DOLAR

47,3574$% 0.04

EURO

53,9140% 0.08

STERLİN

63,0611£% 0.1

GRAM ALTIN

6.204,89%0,60

ONS

4.074,33%0,53

BİST100

13.774,77%-1,21

Sabah Vakti a 02:00
İstanbul AÇIK 30°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
  • HazineSandigi
  • Gündem
  • Son dakika… AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’ten YENİ Parti’ye ilk yorum

Son dakika… AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’ten YENİ Parti’ye ilk yorum

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Genel Merkez’de MYK toplantısına ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi. Çelik, CHP'den ayrılarak YENİ Parti'yi kuran Özgür Özel'e ilişkin ilk değerlendirmesini yaptı. Çelik, yaşanan sürecin CHP'nin kendi iç meselesi olduğunu belirterek Daha önce CHP içindeki iki kanat arasında devam eden eski bir tartışma, bugün CHP kökenli iki parti arasında devam ediyor dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Genel Merkez’de MYK toplantısına ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi. Çelik, CHP’den ayrılarak YENİ Parti’yi kuran Özgür Özel’e ilişkin ilk değerlendirmesini yaptı. Çelik, yaşanan sürecin CHP’nin kendi iç meselesi olduğunu belirterek “Daha önce CHP içindeki iki kanat arasında devam eden eski bir tartışma, bugün CHP kökenli iki parti arasında devam ediyor” dedi.Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyinİşte Ömer Çelik’in açıklamalarından satır başları; Bugün iki temel konuyu görüşüyoruz. Bir tanesi, 14 Ağustos’ta partimizin kuruluşunun 100. yılı dolayısıyla yapacağımız etkinlik. O çerçevede Medya ve Tanıtımdan Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Sayın Faruk Acar’ın bir sunumu gerçekleşecek. Yine Terörsüz Türkiye’nin ekonomik boyutunun değerlendirilmesi bakımından Ekonomi İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Sayın Nihat Zeybekci’nin kapsamlı bir sunumu olacak. Tabii her zamanki gibi Grup Başkanımız Sayın Abdullah Güler, Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışmaları hakkında bilgi verecek.  Diğer arkadaşlarımızın değerlendirmeleriyle birlikte MYK’mız devam edecek. Bu konularla ilgili sizinle bilgi paylaşacağım.”FİLENİN SULTANLARI İLE HEPİMİZ GURUR DUYUYORUZ” Öncelikle Filenin Sultanları’nı buradan bir kez daha tebrik ediyoruz. Görkemli bir şampiyonluk getirdiler ülkemize. Hepimiz kendileriyle gurur duyuyoruz. Milletimizin sevinci büyük. Sadece spor camiasının değil, milletimizin her bir ferdinin sevincini bu şekilde yükselttiler. Hepimize büyük bir gurur yaşattılar. O yüzden Filenin Sultanları’na buradan bir kez daha teşekkürlerimizi ve tebriklerimizi sunuyoruz. Desteğimizin her zaman onlarla olduğunu da ifade ediyoruz.TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİTerörsüz Türkiye konusunda daha önce de söylemiştim sizlere. Yeni bir aşamaya geldiğimizi ifade etmiştim. Yeni aşama, silah bırakmanın temin edilmesi, Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerine ulaşılması için bir yasal çerçevenin, bir yasal zeminin ortaya çıkmasıydı. Doğrusunu söylemek gerekirse bununla ilgili çok sayıda toplantı yapıyoruz. Hemen her gün çalışıyoruz. Tabii istişarelerimizi sürdürüyoruz. Siyasi boyutları olan, hukuki boyutları olan, istihbari boyutu olan, stratejik boyutu olan çok kapsamlı bir süreçten bahsediyoruz. Şimdiye kadar ortaya koyulan irade, Cumhur İttifakı tarafından ortaya koyulan irade, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir komisyon vasıtasıyla Meclis Başkanımızın başkanlığında yürütülen çalışmalar, aynı şekilde Cumhurbaşkanımızın verdiği talimatlarla bunun bir devlet politikası olarak yürütülüyor olması, yine Sayın Bahçeli’nin açıklamalarıyla bu konunun önünün açılmasına dönük stratejik müdahaleler, bütün bu zaman diliminin son derece dinamik geçmesini sağladı. Bütün bu dinamizm içerisinde devletimizin niteliklerine ve milletimizin değerlerine gölge düşürecek hiçbir şey yapılmadı.”ŞİMDİ DAHA İNCE İŞÇİLİK AŞAMASINDAYIZ”Burada esas olan, dediğimiz gibi her zaman söylediğimiz gibi, Türkiye’nin temel değerlerini korumaktır. Türkiye’yi terör yükünden kurtarmaktır. Bundan sonra buraya kadar gelmek önemlidir. Bir söz vardır. “Bundan sonrasında yürümeyeceksek buraya kadar niye geldik?” diye. Şimdi daha ince işçilik aşamasındayız. Aslında bir bakıma, başka bir boyutuyla mesele yeni başlıyor. Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge hedeflerine ulaşmak bakımından tabii ki yasal bir zeminin oluşması son derece önemli. Ama aynı zamanda oluşturulan politik atmosfer önemlidir. Toplumsal atmosfere pozitif katkı sağlayıp sağlamamak önemlidir. O yüzden özellikle bu süreçte tabii ki katkılar çok değerlidir. Tabii ki yapıcı eleştiriler de çok değerlidir. Burada katkı adı altında dar mahalle ideolojilerinin gündeme gelmesi son derece zararlıdır. Ya da eleştiri adı altında yapıcı olmak yerine yıkıcı eleştirilerde bulunulması son derece zararlıdır. Çünkü bu, bütün Türkiye’yi ilgilendiren bir meseledir. Bu mesele sadece siyasi bakışlara göre var olan ya da yok olan bir mesele değildir.Türkiye uzun zamandır terörle mücadele ediyor. Biz hükümetlerimiz döneminde pek çok reformu hayata geçirerek Türkiye’nin demokrasi eksiğinin kapatılması, Türkiye’nin demokrasi eksiğinden doğan sorunların giderilebilmesi bakımından en zor zamanlarda, vesayetin en ağır ve en karanlık dönemlerinde güçlü reformlara imza attık. Tabii ki en büyük takdir, en büyük gurur, en büyük değer milletimizin fertlerinindir. Şimdiye kadar milletimizin arasına Türk-Kürt diye, Alevi-Sünni diye fitne sokmaya çalışan birçok istihbarat operasyonuna, birçok provokasyona ve suikasta hedef oldu ülkemiz. Siyasi tarihimizi şekillendirmek için, siyasi partileri şekillendirmek için birçok operasyonla karşı karşıya kaldı. Ama ister Türk olsun, ister Kürt olsun, ister Alevi olsun, ister Sünni olsun, bütün bu provokasyonlar karşısında milletimizin sağduyulu tek bir ferdi bile bir diğerine yan gözle bakmadı. Kimse kimseyi incitecek bir iş yapmadı. Dolayısıyla burada esas kahraman, ülkemizin bugünlere gelmesindeki esas kahraman milletimizin bu makul çoğunluğudur. Milletimizin bu sağduyusudur, bu basiretidir. Şimdi de biz bu sağduyuyu ve bu basireti toplumun her kesiminde, aidiyeti ne olursa olsun, kimliği ne olursa olsun görüyoruz. Yapmaya çalıştığımız şey ölçek büyütmektir. Dar mahalle ideolojilerinin dışında Türkiye’nin ölçeğini büyütmektir. Türkiye’nin her bir ferdinin, her bir kesiminin, her bir kimliğinin, her bir aidiyetinin ve mensubiyetinin daha büyük bir birlikteliğin parçası olmanın hazzını yaşamasıdır. Daha büyük bir birlikteliğin sorunları gidermedeki oluşturacağı zemini ve atmosferi herkesin solumasıdır. Bu son derece önemlidir.”TÜRKİYE’DE HERKES BİRİNCİ SINIF VATANDAŞTIR” Daha önce çeşitli vesilelerle ifade etmiştim. Adlarımız farklı olabilir. Ama hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti’dir. Türkiye’de ikinci sınıf vatandaş yoktur. Türkiye’de herkes birinci sınıf vatandaştır. Türkiye’de vatandaşların bir kısmı ev sahibi, bir kısmı siyasi ve demokratik haklar açısından, Cumhuriyetin değerleri açısından bir kısmı kalıcı, bir kısmı gidici, bir kısmı asil, bir kısmı yedek değildir. Adlarımız farklı olsa da hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti’dir. O sebeple bütün bunları dikkate alan, dar mahalle ideolojilerinin dışına çıkan, büyük bir zihinsel ölçekle konuşan, büyük bir demokratik perspektifle konuşan, yapıcı bir dille konuşan bir yaklaşımı hep beraber üretmeliyiz ve sahiplenmeliyiz. Bugün etrafımıza baktığımızda, yakın coğrafyamıza baktığımızda Türkiye’nin pozitif olarak nasıl ayrıştığını, Türkiye’nin pozitif olarak yüksek değerleri nasıl güçlü bir temsille koruduğunu hep beraber görüyoruz. Sandık var. Demokrasi var. Siyasal katılımın önü açık. Siyaset yapmanın önü açık. Bir tezi olanın millete ulaşma imkânlarının önü açık. Bugünün dünyasına baktığınızda bunlar büyük değerlerdir. Eskiden bazı ülkeler bunlara ulaşacak imkânlara sahip değildi. Bunlara ulaşacak siyasi sistemlere sahip değildi. Bunlara ulaşacak kurumsal kapasiteye sahip değildi. Ama şimdi daha büyük bir sıkıntı var. Bunlara ulaşan yüksek kapasiteye sahip bazı devletlerin, bazı toplumların aslında kurumlarının içinin boşaldığını, demokratik mekanizmalarının içinin boşaldığını, demokrasinin bir tür propaganda faaliyetine dönüştüğünü, demokrasinin bir şekilde yozlaştırılmaya çalışıldığını, hukukun elastik hâle getirilmeye çalışıldığını, dünyada böyle bir akımın ortaya çıkmaya çalıştığını görüyoruz. Onun için bu değerlerimizi korumamız konusunda daha hassas, daha güçlü bir yaklaşım ortaya koymamız gerekiyor.Bu vesileyle de Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge hedefleri açısından en çok ihtiyaç duyulan şey şudur. İster katkı olsun, ister eleştiri olsun. Önemli olan sisteme oksijen mi yüklüyorsunuz, yoksa toksik gazlar mı yüklüyorsunuz? Bugün daha çok oksijen yükleyecek bir dile ihtiyacımız var. Daha çok oksijen yükleyecek, dar mahallelerin dar kalıplarını ve zindanlarını aşacak, daha büyük ölçeklerden bakabilecek yaklaşımlara ihtiyaç var. Burada da hem hukuki hem siyasi açıdan ince işçilik gerekiyor. Zaman propaganda zamanı değil. Zaman gerçekten doğru bir dille her bir vatandaşımıza ulaşabilecek bir zamandır. Zaman sadece belli bir kesimin rengini diğerlerine dayatmasının zamanı değildir. Tek rengin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı olduğu, bu rengin altında diğer bütün renklerin kendisine en anlamlı aidiyeti bulabildiği bir siyasal yaklaşımın ortaya konulmasının zamanıdır. O yüzden aşırılıklardan kaçınmak en temel ilke olmalıdır.”MİLLETİN DEĞERLERİNDEN VERİLEN BİR TAVİZ YOKTUR” Yani pozitif bahsettiğim unsurları yerleştirebilmek için öncelikle bu aşırılıklardan kaçınma meselesi her kesimin dikkat etmesi gereken bir konudur. Bugüne kadar gelinen yola kolay gelinmedi. Bir sürü provokasyona, bilinen ve bilinmeyen sabotajlara ve sabotaj teşebbüslerine rağmen hep şunu söyledik. Her ne olursa olsun bu meseleyi biz otobanda tutacağız. Ana yolda tutacağız. Yan yollara sapmasını engelleyeceğiz dedik. Gerek Sayın Cumhurbaşkanımızın verdiği mesajlar, gerek Sayın Bahçeli’nin verdiği mesajlar, bütün bu sabotaj faaliyetleri karşısında meseleyi ana yolda tutma konusundaki hassasiyetimizin nirengi noktalarını oluşturdu. Tabii ki Meclisteki komisyona katılarak buna destek veren bütün partiler, burada DEM’den, CHP’den veya diğer muhalefet partilerinden, Yeni Yol’dan pozitif dil kullananlar, aşırılıktan kaçınanlar, dar mahalle ideolojilerinden uzak duranlar buna büyük katkı sağlamış oldu.Şimdi geldiğimiz nokta daha kritik bir noktadır. Yani bir bakıma şöyle düşünelim. Artık kaldıraç, bunu yerine yerleştirecek, bütün bu süreçleri yerine oturtacak bir noktaya geldi. Hepimizin adının farklı olabileceğini ama soyadının Türkiye Cumhuriyeti olduğunu akılda tutmak lazım. Burada sokaktaki kardeşliğin, en sıkıntılı zamanlarda vatandaşlarımız arasındaki birlik ve beraberlik ruhunun bütün bu meselelere yansıtılması gerekiyor. Burada retorik gerçekliğin önüne geçmemelidir. Aşırı retorikler gerçekliği boğmamalıdır. Ya da bir takım ispat çabaları, bir takım olmayan şeyler üzerinden bu süreci sabote etme çabaları karşısında son derece duyarlı olmak gerekir. Dediğim gibi ne devletin niteliklerinden ne milletin değerlerinden verilen bir taviz yoktur. Bu süreç sağduyulu, doğru bir şekilde yönetilen bir yaklaşımla ilerlemektedir. Günün sonunda Türkiye Cumhuriyeti, bütün bu kazanımlarla birlikte Terörsüz Türkiye hedefine ulaşmakla birlikte, bütün vatandaşlarımızın, Türk, Kürt, Alevi, Sünni ve diğer aidiyetlere sahip bütün vatandaşlarımızın kendini daha iyi bir zeminde bulacağı bir noktaya ulaşacaktır. Terörsüz Türkiye konusundaki hazırlıklarımız devam ediyor. Hemen her gün toplantı yapıyoruz. Bugün de toplantı yapacağız. Saatler süren toplantılar gerçekleştiriyoruz. Bazen günde iki kez, sabah ve akşam toplantı yapıyoruz. İnşallah Meclis kapanmadan bu yasal çerçeveyi ortaya çıkarmış olacağız. “İSRAİL BATI ŞERİA’YI GAZZELEŞTİRİYOR”Değerli arkadaşlarım, Batı Şeria’da ortaya çıkan yeni gelişmeleri hassasiyetle takip ediyoruz. Uzun zamandır yaptığımız bir uyarı var. O uyarı, İsrail’in sistematik bir şekilde Batı Şeria’yı Gazzeleştirmeye çalıştığına dairdir. En son çıkan görüntülerde de gördünüz. Yerleşimciler, İsrail askerlerinin koruması altında Filistinlilerin evlerine ve topraklarına saldırıyor. Bu bir gasptır. Bu bir işgaldir. Dünyanın gözü önünde Filistinlilerin ana vatanları işgal edilmeye çalışılıyor. Gazzeleştirme şeklindeki soykırım faaliyetinin İsrail tarafından Batı Şeria’ya, hatta Lübnan’a yansıtılmaya çalışıldığını görüyoruz. Bu, bütün dünya için bir tehlikedir. Bakın, bugün bunun kendilerinden uzak olduğunu zanneden ülkeler bile yarın bu krizlerle yüzleşmek zorunda kalacaklar. Dünyanın bir yerinde Uluslararası Ceza Mahkemesi ile ilgili tartışmaları izleseniz, dünyadaki hemen hemen bütün farklı odakların ve farklı coğrafyaların, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Netanyahu ve soykırım şebekesi hakkında verdiği kararların ne kadar doğru olduğunu, hatta bunun az bile olduğunu söylediğini görürsünüz. Fakat Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin nasıl hedef alındığını da görüyorsunuz. Netanyahu ve soykırım şebekesi, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin en temel insan haklarıyla ilgili aldığı kararı bile bir nefret suçu olarak kodlamaya çalışıyor. Tarihte böyle bir ikiyüzlülük, böyle bir soykırım şebekesi, böyle bir yalan şebekesi görülmemiştir. Dolayısıyla Netanyahu ve onun soykırım şebekesi sadece Filistinliler için değil, sadece Gazze ve Batı Şeria için değil, sadece bölge için değil, bütün dünya için büyük bir sıkıntıdır. Burada uluslararası hukuku korumak ve uluslararası barışın temel dinamiklerini korumak için artık yapılacak ilk iş, bu soykırım şebekesine karşı somut adımlar atmaktır.Yine mukaddesimiz Mescid-i Aksa’mıza dönük, bir İsrailli bakanın sürekli olarak güvenlik güçlerini yanına alarak yaptığı saldırılardan biri daha gerçekleşti. Bunu en şiddetli şekilde lanetliyoruz. Mescid-i Aksa’nın uluslararası hukukunun ve statüsünün korunması uluslararası toplumun sorumluluğundadır. Tabii sadece camilere yapmıyorlar bunu. Daha önce de ifade ettim. Kiliselere de yapıyorlar. Hristiyan din adamlarının ayinlerinin engellenmesi şeklinde, onlara hakaret şeklinde bir faaliyet yürütüyorlar. Yani bu soykırım şebekesinin bütün mabetlere karşı bir nefret şebekesi gibi hareket ettiği net bir şekilde görülüyor. Onun için bütün dünyayı bir kez daha Mescid-i Aksa’nın uluslararası hukuk statüsü, tarihsel ve hukuki statüsü konusunda hassas olmaya davet ediyoruz.AK PARTİ 25. YIL KUTLAMALARI Değerli arkadaşlarım, önümüzde bahsettiğim gibi 25. yıl kutlamalarımız var. 25. yılla ilgili olarak sizinle 25. yılımıza özel hazırladığımız bir logomuz paylaşılacak. Bugün Tanıtım ve Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Sayın Faruk Acar, MYK’mıza sunum gerçekleştiriyor. Gereken kararlar alındıktan sonra, 1 Ağustos itibarıyla alınan kararlar doğrultusunda etkinliğimizi gerçekleştireceğimiz 14 Ağustos tarihine kadar kesintisiz bir şekilde milletimizle paylaşımlarımız olacak. 25. yılımıza özel logomuz ve bu çerçevedeki 25. yıla dönük kurumsal kimlik hazırlıklarımız da sizinle bir müddet sonra paylaşılacak. Sadece 25. yıla özel kurumsal birtakım çalışmalarımız var.”ŞER ŞEBEKELERİNİN EN BÜYÜK HEDEFİ SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZDI” Bir şeyin altını çizmem lazım. Evet, biz bu çatı altında siyaset yapmaktan onur duyuyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızla yol yürümekten onur duyuyoruz. Burada hem siyaset yapıyoruz hem de siyasi tarihin pek çok aşamasını gözlemleme imkânı buluyoruz. Bu gözlemleme imkânı içerisinde kamuoyunun bildiği ve bilmediği birçok mücadelesine yakından şahit oluyoruz Sayın Cumhurbaşkanımızın. Dolayısıyla bu 25 yıllık mücadelede Sayın Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız, bugün milletinin huzurunda alnının akıyla, şerefiyle verdiği mücadeleyle devletin ve milletin emanetine sahip çıkarak çeyrek asırlık bir gurur tablosunu tek başına yansıtmaktadır. Evet, AK Parti’nin mücadelesi var. Çok kıymetlidir. Bir sürü arkadaşımız bu mücadelenin parçası olarak bugünlere geldi. Bu çok kıymetlidir. Ama birtakım şer şebekelerinin en büyük hedefi Sayın Cumhurbaşkanımızdı. Parti kapatma davamızdan tutun da 15 Temmuz’daki hain darbe girişimine kadar, bunun dışında da bugün sizinle paylaşamayacağım, kendisini hedef alan ve son derece tehlikeli birçok olayla karşılaştı. Ama “Milletin emanetini ancak millete teslim ederiz. Milletin emanetine gölge düşürmeyiz.” iradesinden bir gün bile geri adım atmadı. Biz yakın hâllerinde de onu gördük ki en zor zamanlarda büyük bir tevekkülle ve millete güvenerek bu yolu yürüdü. 25. yıl açısından baktığımızda da bugün Sayın Cumhurbaşkanımız, milletin evladı olarak, milletin adamı olarak, milletimizin huzurunda, bölge halklarının huzurunda, mazlum halkların huzurunda ve tarihin huzurunda görevini hakkıyla yapmıştır. Yapmaya da devam etmektedir. Bir kez daha şükranlarımızı sunuyoruz. Allah nice yıllar nasip etsin. Millete hizmet etmeye devam edecek diyoruz.”25 YILLIK BİR ALMANAK VATANDAŞLARIMIZLA PAYLAŞILACAK” 1 Ağustos’tan 14 Ağustos’a kadar milletimize kazandırdığımız hizmetler mukayeseli olarak çeşitli videolarla, kliplerle ve görsellerle paylaşılacak. Yine 15 gün boyunca il başkanlıklarımızda vefa toplantıları yapılacak. Ahirete irtihal eden arkadaşlarımız için dualar okunacak. Bunun yanı sıra hafızayı korumak için de çalışmalar yapılacak. Çünkü o kadar çok şey yaşıyoruz ki bazen aynı şeyleri yaşayan arkadaşlar olarak bir araya geldiğimizde bile ancak iki üç kişinin anlatımıyla tabloyu tamamlayabiliyoruz. Çünkü bu 25 yılda neredeyse 250 yıllık tarih yaşandı. Bu açıdan baktığınızda 25 yıllık bir almanak da sizlerle ve vatandaşlarımızla paylaşılacak. Tabii bir hedefimiz de şu. Bu 25 yılda bunları yaptık. Bundan sonraki 25 yıl için ülkemiz adına ne düşünüyoruz? Bundan sonrası için Türkiye Yüzyılı adına neler düşünüyoruz? Bunlarla ilgili de bir çalışma yapıyoruz. Onları da bu çerçevede sizinle paylaşacağız.Bir de bahsetmek istediğim bir konu var arkadaşlar. Zaman zaman üyelerimizle ilgili bazı tartışmalar oluyor. Bazı isimler kendilerinin haberi olmadan üye yapıldığını söylüyor. Tabii şunu ifade etmek isteriz ki öncelikle kendisinin haberi olmadan üye yapıldığını söyleyenlerin bunu Genel Merkezimize bildirmesinden memnuniyet duyarız. Tabii zaman zaman bunlar dijital sistemler olduğu için çeşitli açıklar olabiliyor. Bunları güncellemeye çalışıyoruz. Öyle bir durum olduğu zaman da kaydı siliyoruz. Ama buradan sanki bizim büyük üyelik ailemize gölge düşürmeye çalışanlar olduğunu da görüyoruz. Biz milletimizin büyük teveccühünü görüyoruz. Teşkilatlarımız arasında her ay en çok üye yapma konusunda büyük bir yarış var. 12 milyona ulaşan üye sayısıyla Cumhuriyet tarihinin rekorlarına imza atıyoruz. Bugün de açık ara en öndeyiz. O sebeple milletimizin teveccühüne bir kez daha şükranlarımızı sunuyoruz. Sistemde oluşan açıklar varsa bu açıkları gidermek için de güncellemeye devam ediyoruz. Çünkü çok uzun bir siyasi yol yürüdük ve burada üyelerimizin çok önemli katkıları var. Bugün de 14 Ağustos’u kutlarken milletimizle “Çeyrek Asır. Türkiye Geleceğe Hazır.” teması çerçevesinde bütün bu şemsiyeyi kurmaya çalışacağız. O yüzden üyelikle ilgili çıkan haberleri büyük bir hassasiyetle takip ettiğimizi ifade etmek isterim. Bir diğer konu da şu arkadaşlar. Hâlen yapılan NATO toplantısı dünyada ses getirmeye devam etmektedir. Ben iktidara geldiğimizden beri Sayın Cumhurbaşkanımızla hemen bütün NATO toplantılarına katıldım. Dolayısıyla bunları mukayese de edebiliyorum. Organizasyon açısından, siyasi ajanda açısından, siyasi ajandanın Atlantik İttifakı’na ve dünyadaki sıkıntılara, meydan okumalara etkisi bakımından. Bu sadece Türkiye’de ortaya konulan bir iddia değil. Belki de NATO tarihinin en büyük toplantılarından bir tanesiydi. Birincisi şunu gördük ki yakın zamanda hatırlayın, Fransa Cumhurbaşkanı NATO’nun beyin ölümünün gerçekleştiğini söylemişti. ABD’nin NATO’daki savunma harcamaları konusunda Avrupa Birliği üyesi ülkeleri eleştirmeye başlamasından sonra NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti diyenler, “NATO’yu nasıl koruruz?” şeklinde bir performans üretmeye başladılar. Ama esas konu şuydu. Bu toplantıda Atlantik İttifakı çatlayacak mı? Yani ABD ile Avrupa arasındaki fay hattı tamamen birbirinden kopan iki parçaya mı dönüşecek? Yoksa birtakım yakınlaşmalar söz konusu olabilecek mi? Buradaki kritik konu Başkan Trump’ın zirveye katılıp katılmayacağıydı. Başkan Trump, “Ben bu zirveye katılmayacaktım ama Başkan Erdoğan’ın daveti üzerine katılıyorum.” dedi. Bu da bir kez daha gösterdi ki Atlantik İttifakı açısından çok daha büyük krizleri ve ayrışmaları doğuracak bir zirve söz konusu olabilecekken, belki de önemli liderlerin katılmadığı ve bu sebeple NATO’nun beyin ölümünün gerçekleştiğini söyleyenlerin analizlerinin fiilen hayata geçtiği bir zirve olabilecekken, bunu engelleyen şey Sayın Cumhurbaşkanımızın ev sahipliği ve Türkiye’nin ev sahipliği oldu. Burada şunu da net bir şekilde söylemek isterim ki Türkiye öyle bir noktaya gelmiştir ki Sayın Cumhurbaşkanımızın liderlerle yaptığı görüşmelere katıldığımızda gördük ki dünyada nerede bir mesele varsa dönüp Sayın Cumhurbaşkanımıza, “Siz buna nasıl yardımcı olabilirsiniz? Siz buna nasıl katkı sağlayabilirsiniz? Sizin bu konudaki değerlendirmeniz nedir? Bunu almak isteriz.” deniliyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği bir referans noktası hâline gelmiştir. O bakımdan siyasi nitelik açısından Türkiye belki de NATO toplantılarının en kritik olanını gerçekleştirmiştir. Yine iktidara geldiğimizden beri katılıyoruz. Hepimiz gözlemliyoruz. Gerek organizasyon açısından gerek konukları ağırlamak açısından bütün detaylar düşünülmüştü. Bunda en büyük emek, Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda görevlendirilen Özel Kalem Müdürümüz Büyükelçi Prof. Dr. Hasan Doğan’ındır. Kendisinin çok büyük katkısı vardır. Bütün bu organizasyonu bir yıl boyunca en ince ayrıntılarına kadar takip etti. Bütün ekibiyle birlikte bütün devlet kurumlarını koordine etti. Dışişleri Bakanlığının ve Millî Savunma Bakanlığının büyük katkıları oldu. Yine Cumhurbaşkanlığındaki yetkili arkadaşlarımızın da büyük katkıları oldu. Sayın Hasan Doğan’ın bu büyük organizasyonuyla en ufak meselenin bile atlanmadığı, her şeyin ayrıntısıyla düşünüldüğü bir tablo ortaya çıktı. Buradan da Hasan Doğan Bey’i tebrik ediyoruz. Hatta yıllardır NATO’da tanıdığımız arkadaşlarımız, “Artık detayı değil, detayın detayını da düşünmüşsünüz.” noktasında takdirlerini bildirmiş oldular. O şekilde bir toplantı gerçekleşti. Hâlen de liderlerin kendi ülkelerine döndükten sonra yaptığı açıklamalarda Cumhurbaşkanımızın ev sahipliğinin ve Türkiye’nin burada kurduğu siyasi denklemin Atlantik İttifakı’nın geleceğini kurtarmak açısından ne kadar kritik olduğu ifade edilmeye devam ediliyor. Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz Batı Trakya’daki Türk azınlığı kardeşlerimizin durumunu yakından takip ediyoruz. Büyük haksızlıklara uğruyorlar. Buradan AK Parti Genel Merkezinden Batı Trakya’daki Türk kardeşlerimize bir kez daha selamlarımızı ve saygılarımızı iletiyoruz. Yunanistan makamları maalesef çeşitli vesilelerle onların hayatını zorlaştıran birtakım kararlar alıyor. Şimdi de Türk azınlığa ait sekiz ilkokulu kapatma kararı aldılar. Bu kararların hiçbirini doğru bulmuyoruz. Bunları reddediyoruz. Böylece aldıkları bu kararla azınlık ilkokullarının sayısı 76’ya düştü. Yine kayıt olmak isteyenlere yönelik engelleme çalışmaları yapıldığını görüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız başbakanken oraya gittiğimizde bunu kendi gözümüzle de gördük. En basit bir organizasyonu engellemek için neler yaptıklarını gördük. Bu doğru bir şey değil. Bakın şimdiki Başbakan Miçotakis ne diyor? “Artık bu gerginlikten yoruldum.” diyor. Yani bu gerginliklerin ilelebet sürmesi kimsenin faydasına değildir. Hele eğitim konusunda böyle bir şeyin yapılması, sürekli olarak bir asimilasyon baskısının Batı Trakya Türkleri üzerinde kurulmaya çalışılması doğru değildir. Büyük güçler bugün var, yarın yok. Büyük denklemler bugün var, yarın yok. Denklemler değişir, şartlar değişir. Ama günün sonunda biz Ege Denizi’ni Yunanistan’la paylaşmaya devam edeceğiz ve sürekli olarak karşı karşıya kalacağız. Arzu ettiğimiz şey şudur. Nasıl ki depremlerde birbirimizin yardımına koşuyorsak, o ruhla diplomasi masasına da oturalım. Yunanistan sahada fiili durumlar yaratmasın. Bütün bu meseleleri diplomasi masasında çözecek bir iradeyi hep birlikte ortaya koyalım. Son bir konu da Suriye ile ilgilidir arkadaşlar. Daha önce de bahsetmiştik. Esad rejiminin devrilmesinden sonra Suriye istikrarını arıyor. Bütün bu istikrar arayışı içerisinde son derece kuvvetli bir biçimde siyasi yenilenmesini sağlamaya çalışıyor. Buradan baktığınızda ilk defa Halk Meclisinin oturumunun Cumhurbaşkanı Şara başkanlığında gerçekleşmiş olması Suriye için son derece kıymetlidir. Yine uluslararası toplumu İsrail’in Suriye’yi istikrarsızlaştırıcı çabalarına karşı uyarıyoruz. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres, İsrail’in Suriye içerisinde işgal ettiği toprakların doğrudan Suriye’nin egemenliği altında olduğunu net bir şekilde ifade etti. O sebeple Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumaya devam edeceğiz. Son konu ise Avrupa Birliği’nin Kıbrıs konusunda yeni bir temsilci atamasıyla ilgilidir. Maalesef burada Avrupa Birliği aslında hiç kendisini ilgilendirmeyen bir işle uğraşmış oluyor. Çünkü Avrupa Birliği, herhangi bir çözüm olmadan, Bürgenstock Zirvesi’nde Türk tarafı “evet”, Rum tarafı “hayır” demişken ve bir ülke sınır sorunlarını halletmeden Avrupa Birliği üyesi olamaz ilkesi varken tuttu Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni Avrupa Birliği’ne aldı. Bugünkü büyük sorunların başlangıcını oluşturan aslında Avrupa Birliği’dir. Dolayısıyla tarafsızlığını kaybetmiştir. Bu sorunların başlangıcını oluşturan bir adım atmıştır. Bundan sonra özel temsilci atayarak çözeceği herhangi bir sorun yoktur. Dolayısıyla bu konular diplomasi temelinde ve Birleşmiş Milletler parametreleri temelinde konuşulmaya devam edecektir.”SORU-CEVAPAK Parti Sözcüsü Ömer Çelik açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularına cevaben şunları söyledi;Aslında Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin çok geniş değerlendirmelerde bulundunuz. Çok geniş şekilde bahsettiniz. Meclis çalışmalarında şimdi yetişip yetişmeme konusu var. Buna ilişkin düşünceniz ne olur? Bu yöndeki izleniminiz nedir efendim? Neler söylüyorsunuz? Takvim iyi gidiyor. Burada üç günden, beş günden bahsetmiyoruz. Çok uzun bir zaman diliminden de söz etmiyoruz. Ama şöyle bir irademiz var. Meclis kapanmadan bu yasayı çıkaracağız. Bu hafta mı olur? Bu haftadan biraz sonraya mı sarkar? Çalışma devam ediyor. Önemli olan nitelikli bir şekilde, iyi çalışılmış, ince işçiliği yapılmış bir düzenleme olmasıdır. Bazen umduğunuzdan daha erken de gerçekleşebilir. Yani kafanızdaki takvimden daha erken de gerçekleşebilir. Bazen de üç beş gün sarkabiliyor. Ama temel irademiz şu. Bu yasayı Yüce Meclis kapanmadan çıkarmak için gayret edeceğiz. Genel mutabakatın da bu şekilde olduğunu görüyoruz.CHP’de mutlak butlandan sonra yeni bir bölünme gerçekleşti. Özgür Özel CHP’den ayrıldığını açıkladı ve yeni partiyi kurdu. Böylelikle Türk siyasi hayatına da bir siyasi parti daha katılmış oldu. Nasıl değerlendirirsiniz? Eskiden çok kasvetli bir dizi vardı. Alacakaranlık Kuşağı diye. Şimdi CHP’deki gelişmeler ona benzemeye başladı. Her gün Alacakaranlık Kuşağı’nı andıran yeni bir gelişme yaşanıyor. Esasında yenisiyle eskisinden ziyade CHP’nin iç çatışması başka zeminlerde ve başka formüllerle devam ediyor. Burada esas mesele şudur. Tabii ki siyasi partiler demokrasi için vazgeçilmezdir. Siyasi hayatın temel sütunlarıdır. Bütün sistem bunun üzerine oturur. Ama birincisi, herhangi bir partinin meşru siyaset alanına dönük katkısı nedir? İkincisi, temiz siyaset alanına dönük katkısı nedir? Buradan baktığınızda yenisiyle eskisi birbirini suçlamaya devam ediyor. Ama ben en başta, bütün bu olaylar başladığında bir şey söylemiştim. Bizi AK Parti olarak bu işin içine karıştırmayın. Bu iddiaları ortaya atanlar CHP’li. Suçladıkları kişiler CHP’li. Bu eylemleri gerçekleştirmekle ilgili olarak savcılığın delillere ulaştığında iddianame konusu olan kişiler CHP’li. Bunun bizimle bir ilgisi yok. Bu mesele sizin kendi meseleniz. Bununla yüzleşin. Burada dönen mesele neyin etrafında dönüyor? Herhangi bir şekilde eski siyaset ile yeni siyaset etrafında dönmüyor. Altı oktan yana mısın, altı oka karşı mısın? Bunun etrafında dönmüyor. Ya da Türkiye’de bir sosyolojik ihtiyaç var da buna karşılık gelecek şöyle bir parti olmalı gibi bir yaklaşımın etrafında da dönmüyor. Bu, yolsuzluklar konusunda ve bu skandallar konusunda CHP’nin bir kanadının tavrıyla diğer kanadının tavrı arasındaki farklılıktan ortaya çıkan bir durumdur. Dolayısıyla ortada herhangi bir şekilde yeni denecek bir şey yok. Çünkü önceki tartışma kapanmış değil. Daha önce CHP içindeki iki kanat arasında devam eden eski bir tartışma, bugün CHP kökenli iki parti arasında devam ediyor. Dolayısıyla biz şuna bakarız. Bir siyasi partinin anlamlı olması için meşru siyaset alanına katkı adına söylediği nedir? Temiz siyaset alanına katkı adına söylediği nedir? Sorum AK Parti’nin 25. yılına ilişkin. Yoğun bir çalışma süreci içerisindeyiz dediniz. Herhangi bir sürpriz diyebileceğimiz bir şey görecek miyiz bu 14-15 günlük süreçte ya da 14 Ağustos’ta? Bir tane değil. 1 Ağustos’tan 14 Ağustos’a kadar bir sürü sürpriz göreceksiniz. Yani 25. yılımızı bir günde kutlamayacağız. 1 Ağustos’ta logomuzun ilanıyla başlayarak 14 Ağustos’a kadar bir sürü sürprizimiz olacak. 1 Ağustos’tan 14 Ağustos’a kadar hem burada hem de Türkiye genelinde yoğun bir faaliyetle bunu kucaklayacağız. En son Sayın Cumhurbaşkanımızın konuşmasıyla, ki o konuşmaya bütün vatandaşlarımızı davet ediyoruz, bunu taçlandırmış olacağız. 

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Son dakika… CHP’de figüran krizi! Bahçeli’den dikkat çeken açıklama

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.