimli tasarım ve gömülü karbonun azaltılması yoluyla yapılı çevreyi dönüştürmek. Yeşil bina sertifikasyon sistemlerinin, sürdürülebilir binaların ve yerleşim yerlerinin yaygınlaştırılması amacıyla teşvik edilmesi gündeme gelecek.Sera gazı emisyonuBakan Murat Kurum, mayıs ayında Hatay’da düzenlenen “Türkiye’nin COP31’e Giden Yolu: Dirençli Şehirler” programında deprem bölgesindeki çalışmaları anlatarak, “Tarihin en büyük kentsel yeniden inşa sürecini yeni bir yol haritasına çevirdik. Bu yol; verimlilik, çevre dostu yapılar, Sıfır Atık, akıllı sistem yönetimi ve sürdürülebilir yerleşim ilkeleri üzerine kuruldu. Deprem sonrası yarım milyon konutu neredeyse sıfır enerjili bina konseptine göre tasarladık ve enerji tüketimini yüzde 39 ve buradaki sera gazı emisyonunu da yüzde 38 azaltmış olduk. COP31’de dayanıklı şehirlerin desteklenmesini uluslararası iklim gündeminin temel önceliklerinden biri haline getirmeyi hedefliyoruz. Küresel çapta hep birlikte binaların emisyonunu azaltmalıyız. Yeşil bina sertifikasyonlarını hep birlikte güçlendirmeliyiz” dedi.
COP31’in logosunda, Türk bayrağının kırmızısının yanı sıra Anadolu’nun geleneksel ebru ve çini sanatı, yeniden doğuşu simgeleyen lale motifi yer alıyor. Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Logonun merkezinde, insanlığın ortak evi olan dünyayı temsil eden yuvarlak form bulunuyor. Logoda kullanılan geleneksel ebru sanatı, doğa ile insan arasındaki hassas dengeyi yansıtıyor. Suyun üzerinde şekillenen ve birbirine dokunarak uyum içinde var olan desenler, ekosistemdeki karşılıklı etkileşime işaret ediyor. Logonun merkezinde yer alan lale motifi, Anadolu ve Osmanlı estetiğinin simgelerinden biri olarak öne çıkıyor.Dayanışma çağrısıYeniden doğuşun, umudun ve baharın habercisi olarak kullanılan lale, iklim mücadelesinin aynı zamanda bir yenilenme ve yeniden doğuş çağrısı olduğunu vurguluyor. Logodaki mavi renk, gezegenin yaşam kaynağı olan suyu, yeşil renk sürdürülebilir geleceği ve doğanın devamlılığını, kırmızı renk ise ev sahibi ülke Türkiye’nin bayrağından geliyor. Doğa, kültür ve küresel sorumluluk kavramlarını bir araya getiren logo, COP31’in sadece uluslararası bir iklim konferansı değil, aynı zamanda ortak geleceğe yönelik dayanışma çağrısı olduğu mesajını veriyor.
Süper Lig devi Fenerbahçe’deki görevinden istifa ederek ayrılan deneyimli teknik direktör İsmail Kartal, kararına ilişkin konuştu.”ARTIK PSİKOLOJİM KALDIRMIYOR”TRT Spor’un aktardığı habere göre; Kendisini motive edemediğini açıklayan İsmail Kartal, “Artık psikolojim kaldırmıyor, kendimi de motive edemiyorum. Kulübün de önünü açmak istiyorum.” dedi. ”HAYIRLISININ BU OLDUĞUNA İNANIYORUM”Ayrılığın her iki taraf için de doğru karar olduğuna inandığını söyleyen deneyimli çalıştırıcı, “Hem benim hem de kulüp için hayırlısının bu olduğuna inanıyorum.” ifadelerini kullandı.SEZON PERFORMANSIFenerbahçe’de 18 Haziran’da dördüncü kez teknik direktörlüğe getirilen 65 yaşındaki Kartal, bu dönemde 18 maçta takımının başında yer aldı. Tecrübeli çalıştırıcı, 9’u UEFA Şampiyonlar Ligi, 9’u da Trendyol Süper Lig olmak üzere çıktığı 18 müsabakada 9 galibiyet, 5 beraberlik ve 4 yenilgi yaşadı.İlgili Haberler Aziz Yıldırım’ın kaza yaptıktan sonra durmadığını gören taraftarın tepkisi olay oldu Bülent Uygun, İsmail Kartal’ın koltuğuna talip oldu Aziz Yıldırım canlı yayında kaza yaptı İsmail Kartal Samandıra’dan ayrıldı! Yüz ifadesine dikkat İşte Fenerbahçe’nin Göztepe maçındaki yeni hocası Cemre Yıldız Haberler.com
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.