49,3391$%0,18
55,3909€%0,00
65,3014£%-0,10
6.649,25%1,58
4.192,10%1,42
%
12:57
Maltepe’de 5 kişinin hayatını kaybettiği 7 katlı binada yaşananların sebebi neydi? İlk 3 katı çöken binada yaşananların perde arkasını ve yıkımda etkisi olabilecek ihtimalleri oldukça dikkat çekici noktalara uzanıyordu. Binanın bulunduğu zemin genel itibarıyla sağlam olmasına rağmen neden çökmüş olabilirdi? Prof. Dr. Kemal Önder Çetin anlattı.Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – Maltepe’de ilk 3 katı sabahın ilk saatlerinde çöken 7 katlı binada yıkımın olası sebepleri araştırılırken pek çok iddia da peş peşe geliyordu. Bu tip ‘pasta’ gibi çökmelerin olduğu yapılarda yaşananların nedenleri arasında oldukça dikkat çekici ihtimaller bulunuyordu. Ancak bu yapı özelinde, bulunduğu zeminin sağlamlığı da dikkat çekmekte. Çünkü 2 katı kaçak olan 7 katlı bu apartman Kartal ve Trakya Formasyonları üzerinde bulunuyordu. Peki ama bu ne demek? Yıkımın perde arkasında neler var? Orta Doğu Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kemal Önder Çetin yıkımın perde arkasındaki olası problemleri Milliyet.com.tr’ye anlattı.YAPININ KONUMUNDA SAĞLAMLIK DETAYI! ‘KARTAL-TRAKYA FORMASYONU’Binada yaşanan çökmenin sebebinin yapılan incelemeler sonucunda tespit edilmesi bekleniyor. Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen de ilk inceleme ve araştırmalarda elde edilen bulgularla ilgili yaptığı açıklamayla binada en üst iki katının kaçak çıkıldığının tespit edildiğini vurguladı. Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen: “Mesele tam da binanın iskânda kaç katlı olduğu. 80’li yıllarda yapılmış bir bina ve projesini arşivden çıkarttığımızda gördüğümüz binanın üzerinde kaçak iki katın olduğunu gördük. İskânı 5 kat görünüyor, iki kat kaçak çıkılmış. Belediye arşivimizdeki tutanakları kontrol ettik binanın böyle bir durumu olduğunu gördük.” Üstelik yapının çökme şekli de pek çok şeyi ifade ediyordu. 7 katlı binanın kaçak kat çıkılmasını açıklayan bir çökme şekli olduğunu anlatan Maltepe Belediye Başkanı ‘kolonların taşıma kapasitesinin aşılmış’ olabileceğine dikkat çekti. “Mevcut bir yapının yıllar sonra toptan göçmesinde ilk değerlendirmelerde genellikle şu hususlar öne çıkar: Kat eklenmesi, taşıyıcı elemanlara müdahale gibi yapısal değişiklikler, yeraltı su seviyesindeki değişimler, temel ve zemin deformasyonları, malzeme dayanımının zaman içinde korozyon/karbonatlaşma gibi bozulmalarla azalması. Bölgenin büyük kısmı görece sağlam Paleozoyik birimler (Kartal ve Trakya Formasyonları) üzerinde yer alır. Ancak mevcut lokal dere yatakları ile sahil kesimindeki alüvyon ve yapay dolgu alanlarında zemin kaynaklı etkiler göz ardı edilmemelidir. Zemin oturmaları ve yeraltı suyu değişimleri genellikle taşıyıcı elemanlarda ve temelde çatlaklarla uyarı veren, yavaş gelişen süreçlerdir. Bu nedenle ani bir göçmeyi tek başına açıklamaları beklenmez. Ancak katkıda bulunan sebepler arasında yer alabilir. Ortada deprem veya rüzgar gibi bir yatay yük olmadığından yapının kendi düşey yükü altında ani şekilde çöktüğü anlaşılıyor. Bu da kolonların eksenel taşıma kapasitesinin aşıldığını düşündürür.” – Prof. Dr. Kemal Önder Çetin1980 VE 1990’LARDA YAYGINDI! ‘TÜM YÜKLER ÜST ÜSTE BİNİYOR’Binanın şekli, ülkemizdeki pek çok yapıya benziyordu. Temel ve zemin katın diğer katlara oranla daha dar tasarlanmış olması ve yapının üst katlarının kenarlara doğru çıkma yapılmış olması aslında son derece riskli bir sistemi ortaya çıkarıyordu. Bu kez olması gereken ‘süreklilik kuralı’ atlanmış oluyor ve yapının dev ağırlığı altında son derece kırılgan hale gelen kolon ve kirişler gereğinden fazla yoruluyordu. Bu kadar yükü taşıyacak şekilde inşa edilmeyen yapılar ise ülkemizde belirli yıllarda oldukça fazla inşa edilmişti. Prof. Dr. Kemal Önder Çetin bunu şöyle açıkladı:“Taban alanı üst katlardan dar olan, çıkmalarla genişletilmiş binalarda üst kat kolonları çoğu zaman alttaki kirişlerin üzerine oturur. Bu durum taşıyıcı sistemde düşey süreksizlik yaratır ve yükler dolaylı, dışmerkez bir yoldan aktarılır. Geniş çıkmalar ayrıca katlar arasında ani kütle değişimine, yani kütle düzensizliğine yol açar. Giriş katının tavan yüksekliğinin fazla olması da bu kattaki kolonları narinleştirir. Bu durum yatay yükler altında yumuşak ve zayıf kat oluşturur. Düşey yükler altında ise burkulma ve eksenel kapasite kaybı riskini artırır. Bu tür tasarımlar 1980 ve 1990’ların yapı stokunda yaygındır. Yapı, tasarlandığı dönemde geçerli olan 1975 Deprem Yönetmeliği ve TS500-1984’e uygun tasarlanmış olsa bile o dönemde kolon uçlarında sıklaştırılmış etriye ve 135° kancalı sargı donatısı uygulaması yaygın değildi. Bugünkü anlamıyla ‘güçlü kolon–zayıf kiriş’ yaklaşımı mevcut değildi. Sahada karılan düşük dayanımlı betonlar (BS14–BS16 ve altı) ile betona aderansı zayıf olan nervürsüz S220 donatı da o dönemlerde yaygın olarak kullanılıyordu.”MİKRO ÇATLAKLARIN BÜYÜMESİNİ HIZLANDIRIYOR! FAYA 15 KİLOMETRE UZAKLIKTAYapının çökmesinden önce bir bina sakinin çektiği videodaki ifadeler dikkat çekiyordu. Videoyu çeken kişi duvarlardaki çatlakların her gün daha da büyüdüğünü ve binanın çökmesinden endişe duyduğunu ifade ediyordu. Bina sakinlerinin daha önce kentsel dönüşüm için konuştuğu ama harekete geçmediği de biliniyordu. Ancak çatlaklar, kentsel dönüşümden daha hızlı davranmış ve binayı bulunduğu noktada her geçen gün biraz daha kaydırmıştı. İlk 3 katının çökmesinin ardından ise arama kurtarma çalışmaları esnasında kalan katlar da hızla yanda bulunan başka bir binaya doğru eğilmiş ve yıkılma tehlikesi içine girmişti. Prof. Dr. Kemal Önder Çetin yıkımdan önce oluşan çatlaklar ve ortaya çıkan sonuçta etkili olabilecek ihtimallere ilişkin, “Zemin katta yer alan ısı yalıtımı yetersiz fırınlar gibi ısı kaynakları beton ve donatı arasındaki aderansı bozarak mukavemet kaybını artırabilir. Tekstil makineleri gibi titreşim kaynaklarının tek başına bir binayı yıkması pek mümkün değildir. Ancak zayıf betonda uzun yıllar içinde mikro çatlakları ve korozyonu hızlandırabilirler. Ancak bu tür hususlar asıl etken olarak pek ortaya çıkmaz. Yapısal güvenliği asıl tehdit eden kolon ve perdelerin kesilmesi ya da kat eklenerek yapının tasarım yüklerinin üzerinde yükleri taşımaya zorlanmasıdır. Güvenli performans kriterlerinin uzağında kendi ağırlığı altında dahi ‘sınırda’ stabil olduğu düşünülen bir yapıda yaşanan ani göçme kolonların eksenel taşıma kapasitesinin aşılmasını düşündürür. Bu ani toptan göçme yenilmesini tetikleyen birden fazla etken olabilir. Bunlar olası kat eklemeleri ve taşıyıcı elemanlara yapılan izinsiz müdahaleler, düşük malzeme dayanımı, yorulma sebebiyle görülen mukavemet ve rijitlik azalışı, yetersiz betonarme kesit alanı, boyuna ve sargı donatısı, ve yapısal tasarım ve detay uygulaması eksiklikleri yeraltı su seviyesi değişiklikleri ve zamana bağımlı gelişen temel deformasyonları gibi geoteknik etkenlerdir” diye konuştu. İstanbul merkezli bir deprem olması halinde yaşanabileceklere de dikkat çeken Prof. Dr. Kemal Önder Çetin sözlerini şöyle noktaladı: “Maltepe, Kuzey Anadolu Fayı’nın Adalar segmentine yaklaşık 10 ila 15 km uzaklıktadır. Deprem olmadan kendi ağırlığıyla çökebilen bir yapı stoku, beklenen İstanbul depreminde çok daha büyük kayıplara işaret eder. Kullanım değişikliği yapılan zemin katların denetlenmesi ve riskli yapı tespitinin hızlandırılması bu talihsiz olayın asıl dersi olmalıdır. Yapı tasarımı ve inşası ciddi mesleki sorumluluk gerektirir ve mühendislik hizmeti almamış yapıların içinde yaşamak güvenli değildir.”
Çağımızın hastalığı ‘dijital obezite’
1
Adalet Bakanı Akın Gürlek’ten 12. Yargı Paketi mesajı
3220 kez okundu
2
Suça sürüklenen çocuklar düzenlemesinde ilk 2 madde kabul edildi
2055 kez okundu
3
Son dakika… Ünlülere uyuşturucu soruşturmasında İlyas Yalçıntaş dahil 4 tutuklama
1399 kez okundu
4
SON DAKİKA! AFAD duyurdu: Elazığ’da 4 büyüklüğünde deprem
1358 kez okundu
5
SGK’yı dolandıran sağlık ağı çökertildi! Hastalar üzerinden büyük oyun
1337 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.